Fatih Terim'in kariyerindeki en kötü 5 an

Ermenistan maçıyla birlikte Milli Takım'daki ikinci dönemine son veren Fatih Terim'in kariyerindeki kötü anları listeledik.
Goal.com

Fatih Terim kuşkusuz Türk futbolunun, kimsenin kesinlikle kayıtsız kalamayacağı aktörlerinin başında geliyor. Herkesin tanıdığı bildiği, ama kiminin çok sevip, kiminin nefret ettiği bir karakter. Gelgelelim bütün artıları ve eksileri toplayıp çıkardığımızda, kuşkusuz ortaya açık bir gerçek çıkıyor: Terim, Türk futbol tarihinin en yüksek kariyerli teknik direktörü.

Milli Takım'ı ilk kez Avrupa Şampiyonası'na taşıyan, Galatasaray'a UEFA Kupası'nı getiren, Milan gibi bir takımı çalıştırma şansı elde edebilen ve yine Milli Takım'la Avrupa Şampiyonası yarı finalisti olan hep O. Bu önemli başarıların altında, Fatih Terim'in imzası yatıyor.

Biz bugün farklı bir şey yapalım istedik ve Terim'in en kötü anları neler, onları düşündük. Eledik, eledik ve 5 tanesini çıkardık. İşte Fatih Terim'in teknik direktörlük kariyerindeki en kötü 5 ânı:

5- Euro 1996'da '0' çekti

Aslında İngiltere'de düzenlenen 1996 Avrupa Şampiyonası, Türk futbol tarihi açısından büyük önem taşıyor. Zira Türkiye, eleme grubundan zor da olsa çıkabilmiş ve tarihinde ilk kez bir Avrupa Şampiyonası'nda boy gösterme imkânı bulmuştu. Gelgelelim Fatih Terim'in kariyerindeki bu ilk zirve, bir hayli büyük bir hüsranla noktalanmıştı. Türkiye, D Grubu'nda Hırvatistan, Portekiz ve Danimarka'nın rakibi olmuş, üç maçta sırasıyla 1-0, 1-0 ve 3-0'lık yenilgiler alarak turnuvaya puansız veda etmiş, 1 gol bile atamadan eve geri dönmüştü.



4- Belçika beraberliği sonun başlangıcı oldu

Türkiye'nin 2010 Dünya Kupası'na katılamamasıyla sonuçlanan süreçte birçok maça dikkat çekilebilirdi. Ancak 10 Eylül'de Belçika içeride alınan 1-1'lik beraberlik, diğerlerinin arasından bir nebze öne çıkıyor. Zira kesinlikle kazanılması gereken ve iki takım arasındaki güç farkı, maçın iç sahada oynanması gibi faktörler de gözönüne alındığında, puan kaybıyla noktalanması en beklenmedik olan maç buydu. Diyebiliriz ki Bosna Hersek, bu maçtan başlayarak grupta, Türkiye karşısında avantajlı bir konuma yükselmeye başladı ve o konumunu da bir daha hiç kaybetmedi.

3- Torino yenilgisi bardağı taşırdı

6 Kasım 2001 günü İstanbul'da bir otelde "Takımdaşlık konferansı" veren Fatih Terim, aynı saatlerde Milano'da yapılan acil yönetim kurulu toplantısından habersizdi. Konferanstan çıkan Terim, yardımcılarından kötü haberi aldı: Galliani-Berlusconi ikilisi, 4 Kasım'da yaşanan 1-0'lık Torino yenilgisinin ardından kendisini Milan'dan uzaklaştırmışlardı. Terimli Milan daha önce de Bologna, Venezia gibi takımlarla ligde kendi sahasında berabere kalmış, Perugia'ya yenilmişti. Takımın İtalya Kupası'ndan da ilk turda elenmiş olduğunu göze alan yöneticiler, 6 Kasım tarihinde Terim'i görevden aldılar. Aynı Terim, kaderin cilvesi bu, yalnızca 1 yıl sonra aynı gün, yani 6 Kasım'da, bu kez başka bir kâbus görecekti. Ona da birazdan geleceğiz.



2- İsviçre maçında yaşanan olaylardan sorumlu tutuldu

Ersun Yanal'ın gönderilmesinin ardından büyük umutlarla yeniden Milli Takım'ın başına getirilen Fatih Terim, takımı önemli ölçüde toparlamış ve Almanya'da düzenlenecek 2006 Dünya Kupası öncesinde play-off turuna yükseltmişti. Bu turda İsviçre'yle eşleşen Türkiye, deplasmanda oynadığı ilk maçı 2-0 kaybederken, soyunma odalarında yaşanan bazı tatsız olaylar, Türkiye'de çok büyük tepki toplamış, 16 Kasım 2005 günü Şükrü Saraçoğlu'nda oynanacak rövanş maçına bu duygularla çıkılmıştı. Türkiye, oldukça çekişmeli geçen maçı 4-2 kazanmasına karşın, kendi sahasında yediği goller nedeniyle evde kalan taraf olmuştu. Bu başarısızlığın ardından ilk maçta yaşanan olayların da hırsını üzerlerinde taşıyan futbolcular, teknik ekip sorumluları, soyunma odalarında, hattâ sahada, rakiplerine karşı son derece çirkin davranışlarda bulunmuş, saldırmışlar ve Türkiye, FIFA'nın aldığı bir kararla, Avrupa Şampiyonası Elemeleri sürecindeki 6 iç saha maçını tarafsız sahada oynama cezası almıştı. Ceza daha sonra 3 maça kadar indirildiyse de, yaşanan olayların sorumluluğu, futbolcularının ve yardımcılarının sakin olmalarını engelleyemeyen Fatih Terim'e atfedilmişti.



1- Saraçoğlu'nda tarihi yenilgi

Galatasaray'ı üst üste 4 yıl şampiyon yapıp UEFA Kupası'nda zafere taşıyan Fatih Terim, 2001-2002 sezonunu şampiyon kapatan; ancak yine de Teknik Direktör Mircea Lucescu'yla yollarını ayırmayı tercih eden Galatasaray'ın bir kez daha hocalığına soyundu. 6 Kasım 2002 günü Türkiye'nin 'Clasico'sunda Fenerbahçe deplasmanına çıkan Cimbom, aslında o âna kadar çok da kötö götürmediği ligde şok bir yenilgiyle karşılaştı. İlk yarısı Tuncay ve Ortega'nın golleriyle 2-0 Fenerbahçe lehine kapanan maçın 58. dakikasında Ortega kırmızı kart görmüş ve Fenerbahçe için maç bir anlığına riske girmişti. Ancak ilerleyen dakikalarda Serhat'ın iki golü, Ceyhun'un sayısı ve Ümit Özat'ın perdeyi kapatan plasesiyle maç 6-0 sonuçlanmış, Fenerbahçe takımı, ezelî rakibi Galatasaray karşısında ilk kez bu denli farklı bir üstünlük kurmuştu.

Ne dersiniz? Fatih Terim'in kariyerindeki en kötü 5 an sıralamamız yerinde mi? Yoksa bu listeye girmesi gereken başka olaylar hatırlıyor musunuz? Görüşlerinizi bekliyoruz...

Erhun Geyisi, Goal.com