Haberler Canlı Skorlar
Manchester United - Man City

YORUM | Manchester United - Manchester City: Bir derbi, şehir yaratır mı?

11:20 GMT+3 24.04.2019
Man Utd vs Man City
Manchester denince aklınıza pamuk fabrikaları, limanlar, demiryolları ya da Beetham Kulesi geliyorsa, yanlış yerdesiniz.


YORUM | Rezzan Yetiş @rezzan_yetis

Premier Lig’in şampiyonunu belirleyebilecek maçların biri geldi çattı. Manchester City puan kaybederse şampiyonluk yolunda ağır bir darbe alacak; Manchester United puan kaybederse ilk 4 umutları iyiden iyiye yok olacak. Her iki tarafın da kazanmak için hayati sebepleri var. Ancak hepsinden de öte bir amaç var: Şehrin en büyüğünün kim olduğunu göstermek.

Manchester takımları arasındaki rekabetin perde arkasına gitmek için öncelikle Sanayi Devrimi’ne uzanmamız gerek. Devrim, 19. yüzyılın ortalarında Manchester’a büyük bir dönüşüm yaşattı. Halk, daha çok boş zamana sahip olduğu için eğlenceli vakit geçirebileceği aktiviteler arıyordu. Pub’lara gidip eğleniyorlar, para karşılığı dövüşüyorlar ya da yürüyüş ve koşu yarışları yapıyorlardı. Parayı kumara ya da alkole yatıran da çoktu. Bu tarz aktivitelerden kaçınan muhafazakar veya orta sınıf kesime spor, daha cazip geliyordu.

Spor müsabakalarını izlemek için para ödeyen insan sayısı arttıkça sporun da gelişimi aynı oranda artmaya başladı. Belli bir dönem yoğun ilgi gören rugby, 20. yüzyılın sonlarına doğru tahtını futbola devredecek ve bir daha Manchester denilince akla ilk gelen o olmayacaktı.

Şehrin önde gelen 2 futbol takımı, isimlerini değiştirmeye karar verdiği an rekabetin ilk sinyalleri verilmişti aslında. İlk adımı atan ise St. Marks, ya da West Gordon, oldu ve 1894’te Manchester City adını aldı. 1902’de ise Newton Heath, Manchester United oldu. Değişiklikten anlaşılacağı üzere her ikisi de koca bir şehri temsil etmek istediğini açıkça belli ediyordu.

İki ekip arasında geçen ilk derbi, isimlerini değiştirmeden önce 1881’de oynanmıştı. Renkleri dahi kırmızıya karşı mavi değil; sarıya karşı siyahtı. United, o günkü adıyla Newton Heath, maçı 3-0 kazanmıştı ancak o zamanlar büyük bir coşkuyla kutlanmamış, şehrin iki takımının sıradan bir maçı gözüyle izlenmişti.

Manchester City'nin Manchester United'ı yarattığı gün: 1905 Rüşvet skandalı

Ezeli rekabetin başladığı yıllar ise 1888 - 1893 yıllarında başarılar elde eden Manchester United, yerel ligdeki gücünü iyiden iyiye hissettirmeye başladığı zaman ortaya çıktı.

City, bu ilerleyişe, 1904’te FA Cup’ı elde ederek karşılık vermişti. Ancak United’ın intikamı acı olacaktı. 1906’da First Division’da oynanan ilk derbiyi, o zamanlar daha büyük bir kulüp olarak görünen City, 3-0 kazandı. Bu galibiyeti felaketler silsilesi izledi. City’li futbolcular rüşvet skandalına karışmış, takımın 17 futbolcusuna bir daha Manchester City’de oynamama cezası gelmişti. Bu işin ise tek bir kazananı vardı: Manchester United. City’den aldığı Billy Meredith, Sandy Turnbul, Herbert Burgess ve Jimmy Bannister ile Manchester United, 1908’de ilk kez First Division şampiyonu oldu.

O zamandan İkinci Dünya Savaşı’nın sonuna kadar iki takım oyuncular, birlik ve beraberlik ruhunu hissettirmek için birbirlerinin takımlarında oynuyor, derbinin rekabet atmosferi bir nebze olsun azalıyordu. United, o zamanlar City’ye göre daha büyük sıkıntılar çekiyordu. 1908’de aldığı lig şampiyonluğunun üzerinden neredeyse 36-37 sene geçmişti ve bu sürede yalnızca 1 kez FA Cup kazanabilmişlerdi. City ise 1934’te ikinci kupasını almıştı. United, o kadar fakirleşmişti ki 1937’de gaz ve elektriği kesilmiş, kulüp çalışanlarına yemek parası dahi vermekte zorlanmışlardı. Savaştan sonra ise büyük bir yükselişe geçen Kırmızılar, takımın başına Matt Busby’yi getirmiş, çok yetenekli futbolculardan oluşan bir kadro kurmuş ve 1956 ve 1957'de üst üste iki lig şampiyonluğu kazanmıştı. Fakat United için yeni bir felaket daha kapının ardında bekliyordu.

Faciadan doğan şöhret

İki takımın da tarihçesi oldukça uzun. Bu yüzden bazı kilit noktalara değinerek gidelim. Manchester United’ı şehrin en çok tanınan kulübü yapan şey, elbette ki başarılarıydı. Ama bu popülariteyi başlatan ilk olay, bazı tarihçilere göre futbol tarihinin en trajik kazalarından biriydi: 1958 Münih faciası.

6 Şubat 1958’de, Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası’nda Kızılyıldız ile deplasmanda karşılaşan United kafilesini taşıyan uçak, Belgrad’dan havalandıktan sonra yakıt almak için Münih’e inmişti. Yoğun kar yağışı altında kalkış yapmak isteyen uçak, ilk iki denemesinde başarısız olmuş, üçüncü denemesinde ise yeterli hıza ulaşamayarak, havalimanını çevreleyen bariyerlere çarpmıştı. 23 kişinin öldüğü kazada, dönemin en iyi futbol takımları arasında gösterilen “Busby’nin bebekleri”nden 8 futbolcu, yaşamını yitirmişti. Hem de İngiltere’nin ilk Avrupa kupası kazanacak kulübü olmaya çok yaklaşmışken.

Bu kaza tüm dünyada şok etkisi yaratmış, bazı yazarların iddiasına göre Manchester United’ın küresel anlamda büyük bir taraftar kitlesine ulaşmasına da sebep olmuştu. Ancak 70 ve 80’lerdeki holiganizm akımı sebebiye bu facia, taraftarların birbirine hakaret ettiği zaman kullandığı bir çeşit dalga konusu haline bile gelmişti.

29 Mayıs 1968’de, kazadan 10 yıl sonra Avrupa Kupası hayalini gerçekleştiren United, ilerleyen televizyon teknolojisi ve İngiltere’nin 1966 Dünya Kupası şampiyonluğunun da şöhretine şöhret katmıştı.

Bundan sonra neler mi oldu? İngilizlerin bir lafı var ya hani: “The rest is history.” diye. İşte, United için gerisi Fergie.

"Gürültücü komşular"

Rekabetin iyice kızıştığı ve artık kavga gürültünün koptuğu derbilere gelelim. Aralık 1970’te United efsanesi George Best’in, Cityli Glyn Pardoe ile girdiği mücadelede rakibinin bacağını kırdı. Bu olaydan sonra Pardoe, tüm bacağını kaybetme riski ile karşı karşıya kalmıştı.1973-74 sezonunda 0-0 berabere bitecek olan maçta Unitedlı Lou Macari ve Cityli Mike Doyle, kırmızı kart görmüş ancak sahayı terk etmeyi reddetmişti. Hakem, oyuncular sahayı terk edene kadar takımları soyunma odasına göndermek zorunda kalmıştı. Derbide çıtayı arşa çıkaran olay ise Manchester United tarihinin efsane golcülerinden Denis Law’ın, City forması ile eski takımına karşı son dakikalarda topuk golü atmasıydı. United, mutlaka kazanması gereken maçı kaybetmiş, düşme hattındaki rakipleri ise puan kaybetmemişti ve küme düşmüştü. Denis Law, bu maçın ardından futbolu bıraktı.

Manchester United, Sir Alex Ferguson ile kupa avcılığına devam ederken Manchester City, bir ileri bir geri gidiyor, rekabetten uzakta yolunu bulmaya çalışıyordu. 1995-96 yıllarından 2002 sezonun kadar Birinci Lig’de olan City, 2002’de Premier Lig’e döndüğünde ne Manchester United ne de diğerleri bıraktığı gibi değildi.

Son 8 sezonun üst üste kazananı Manchester United karşısına çıkan City’nin lige geri dönüşü pek hoş karşılanmamıştı. 2003’teki karşılaşmada City ve United taraftarı, maçı aynı tribünen izlese de aralarında geniş ve kalabalık bir polis barikatı vardı.

Tarih 2009’u gösterdiğinde Ferguson, City ile oynayacakları lig mücadelesi öncesinde City taraftarları için “gürültücü komşular” benzetmesini yapmış ve gergin atmosferi daha da alevlendirmişti.

O esnada Olimpiyatlar’a 3 kez başvuran ancak kazanamayan Manchester şehri, İngiliz Milletler Topluluğu Oyunları’na ev sahipliği yapmaya hak kazanmıştı. Ancak Beswick’te yeni bir stadyuma ihtiyaç vardı ve oyunların ardından bu stat, bir takıma verilmeliydi. City, bu stada talip oldu ve yeni bir başlangıca ilk adımını attı. Para havuzu başlangıcına.

Aradan 5 yıl geçti, dünyanın en zengin insanlarından biri olan petrol devi Sheikh Mansour, Manchester City’yi satın aldı. Newcastle United ve Liverpool’u da satın almayı planlıyordu ancak yeni, geliştirilmeye müsait yeni bir stadı olan ve Manchester gibi küresel anlamda bir yerlere gelmiş şehrin takımı City, tam bir yatırım aracıydı. 32 senedir büyük bir başarı elde edemeyen orta sınıf bir takımdan dünyanın en iyi teknik direktör ve futbolcularını peynir ekmek gibi satın alabilen büyük bir kulüp haline geldiler.

İlk kez isimlerine şehrin adını eklediklerinde aralarındaki rekabet şimdiki kadar katı ve gergin değildi. Takımların gelenekleri, tutum ve davranışları yüzyıllar içerisinde değiştiği gibi şehir de çok değişti. Şehir, fabrika ve limanlarıyla meşhurken artık medya şirketleri ve kalabalık gece hayatıyla anılır oldu. Ancak bugün Manchester’ı Manchester yapan, üzerinde hakimiyet kurmaya çalışan Kırmızı ve Mavi yakaları.