YORUM | Neden hepimiz Ajax'ın kazanmasını istedik?

Yorum()
Getty Images
Johan Cruyff, "Kazanmak önemlidir, ama esas hediye insanların size hayranlık beslemesidir" der. Ajax sadece turu değil, hayranlığımızı da kazandı.


 YORUM | Onur Özgen @ozgenonur

Amsterdam’da oynanan ilk maçın hâkimi Ajax’tı. Bütün maçı neredeyse tek kale oynamışlar, ama rakip kale önünde yeterince soğukkanlı ve becerili olamamışlardı. Real Madrid de kontrataktan bulduğu iki golle sinir bozucu bir galibiyet almıştı.

Marco Asensio’nun 87. dakikada attığı galibiyet golünün ardından ise ilginç bir durum yaşanmıştı. Gol sevincine katılan Sergio Ramos, kendi yarı sahalarına dönerlerken Casemiro ve Nacho’yla bir şey konuşmaya başlamıştı. Ardından kulübeye dönüp bir şeyler söylemişti. Ajax’ın oyuna yeniden başlamasından kısa süre sonra ise orta sahada Kasper Dolberg’e yaptığı anlamsız faulün ardından sarı kart görmüş ve rövanş maçında cezalı duruma düşmüştü. Maç sonunda kartı bilerek gördüğünü itiraf etmesiyle durum anlaşılmıştı.

Hem Ramos hem takım arkadaşları hem de teknik ekip, bu turun artık geçildiğini düşünmüş ve Ramos’un çeyrek final öncesi kart sınırından kurtulmasını uygun görmüştü. Fakat maçın ardından olayla ilgili hemen bir soruşturma başlatan UEFA, Ramos’a bir maçtan daha men cezası verdi. Böylece Ramos, çeyrek final ilk maçında da oynayamayacaktı.

Üstelik yanıldıkları bir konu daha vardı; henüz turu geçmemişlerdi. Evet, eleme turlarında evindeki ilk maçı kaybeden takımlar, Şampiyonlar Ligi'nin 64 yıllık tarihinde sadece altı kez turu geçmeyi başarabilmişlerdi. Ama bunların ikisini zaten Ajax başarmıştı. Ve ilk maçtaki görüntüye bakılırsa, yine yapabilirlerdi.

Santiago Bernabeu’ya da ilk maçın öz güveniyle çıktılar. Dakikalar 18’i gösterdiğinde 2-0 öne geçmişlerdi bile ve bunu Şampiyonlar Ligi tarihinde Real Madrid’e daha önce yapabilen olmamıştı.

David Neres Real Madrid Ajax UEFA Champions League 03/05/19

Bu arada ilk iki golün başlangıcını ise kaçırmıştık ve belki de bu Ajax’ın oynadığı futbolu en iyi anlatan şeydi. İlk gol öncesinde Lasse Schöne, Toni Kroos’a çalım atmak isterken topu oyun alanında tutamamış ve hakem Real Madrid lehine taç kararı vermişti. O esnada reji pozisyonu göstermeye çalışırken, Hakim Ziyech topu Kroos’tan çoktan kapmış ve savunma arkasına sızan Dusan Tadic’e pasını vermişti bile. Biz ise ancak top Tadic’e geldiğinde pozisyonu görebilmiştik, iki saniye sonra da Ziyech’in golü gelmişti.

İkinci gol öncesinde ise Real Madrid sol kanattan bir atak geliştirmiş ve Raphael Varane’ın şutu kaleci Andre Onana’nın kucağında kalmıştı. İlk golden gerekli dersi çıkaramayan reji yine dayanamamış ve hemen pozisyonun tekrarını göstermeye girişmişti. O ara çoktan hücuma geçen Ajax’ın atağına ise ancak top orta sahada Tadic’in ayağındayken yetişebilmişti. Neyse ki Tadic’in etrafını saran dört rakip oyuncu arasından Zinedine Zidane’vari bir dönüşle sıyrılışını ve ardından David Neres’e yaptığı muhteşem asistini görebilmiştik.

Ancak burada önemli olan şuydu: İki golü de başından sonuna dek ancak tekrarında seyredebilmiştik. Çünkü Ajax’ın hızına ne Real Madrid ne de reji yetişebiliyordu.

Bernabeu’da yirmi dakika içinde iki farklı öne geçmiş ve tur için kendisine yetecek skoru almış bir takımdan ne yapmasını beklersiniz? Tempoyu biraz düşürüp topun arkasına geçmesini, değil mi? Normal takımlar genelde öyle yaparlar. Ama Ajax bunu reddetti. Yavaşlamak bir yana dursun, daha da hızlandı. Üstüne bir de işi şova dökerek Real Madrid’i küçük düşürmeye başladı.

Tadic dört oyuncuya birden Zidane çalımı atıyor, Neres topuk hareketiyle Dani Carvajal’ın sağından atıp solundan geçiyor, Frenkie De Jong vücut çalımıyla Vinicius Junior ve Luka Modric’i yerlerde sürüklüyor ve Ajax kazanırken aynı zamanda izleyenleri kendine hayran bırakıyordu.

Ajax, De Jong’u Barcelona’ya sattığını açıkladığında, Twitter hesabından Barcelona’ya şöyle seslenmişti: “Geleceğin tadını çıkarın.” Ne demek istediklerini, dün gece herkes gördü. De Jong, geleceğin orta saha oyuncularının prototipi; karşısındaki Modric ve Kroos’un ise karışımıydı adeta. Her şeyi yapabiliyordu. Kendi ceza sahası önünde Real Madrid’in atağını kesip, ardından tek başına rakip yarı sahayı kat ediyordu ve hiçbir baskı ona hatalı pas yaptıramıyordu. Xavi’nin dediği gibi, “Her zaman boşta biri vardır.” De Jong’un radarları da her defasında boştaki oyuncuyu bulmayı başarıyordu.

Frenkie De Jong Real Madrid Ajax UEFA Champions League 03/05/19

Ama gecenin esas kahramanı bir başkasıydı. Jonathan Wilson’ın da hatırlattığı üzere; geçtiğimiz yıl mart ayının ilk haftasında Southampton’ın Stoke City ile golsüz berabere kaldığı maçın ikinci yarısında oyundan alınan Tadic, tam bir yıl sonra Şampiyonlar Ligi’nde gole en fazla doğrudan katkı veren oyuncu oldu (6 gol, 3 asist) ve Bernabeu’da Real Madrid’i paramparça etti. Nacho, Varane ve Casemiro, karşısında öyle durumlara düştü ki; o anları tribünden seyreden Ramos bir yandan büyük bir acı çekmiş, diğer yandan da cezalı olduğuna şükretmiş olmalı.

Ajax’ın Şampiyonlar Ligi’nde bir eleme turunu kazanmasının ardından tam 22 yıl geçmişti. Tesadüfe bakın ki, 1997 Mart’ında yine Madrid’de, Atletico’yu elemişlerdi. O sezon Ajax, yarı finale kadar gidebilmişti. Peki şimdi?

O takımın başındaki isim olan Louis van Gaal, Panenka’ nın son sayısına verdiği röportajda hayli iddialı konuşuyor: “Ajax geçtiğimiz ekim ayında Bayern Münih ile karşılaştığında, şu anki takımın 1995'teki kadar iyi olduğunu söyledim. Ve ne oldu biliyor musunuz? İnsanlar bana güldüler. Ama sonra Ajax'ın bir üst tura yükseldiğini gördüler. Ajax'ın 1995'teki gibi bir şampiyonluk daha kazanabileceğine inanıyorum. Yine de bunun için henüz erken. De Ligt ve De Jong hâlâ çok genç oyuncular. Ama diğer yandan oynamak için asla çok genç değilsinizdir. 1995'te Şampiyonlar Ligi'ni 17-18 yaşındaki oyuncularla kazandığımız unutulmamalı."

Fakat Van Gaal’in de atladığı bir husus var. Ajax’ın çok genç bir takımının olduğu doğru; ama aynı zamanda Daley Blind, Schöne ve Tadic gibi bütünü çok iyi tamamlayan tecrübeli parçalara da sahipler. Yani bu defa ortada çok iyi bir karışım var.

Daley Blind Real Madrid Ajax UEFA Champions League 03/05/19

Ajax, iki sezon önce de 21 yılın ardından Avrupa’da final oynamayı başarmıştı ve bu takımın temelleri o sezon atılmıştı. De Ligt, De Jong, Donny van de Beek ve Neres gibi oyuncuların ilk sezonlarıydı. Ama Peter Bosz yönetimindeki o takımın, Blind ve Tadic gibi Premier Lig tozu yutmuş oyuncuları yoktu. Ve yine çok iyi oynasalar da, Manchester United karşısında kazanmanın yolunu bulamamışlardı.

Erik ten Hag'ın takımı ise Real Madrid karşısında sadece kazanmadı, çok daha fazlasını başardı. Çünkü Johan Cruyff’un dediği gibi, “Kazanmak önemli bir şeydir. Ama kendi tarzınızın olması, insanların sizi taklit etmeleri, size hayranlık beslemeleri, en büyük hediye budur.”

Bernabeu’nun üzerinde günlerdir bir hayalet dolaşıyor; Cruyff’un hayaleti. Real Madrid, felsefesini Cruyff’un belirlediği iki takımla bir hafta içinde üç defa karşılaştı ve üçünde de kaybetti. Barcelona, önce Kral Kupası’ndan eledi, ardından La Liga’da şampiyonluk umutlarını bitirdi. Dün gece de dokuz sezon sonra ilk defa Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek final aşamasına gelemeden elendiler.

Ajax taraftarları ise maç sonunda Real Madrid’lileri kızdırmak için Eric Idle’ın “Always Look on the Bright Side of Life” şarkısıyla Bernabeu'yu inletti. Hayatın hep parlak taraflarını gör... Bu kadar muhteşem bir takıma gönül verip başka türlüsü mümkün mü ki?

 

Kapat