YORUM | Tencere ve kapak

Yorum (0)
Vincent Aboubakar Cyle Larin Besiktas Goal Celebration vs. Rizespor 01/06/21
Depo Photos
Vincent Aboubakar ve Cyle Larin, nasıl Süper Lig'in en ölümcül ikilisi hâlini aldılar?

YORUM | Onur Özgen @ozgenonur


Süper Lig’in yakın döneminde taktiksel olarak büyük bir kırılmaya neden olan iki şeyden bahsedilebilir: Birincisi; 3-5-2’nin hâkim olduğu 90’ların sonlarında Fatih Terim’in Galatasaray’da 4-4-2’ye geçmesi, adam markajının yerine alan markajını tercih etmesi ve bunu agresif bir presle birleştirmesiydi. İkincisi ise 2000’lerin ortalarında Alex de Souza’nın varlığının önce Fenerbahçe’de, ardından tüm ligde yarattığı değişimdi.

Alex, oyun görüşü ve top tekniği açısından klasik bir 10 numara olarak sayılabilirdi. Ama ceza sahasına çok sık girmesi ve skorer bir oyuncu olması onu bir 10 numaradan ziyade bir ikinci forvet yapıyordu. En önemli defosu ise top rakipteyken takımına çok yardımının olmamasıydı. Zaten biraz da bu sebepten Fenerbahçe’den önce kendisine Avrupa’da bir kariyer yapamamıştı. Tâbiri câizse Avrupalılaşamayan Brezilyalılardan biriydi ve belki de bu yüzden Türkiye’ye çok uymuştu. Dolayısıyla onun varlığı, önünde çift santrforun olmasını zorlaştırırken, arkasında çift pivotun olmasını ise zorunlu hâle getiriyordu.

Alex de Souza Fenerbahce 2005

Nitekim 2005-06 sezonundan itibaren Fenerbahçe’de 4-4-1-1 dönemi başlamış ve sarı-lacivertlilerin bu dönemde yarattığı etki, ligdeki diğer takımların da çift santrfor alışkanlığını büyük oranda terk etmesine neden olmuş ve ardından Süper Lig’i tahakkümü altına alan 4-2-3-1 furyası başlamıştı.

Elbette birkaç istisna vardı. Terim’in Galatasaray’daki üçüncü döneminin ilk sezonunda Milan Baros, Johan Elmander ve Necati Ateş üçlüsünden; ikinci sezonunda Burak Yılmaz, Umut Bulut, Didier Drogba ve Elmander dörtlüsünden en az ikisini birlikte kullanıp yine 4-4-2’ye dönmesi ya da Fenerbahçe’de Alex’in takımdan ayrılışının ardından önce Aykut Kocaman’ın, sonra Ersun Yanal’ın 4-3-3 formasyonu içinde Pierre Webo, Dirk Kuyt, Moussa Sow ve Emmanuel Emenike dörtlüsünden en az üçünü (ikisi kanat forvet olarak olmak üzere) birlikte kullanmaları buna örnek olarak gösterilebilir. Ancak Alex’in ardından Süper Lig’de çift santrforların tedavülden büyük ölçüde kalktığı bir gerçek.

Ligin baskın takımlarının 4-2-3-1 düzeni içinde fark yaratabilmelerine olanak sağlayan ise üç faktör vardı: Hücumcu beklerin kullanılması, savunma önündeki çift pivottan en az birinin hücuma dönük olarak oynatılması ve kanatlardan en az birinin forvet özellikli olması. Beklerin hücuma katkısı anlamında 2010’lu yıllarda en fazla iz bırakan oyuncular kuşkusuz Gökhan Gönül ve Caner Erkin’di. Diğer iki faktörde ise Şenol Güneş büyük bir fark yaratacaktı.

Birçok takım, savunma önünde defansif yönü kuvvetli ikililere yer verirken, Güneş’in takımlarında ise genellikle yaratıcı oyuncular yer alıyordu. Trabzonspor’da Selçuk İnan ve Gustavo Colman; Bursaspor’da Ozan Tufan ve Fernando Belluschi; Beşiktaş’ta Atiba Hutchinson ve Oğuzhan Özyakup. Aynı şekilde iki kanattan en az birisi de mutlaka forvet özellikli oluyordu; Trabzonspor’da Umut Bulut, Bursaspor’da Cedric Bakambu, Beşiktaş’ta Ryan Babel. Bilhassa 4-2-3-1 düzeni içinde kanatların birinde aslen santrfor olan bir oyuncuyu kullanmak, orta sahada sayısal olarak eksilmeden en uçtaki merkez forveti yalnızlıktan kurtarıyordu.

Selcuk Inan Burak Yilmaz Senol Gunes Trabzonspor

Güneş’in bu tarzı, birçok takıma da ilham verdi. Geçen sezonu şampiyon olarak bitiren Başakşehir’de Okan Buruk’un Enzo Crivelli ve Demba Ba’yı aynen bu şekilde birlikte kullanması, takımın Abdullah Avcı dönemindeki en önemli açmazlarından biri olan bitiricilik sorununu aşmasını sağlamıştı. Sezonun büyük bölümünü lider olarak götürse de salgın nedeniyle verilen aradan iyi dönemeyip ligi ikinci sırada bitiren Trabzonspor’da da Alexander Sörloth ve Caleb Ekuban’ın ortaklığı dikkat çekmişti. Aynı şekilde ikinci yarının en flaş takımlarından biri olan Kasımpaşa’da Fode Koita ve Mame Thiam durdurulması güç bir ikili hâlini almışlardı.

Bu sezon ise bunun örneklerinden birini Sergen Yalçın’ın Beşiktaş’ı sergiliyor. Yalçın’ın geçen sezonun ortalarında devraldığı siyah-beyazlıların hücumdaki en önemli sorunlarından biri, kanatlarının yeterince skorer olmamasıydı. Tyler Boyd, Georges-Kevin N’Koudou, Abdoulay Diaby ve Jeremain Lens dörtlüsü, sezon boyunca toplam yalnızca 11 gol atabilmişlerdi. Bu sezon ise takımın sol kanat oyuncusu, daha şimdiden tek başına bu gol sayısına ulaşmış durumda.

Fakat elbette bu oyuncunun Cyle Larin olabileceği kimsenin aklına gelmezdi. Kanadalı forvet ve ortağı Vincent Aboubakar, bu sezon şu ana dek Beşiktaş’ın attığı gollerin %51’ini kaydetti. Avrupa’nın beş büyük liginden birbirleriyle onlar kadar iyi anlaşan başka hücum ikilileri de sayılabilir; Tottenham’dan Harry Kane ve Heung-min Son, Inter’den Romelu Lukaku ve Lautaro Martinez ya da Olympique Lyon’dan Memphis Depay ve Karl Toko Ekambi. Ama galiba Kane ve Son’un yolları, Aboubakar ve Larin’inkine daha çok benziyor.

Son, 2015’te Tottenham'a transfer olduktan sonra Premier Lig'de hiçbir ikili, o ve Kane kadar birbirine asist yapamadı (Bu dalda lig tarihinde beşinci sıradalar). Eylül ayında Tottenham'ın Southampton'ı 5-2 yendiği maçta Son'a dört asist yapan Kane, karşılaşmanın ardından yaptığı açıklamada şöyle demişti: "Rakibin savunma arkasında boşluk vereceğini biliyorduk, bu yüzden maçtan önce benim derine inip, onun savunma arkasına koşması konusunda anlaşmıştık. Dolayısıyla ona bakmadım bile, çünkü topla buluştuğumda onun savunma arkasına koştuğunu biliyordum.”

Harry Kane, Heung-min Son, Tottenham, Premier League 2020-21

Kane kariyeri boyunca komple bir santrfordu. Ama daha önce savunma arkası koşularıyla büyük bir fark yaratırken, Jose Mourinho'nun Tottenham'ın başına gelişiyle birlikte bir derin forvete dönüştü. Christian Eriksen'in takımdan ayrılışının ardından onun bıraktığı yaratıcılık boşluğunu üstlenen Kane, savunma arkasına sızma görevini ise Son'a devretti. Bu bir yandan Dele Alli'nin takımdaki rolünün giderek silinmesine yol açsa da, aynı zamanda Premier Lig'in en ölümcül ikilisinin ortaya çıkmasını sağladı.

Aboubakar'ın Beşiktaş’taki ikinci dönemi de Kane'in Tottenham’daki bu dönüşümünü bir hayli andırıyor. Porto'da dizinden yaşadığı ciddi sakatlıkların ardından eski patlama gücünü ve savunma arkası koşularını büyük oranda yitiren Kamerunlu santrfor, buna karşın daha önce de sahip olduğu bağlantı oyunculuğunu daha da keskinleştirdi. Ve bu anlamda Beşiktaş'a tam zamanında geri döndü.

Slaven Bilic ve Şenol Güneş yönetiminde geçen altı sezon boyunca 4-2-3-1 formasyonundan neredeyse hiç vazgeçmeyen Beşiktaş’ta 10 numaraların hep anahtar bir rolü vardı: Manuel Fernandes, Jose Sosa, Anderson Talisca ve Adem Ljajic. Sergen Yalçın'ın gelişinden itibaren ise 4-2-3-1'in ve dolayısıyla 10 numaraların hânedanlığı yıkıldı. Geçen sezonun ikinci yarısından bu yana savunma önünde tek pivot ve iki iç oyuncusuyla 4-1-4-1 şeklinde oynama alışkanlığı edinen Beşiktaş'ta merkez orta saha oyuncularında aranan ilk özellik yaratıcılıktan ziyade dinamizm olmaya başladı. Ljajic'in giderek geri planda kalmasının nedenlerinden biri buydu.

Hâliyle ortadan kaybolan 10 numaraların bıraktığı yaratıcılık boşluğunu da kanatlardan birinin ve santrforun doldurması gerekti: Rachid Ghezzal ve Aboubakar. Kamerunlu santrforun sakatlıklar sonrasında geçirdiği dönüşüm, bu anlamda Beşiktaş'ın ihtiyaçlarıyla tam olarak örtüştü. Ve Aboubakar, siyah-beyazlıların hem 9 hem de 10 numarası oldu.

Besiktas Tactics 2020-21

Fakat elbette onun bu yeni rolünü tamamlayacak yardımcılara da ihtiyaç vardı. Aboubakar’ın sık sık derine inmesi dolayısıyla arkasında bıraktığı boşlukları biri doldurmalıydı. Bunu merkezden Bernard Mensah'ın yapamayacağı kısa sürede anlaşılınca, Yalçın sürpriz bir kararla Atiba’yı ikinci forvet gibi kullanmaya ve ondan bu şekilde büyük bir verim almaya başladı. Aynı zamanda kenarlardan da bir yardımcı gerekiyordu. Ve Yalçın bir icatta daha bulundu: Cyle Larin.

Beşiktaş'ta artık galiba olmayacak diye düşünülen ve geçen sezon Belçika ekibi Zulte Waregem'e kiralanan Kanadalı forvet, sıradan bir 9 numarayken, sol kanada çekildiği Denizlispor maçından itibaren parlamaya ve bir anda takımın gole en yakın oyuncusu olmaya başladı. Bilhassa arka direk koşularını kusursuz yapan Larin, bu sezon şu ana dek tüm kulvarlarda kaydettiği 14 golün 8’ini arka direklerden buldu. Ancak tabiî ki bunları Aboubakar'ın derin forvetliğine borçlu. Onun yerinde klasik bir ceza sahası içi santrforu olsaydı, o zaman Larin’in yerine de klasik bir kanat oyuncusu gerekebilirdi.

Futbolda en kolay sonuca gitme yöntemlerinden biri, birbirlerini tamamlayan ikililer bulmaktır. Ve belki de en zoru, bu ikilileri hücumda yaratabilmektir. Görünen o ki, Sergen Yalçın zoru başardı ve Beşiktaş onun bu başarısının tadını çıkarıyor.

Kapat