(Goal.com Özel) Yalnızlığıyla baş başa bir dev: Beyoğluspor

Kökleri 1886 yılına dayanan ve İstanbullu Rumlar tarafından kurulan Beyoğluspor, Türkiye’de futbolun ve sporun temel taşlarından. Futbol medyası, endüstriyel futbolun duygusuz hâli üzerine ahkâm kesedursun, bu hüzünlü kulübün öyküsü sizlerle.
Y. Aktüel dergisinin 212. sayısından

“Yazık koşmasın söyle \ Aheste gitse bile \ Bir gün ulaşır elbet, bu hazin akıbete \ Bir zamanlar bu yolu \ Geçmiştik ümit dolu \ Işıklara bürünmüş, parıldıyor Beyoğlu.”

Secaattin Tanyerli’nin bu güzel tangosu, Beyoğlu’nun yalnızlığında kalmış bir aşkı anlatıyor. Aşk bu, her türlüsü var. Misal: Spor aşkı. Simon Kuper’in artık klişeleşmiş aforizması (kitabının da ismi) “Futbol asla sadece futbol değildir”, her yerde kullanılıyor tabii ama durumu da o kadar güzel anlatıyor ki. Bir uyarlama da biz yapalım o zaman: Spor, hele ki Beyoğlu’nda, asla sadece spor değildir.

Dünya futbolunun en eski kulübü, İngiltere’nin Nothingham kentinde kurulmuştu. Notts County’nin kuruluş yılı 1862. Keşke ülkemizde de 1800’lü yıllarda kurulmuş bir kulüp olsaydı diye düşünüyor insan. Hatta birçok tarihçi tarafından Fenerbahçe’nin temelleri ya da ta kendisi olarak kabul edilen Black Stockings FC (Siyah Çoraplar Spor Kulübü), 1899 yılında kurulmuştu. Bilenler bunu bilir. Fakat daha derinlerde, daha eskilerde kurulmuş bir kulübümüz var. Kuruluş yılı 1886. İlk adı Ermis olan bu kulüp, 1914 yılında Peraspor ismini alır. Cumhuriyetin kuruluşuyla beraber, 1923 yılında kulübün adı Beyoğluspor olur. Birazdan okuyacağınız kulüp başkanı Dmitri Koçias ve gazeteci-yazar Ergun Hiçyılmaz’ın anlatımlarından da anlaşılacağı üzere, Türkiye spor tarihinin mihenk taşlarından Beyoğluspor’un mazisi başarılar, başarılı sporcular ve renkli isimlerle dolu. İstanbullu Rumlar tarafından kurulmuş ve üç büyüklerde şana şöhrete ulaşmış sayısız sporcuyu yetiştirmiş olan bu köklü kulüp, bünyesinden iki de büyük kulüp çıkarmış. Hem de ülke sınırlarının dışında, uzaklarda iki kulüp. Yunanistan’ın ünlü kulüpleri AEK ve PAOK’un kökenleri Beyoğluspor’a uzanıyor.

Bir tabak patlıcan musakka için gırtlak gırtlağa gelebilecek insanların bile yaşadığı bir ülke, koskoca iki kulübü “elinden kaçırmış” ve geriye elektrik-su faturasını nasıl ödeyeceğini düşünen bir amatör kulüp bırakmış.

Dmitri Koçias (Beyoğlu Spor Kulübü Başkanı)

Varsa yoksa gençler, çocuklar

*Beyoğluspor’un geçmişinden söz edelim. Kimdir, nedir Beyoğluspor?
1886 yılında kurulmuş. Ermis olarak başlıyor. 1914-1923 arasında Pera olarak devam ediyor. Cumhuriyetle beraber semtin adı olan Beyoğlu ismini alıyor.

*AEK’le olan bağlantınız nedir?
O, mübadele zamanı.

*Buranın futbolcuları gidiyor değil mi?
Buranın futbolcuları. Bir kısmı Selanik’te PAOK’u, bir kısmı Atina’da AEK’i kuruyor. Futbolu Türkiye’de ilk oynayanlardan biriyiz. Çünkü futbol oynanmıyor Türkiye’de. Artı atletizmin tüm branşları varmış o zamanlar. Hentbol şubemiz bile varmış. Şu an Türkiye yeni yeni geliyor o noktalara. Bir kürek takımı düşünebiliyor musunuz? Beyoğluspor’un kürek takımı varmış. Ama reklamı az. Voleybolda senelerce, seri hâlinde Türkiye şampiyonlukları var, basket de öyle. Sürekli oyuncu yetiştiriyor. Tarihe geçmiş oyuncular voleybol ve basketbol takımlarımızda oynadı. İnşallah o günlere döneriz.

*Eski sporcularınızdan yönetimde ya da kulüpte bulunan var mı?
Enteresandır, çoğu tabii rahmetli, fakat hayatta olanlar da hiç uğramaz, aramaz, sormaz.

*Sizce bu kopukluğun sebebi nedir?
Sporcu karakteri herhalde. Başka türlü izah edilemez ki. Şimdi Fenerbahçeli Şeref Has. Bir telefon edip de “kulübüm duruyor mu” diye sor yani. Yok. Hayatta hâlâ. Ayhan Bermek, Panasonic’in genel distribütörü. Televizyon programlarına çıkar, gözünden yaş gelerek “İlk harçlığımı Beyoğluspor’dan almıştım, nişan-düğün buradaki salonda yapıldı” diye konuşur. Ne arar, ne sorar arkadaş. Yaralarımızı deşme.

*Türkiye’de bir dönem var ki, Vefa, Beyoğlu, Beykoz, Feriköy gibi takımlardan oluşan bir ligden söz ediyoruz. Ülkede futbolun tabanını oluşturan bu kulüpler neden ortada yoklar?
‘56 yılında Milli lig kuruldu ve bizim düşüşümüz başladı. Paralı, bütçeli takımlar 1. lige yükseliyor, biz mahalli ligde kalıyoruz. Mahalli ligde kaliteli takım kuruyoruz, 1. lige çıkıyoruz ama orada barınamıyoruz. Üç yıl sonra yeniden aşağı. Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş’la oynadığımız çok maçımız var. Milli lig kurulduktan sonra unutulduk. İlk gece maçı Taksim stadında, Fenerbahçe’yle Beyoğluspor arasında oynanıyor. Her üçüne karşı da galibiyetlerimiz var.

*1923’ten mahalli liglerin kurulduğu döneme kadarki Beyoğluspor’dan söz eder misiniz?
Arşiv bulmakta zorluk çekiyoruz. Birkaç şey anlatabilirim. Milli Takım’ın hazırlık maçlarını Beyoğluspor’la yapması. Oyuncularımız karakterli ve pislik yapmayan sporcular olduğu için, Milli Takım sürekli bizle maç yapmış. Milli Takım’la Taksim stadında, şu an park olan yerde oynarmış takım. İlk gece maçı da 1939 yılında askeriyenin sahasında Fenerbahçe’yle yapılmış.

*Osmanlı döneminde Türklere spor yasağı var. Gayrimüslimler serbest mi bırakılıyor, karışılmıyor mu?
Okuduğum kadarıyla Türk-Müslüman oynamıyor. Ne oluyor? Ahmet-Mehmet, Yorgo-Kosta isimlerini alıp top oynamaya başlıyor. Tarihte var bunlar. Futbol oynamak günah diye yasaklıyorlar, Rumlar zaten Müslüman olmadığı için serbest. “Gavurlar oynasın” diyorlar, ”gavurlar” da hep şampiyon oluyor.

*Kaç sporcunuz var şu anda?

Tüm branşlarda 240 sporcu var. 80 kadarı futbolcu.

*Ne tür giderleriniz var?
Amatör basketbol, 1. Küme, katılım ücreti 1200 TL. Yemeden içmeden 1200 TL gitti. Altyapılar 600’er lira her branş. Üç tane alt branşım, bir tane A takımım var. Ben ne yapayım? Üç bin lira lige katılmak için sene başında ödemem lazım. Hocası var, suyu var, elektriği var, servisi var, malzemesi var. Belediyeler son birkaç yıldır malzeme yardımı yaptı. Gerek Büyükşehir, gerek Beyoğlu Belediyesi yardım yaptı.

*Karşılığında bir şey istediler mi?

Hayır. Yalnız bize değil, İstanbul’daki 700 kulübe Büyükşehir, Beyoğlu’ndaki 17 amatör kulübe de Beyoğlu Belediyesi yardım etti. Eşofmandır, bir takım formadır, gönderiyorlar.

*İstanbul’daki Rum azınlıktan bir yardım gelmiyor mu?

Yok, hiç yok! Bazen bu AEK de PAOK da soruluyor, oradan yardım geliyor mu diye. Yeminle söylüyorum, ne onlar beni tanır ne ben onları.

*Böyle bir bağ kurmak istemiyor musunuz?
Bunlar şirketleşti, bağ kalmadı. Türkiye ve İstanbul bağı, özlemi kalmadı ki. Anonim şirket bunlar.

*Bizim büyükler gibi oldular diyebilir miyiz?
Bizimkiler görüntüde öyle. Aslında değil. Bak, PAOK’la tanışmamız, deprem sonrası Galatasaray’la maça geldiklerinde gerçekleşti. Depremzedelere yardım maçı. Kökünün burada olduğunu PAOK’lular o zaman öğrendi. PAOK, başkan ve takımıyla beraber bizi ziyarete geldi. “Tamam, köşeyi döndük” dedik. Bir yabancıya verdiği paranın yüzde birine biz kurtulurduk. Boğaz’a götürdük, kalkanlar, malkanlar. Ağabeycim, gidiş o gidiş. Aynı şeyi AEK’le de yaşadık. 80. kuruluş yıldönümlerini burada kutladılar, Galatasaray’la maça geldiler. Akşam Swiss Otel’de yemekler falan. Yine takım, başkanlar. Yine kalkanlar…

*Siz AEK’le maça çıkmak istemez misiniz?
İstemem.

*Neden?
Buraya var ya, ayak bastırmam. Her gelişleri bana masraf oluyor. Buraya giremezler abi. Maça da çıkmam. Şaka gibi geliyor, ciddiyim. Zavallı 10 tane yönetici cebinden ödedi masraflarını. Sonra gazeteye, televizyona çıktık. Etraftan laflar; “Bunlara ne para akmıştır” diyorlar. Aziz Yıldırım, o zaman ziyarete geldi. Var mı böyle bir şey? Arasam ulaşamam. Buraya girinceye kadar, “Sizi 1. kümeye çıkartacağım, şöyle yapacağım, böyle yapacağım” dedi, gitti. Kalkanı yiyene kadar her şey. PAOK’un başkanı, kayıp mesela.

*Şimdi gelseler içeri almayacak mısınız gerçekten?
Vallahi almam. Onların reklamı oldu, bizim değil.

*Motivasyonunuz çok düşük görünüyor. Bu işi yapmak istemiyor musunuz?
Yoruldum be! Başarı istemiyoruz. Kızlarım geçen sene play-off birincisi oldu, Eskişehir’deki finallere gönderemedim. Böyle bir acı olabilir mi, ama oluyor. 10 bin TL yetmez. Otel, yol, git-gel, yemek…

*Nasıl ayakta duruyorsunuz?
Allah yardım ediyor. Dualarla oluyor. Boş zamanlarında salonumuzu kiralıyoruz. Senede bir iki kere salonumuzda yemek tertipleriz. Kumarhanemiz yok bazı kulüpler gibi. Sevmezsen bu işi yapamazsın.

*Siz spor yaptınız mı?
Yaptım, bu kulüpte futbol oynadım. Şu anda 240 tane evladım var gibi geliyor. Bana güç veren ya da mutluluk veren o. Hiç kimseyi takmam ben, ne federasyonu ne belediye başkanı… Varsa yoksa gençler, çocuklar.

Ergun Hiçyılmaz (Gazeteci-Yazar)

“’Bizden biri’ lafını sevmiyorum”

*1886 Ermis, 1914 Peraspor ve 1923 Beyoğluspor diye süren bir futbol öyküsü. Bu süreçten söz eder misiniz?

Türkiye’de futbol ilk kez İzmir’de oynanır. Oynayanlar da Rumlar, yabancılardır. Buradan futbola başlayanlar daha sonra Karşıyaka, Göztepe, Altınordu gibi kulüpleri oluşturmuştur. Türkiye’de futbolun başladığı tarihte İngilizler, Ermeniler, Rumlar, Museviler ve Türkler mevcuttu. Fakat o dönemin yasalarına göre Türklerin futbol oynaması normal bir davranış olarak kabul edilmiyordu. Hatta oynayanlar takibe uğruyordu.

*Beyoğluspor nasıl bir kulüptür?
Beyoğluspor, Türk sporunda çok önemli yeri olan, başarılara imza atmış bir kulüptür. Şu andaki başarılardan söz etmiyorum, her zaman başarılı olamayabilirsiniz. 1923-1955 yılları arasında özellikle çok başarılıdır. Atletizmde, futbolda, voleybolda, güreşte, halterde ve masa tenisinde büyük başarıları vardır. Beyoğluspor’un başarısı daha çok Taksimspor’la olan didişmesine bağlıdır. Ezeli rakipleri. Taksimspor, Ermenilerin takımıdır. Daha sonra Şişli de Taksimspor’la birleşecektir ve Beyoğluspor onlara rakip olacaktır. Üstün ve nadide futbolcuların Beyoğluspor ve Taksimspor’dan çıktığını biliyoruz.

*Lefter ne zaman Beyoğluspor’da oynadı?

Askere gitmeden önce oynadı. Yani lisansının olduğunu hatırlıyorum. Lefter’in ve Kadri’nin Beyoğlusporluluğu vardır. Özellikle Kadri (Aytaç), Beyoğluspor’da büyümüştür. Çok da iyi Rumca konuşurdu. Daha bu arada sayılacak çok isim var ama bunları bu şekilde saymaktan üzüntü duyuyorum. Çünkü ben futbolcuyu milliyetine göre ayırmam. “Bizden biri” lafını sevmem ben.

*Ama toplumsal hafıza konusunda ciddi problemlerimiz var. Bugünün spor atmosferinden yola çıkarak sanki futbolun, sporun böyle bir geçmişi yokmuş gibi davranıyoruz. Koca köklü kulüpler kendi hâllerine bırakılmış.
Sizi tenzih ederim. Ama bugün medyanın neyi tartıp, neyi ölçebildiğini biliyoruz. Toplumsal hafıza konusunda da bu geçerli. Bütün Yorgo Kasapoğlu’nun hangi takımda oynadığını sorun, bilmezler. Bu insanlar sporu idare etmektedir, Beden Terbiyesi’nde idarecilik yapmaktadır. Kendisini idare etmekten yoksun kafanın, idareye muhtaç kafaları idare etmesi mümkün değildir. Sadece spor alanı değil, politik alan da böyledir. Ben sıkıldım artık; “Onlar bizim canımızdı”, “Lefter, Atina’da Yunanistan’a gol attı” diye bu insanları savunulur hâle getirmek ve bu insanları zor durumda bırakmak da iyi değil. Ürkütüyoruz, bu kulüplerin içine kapanmasına yol açıyoruz.

*Kulübün ismi neden 1923’ten önce Peraspor’ken sonra Beyoğluspor oluyor?
Cumhuriyet öncesi, mütareke dönemi, işgal dönemi ve işgal bitişine kadar gelecek dönemler, ayrı dönemlerdir. Eğer işgal sonrası dönemi inceliyorsak Beyoğlu’nun adı, Pera’ydı. Ondan önce Dersaadet’ti. Pera da sonra bugünkü İstiklâl Caddesi’nin adı “Doğruyol” caddesi oldu. Sonra da Beyoğlu yerleşti. Beyoğluspor, cumhuriyet sonrası kurulduğu için Peraspor adını alması mümkün değildi çeşitli nedenlerle. Kimse engel olmasa da çekingenlikten olabilir.
Peraspor’la Fenerbahçe de maç yapmıştır. Bizim hiçbir kulübün Beyoğluspor’la ya da Peraspor’la bir gerginliği yoktu. Ama Pera’nın toplumla bir gerginliği vardı. Pera güçlü bir takımdı. Cumhuriyetin ilânından sonra yurtdışına turneye çıktılar, Fransa’ya gittiler ve bir kulüple birleşerek Helenik adını aldılar. Toplu ilticanın sporda rastlandığı tek hareket budur. O kulüple beraber AEK’in temelini attılar. Çünkü burada maç yapmaları yasaklandı. Onlar da ne yapsınlar, buraya dönmekten çekindiler ve Atina’ya yerleştiler. AEK kuruldu. PAOK da aynı şekilde. Bunların içinde daha sonra Yunanistan Atletizm Federasyon başkanlığı yapanlar da oldu. Ama daha sonraki dönemde kendi istekleriyle giden çok fazla futbolcu ve sporcu vardır. Tenisçi bile vardır. Artık Aleko, Yordan, Kasapoğlu’ndan falan bile bahsetmiyorum. Bunlar Türk kulüplerinde oynamış çok başarılı da olmuşlardır.


AEK’İN KISA ÖYKÜSÜ

AEK, Atina’da bulunan ve Yunanistan’ın en başarılı kulüplerinden biri. AEK’in açılımı Athlitiki Enosis Konstantinoupoleos, yani Birleşik İstanbulspor. İstanbul’u temsil eden sarı-siyah renkleri seçen kulübün kuruluş yılı 1924. Sadece bu bilgiler bile bize AEK’in kimler tarafından kurulmuş olacağının ipuçlarını veriyor. Gerek 1923’ten önce Fransa’ya toplu hâlde giden Peraspor oyuncuları, gerekse mübadele döneminde Atina’ya giden İstanbullu Rum futbolcular, Venizelos’un Nea Filadelfia semtinde göçmen Rumlar için oluşturduğu mahalleye yerleştirildi. AEK’in logosunda çift başlı Bizans kartalı bulunuyor. Yıllar geçtikçe AEK, Yunanistan’da büyük başarılara imza attı. Diğer kulüplerin taraftarları, onlarla alay etmek için “Türkler” lakabını taktı. AEK’se bu gerginliğe hiç girmeden, sadece İstanbullu Rumların ve Yunanistan’da yaşayan Türklerin değil, ezilen, dışlanan sınıfların kulübü oldu. Dünyanın en önemli muhalif tribün gruplarından Original 21’se fanatik futbolseverlerin gıptayla izlediği bir topluluk. 

Onur Yazıcıoğlu'nun kaleminden "Sürgünde futbol sevdası: AEK"

Onur Yazıcıoğlu'nun tüm yazıları