YORUM | Sacchi ve Trapattoni'den, Sarri ve Allegri'ye: Heyecan sürüyor

Yorum()
Getty
Sacchi'ye göre Napoli çoktan kazandı, Trapattoni'ye göreyse Juventus her zaman kazanır. Peki bu gece hangi halef kazanacak? Sarri mi, Allegri mi?


YORUM | Onur Özgen @ozgenonur

Serie A’da şampiyonluk düğümünü çözecek olan JuventusNapoli maçı sonunda geldi çattı. Herkesin gözünün üzerlerinde olacağı Massimiliano Allegri ile Maurizio Sarri ise, bundan 15 yıl önce ilk defa karşılaştıklarında, kimsenin umrunda bile değillerdi.

16 Kasım 2003’te Serie C’de oynanan Sangiovannese – Aglianese maçı 0-0 bitmiş, maçta isabetli tek bir şut bile atılamamış ve karşılaşmayı tribünden yaklaşık 1400 taraftar izlemişti. Üç sene önce Toscana Bankası’nın müdürlüğünden istifa edip teknik direktörlüğe başlayan Sarri, Sangiovannese’nin teknik direktörlüğünü yapıyordu. Sıradan bir futbolculuk kariyerine sahip olan Allegri ise, futbolu bıraktığı Aglianese’nin teknik direktörü olmuştu. Ve hiç kimse onlardan, 15 sene sonra ülkenin en önemli iki teknik direktörü olmalarını beklemiyordu.

İkisi de tırnaklarıyla kazıyarak şu anki konumlarına ulaştılar. Çok zorlu yollardan geçtiler. Ama farklı yollardan... Allegri, Juventus’un başına daha savunmacı, daha direkt oynayan, daha esnek ve kazanmaya odaklı bir futbol tarzıyla geçerken; Sarri ise daha hücumcu, daha topa sahip olmayı seven, prensiplerine daha bağlı ve estetiğe daha önem veren oyun anlayışıyla Napoli’nin başına geçti.

Giovanni Trapattoni Arrigo Sacchi

İkisinin geçtiği yollardan ise daha önce başkaları da geçmişti elbette: Giovanni Trapattoni ve Arrigo Sacchi. Bu isimlerin sadece futbol tarzları değil, kaderleri de benziyor. Allegri, selefi Trapattoni gibi büyük bir futbolculuk kariyerinden gelmedi belki. Ama o da tıpkı Trapattoni gibi, Milan’ın teknik direktörüyken yetersiz bulunarak gönderilip, ardından gittiği Juventus’ta efsaneleşti.

Sarri ise tıpkı Sacchi gibi futbolculuk geçmişi olmadan antrenörlüğe başladı. Sacchi ayakkabı tamircisiydi, Sarri ise bankacı... Ama ikisinin de futbola bakışları aynıydı. İkisi de teknik direktörlüğe alt liglerde adım attı. Sacchi de tıpkı Sarri gibi kariyerine Serie C'de Rimini'yi çalıştırarak başladı, ardından başına geçtiği Parma'yı ise efsaneleşeceği yıllarına Serie B'de hazırladı. Bu açıdan yıllar sonra Sarri'nin ortaya çıkışı ve ardından önlenemez yükselişi, Sacchi'nin düşüncelerinin İtalyan futboluna yeniden hakim olması gibiydi. Bu yüzden, Sarri henüz Empoli’yi çalıştırıyorken ve şu anki kadar popüler değilken; Sacchi ondaki parıltıyı fark etmiş ve Milan yönetimine, “Onu sakın kaçırmayın” demişti, fakat sözünü dinletememişti.

Ya da Trapattoni, İtalya Milli Takımı için Allegri’yi önerirken; Sacchi’nin ise aynı Allegri’yi durmadan eleştirmesi de bu yüzden. Hatta Trapattoni’nin, Sacchi'nin yolundan giden Pep Guardiola’nın oyun tarzını “verimsiz” olmakla eleştirmesi de bu yüzden: “Guardiola’nın takımları bana göre gereksiz derecede fazla topa sahip oluyor. Tik-tak, tik-tak... Top bir yandan öbür yana dönüp duruyor. Oysa daha kararlı bir şekilde hücum etmelisiniz. Ortada bir hedef varken, orta saha oyuncularının topu geriye çevirmesinden ve hedeften 70 metre uzaklaşılmasından hoşlanmıyorum. Bu benim için çok fazla.”

Giovanni Trapattoni Juventus

Trapattoni, Sir Alex Ferguson’ın da dediği gibi, İtalya’da ilk hücum prese dayalı oyun tarzını başlatan isimdi ve Marcelo Lippi ile Fabio Capello da, onun açtığı yoldan ilerleyerek bu kadar başarılı olmuşlardı. Aynı yoldan Allegri de emin adımlarla ilerliyor.

Sacchi ise, Guardiola’nın dediği gibi, İtalya’ya total futbol anlayışını getiren adamdı. Sarri de o geleneğin sadık bir takipçisi. Guardiola bunu, bu sezon Şampiyonlar Ligi grubunda karşılaştıkları Napoli maçından önce de söylemişti: “Ben sadece bir teknik direktör değilim, aynı zamanda futbol seyircisiyim. Ve bir seyirci olarak, Napoli’nin maçlarını izlemeyi çok seviyorum. Kalelerinin 40 metre uzağında oynamaya çalışıyorlar, bunu İtalya’da daha önce Sacchi’nin Milan’ı yapıyordu. Şurası kesin ki, Napoli şu anda İtalya’nın en iyi oynayan takımı. Kazanmaktan değil, en iyi oyundan bahsediyorum.”

Maurizio Sarri Napoli Coach Serie A 05032016

Peki sonunda bir şey kazanmayan iyi oyunu nasıl yorumlamak lazım? Bu konuda edilmiş en sarih söz Johan Cruyff’a ait: “Sonuç olmadan kalite anlamsızdır. Kalite olmadan alınan sonuçsa sıkıcı.” Dolayısıyla, Sarri’nin de muhteşem oyununu bir kupayla süslemesi şart. Her ne kadar Sacchi, Sarri’nin iz bırakan oyunuyla zaten çoktan kazandığını söylese de...

Trapattoni ise Juventus’u şöyle tanımlıyor: “Conte, Allegri ya da Trapattoni... Başında kimin olduğunun bir önemi yok. Juventus her zaman kazanan takımdır.” Bu gece kazanan takım ile en iyi oynayan takım karşı karşıya gelecek. Ve Sarri’nin takımı, Trapattoni’yi haksız çıkarıp, Juventus’un da bazen kaybedebileceğini göstermek isteyecek. Hem de tüm gücüyle...

 

Kapat