Haberler Canlı Skorlar
Chelsea - Arsenal

YORUM | Kaybederken daha etkileyiciydi, ama kazanmak ona çok yakıştı

12:20 GMT+3 30.05.2019
Maurizio Sarri Chelsea Coach
Oyuncuları zaferlerini kutlarken, o madalyasına bakıyordu. Sonra başını kaldırdı. Yüzünde çocukça bir gülümseme vardı. Belli ki çok hoşuna gitmişti.


YORUM | Onur Özgen @ozgenonur

Sahayla tribünler arasında su yeşili renginde devasa bir boşluğun olduğu ve kuş bakışı kamera açısıyla bu rahatsız edici boşluğun daha da gözünüze sokulduğu bir Premier Lig maçı nasıl olurdu? Bunu merak edecek kadar mazoşist olanlar için UEFA’nın bir sürprizi vardı: Bakü’de bir Avrupa finali.

Sahada her zamankinden biraz daha küçük görünen oyuncuların mücadelesinin ilk bölümünde ise üstün olan taraf Arsenal’dı. Unai Emery, Chelsea geriden oyun kurarken takımına adam adama baskı uygulatıyordu. Tıpkı Ocak ayında 2-0 kazandıkları maçtaki gibi... Pierre-Emerick Aubameyang ve Alexander Lacazette, rakip stoperlerin tepesindeydi. Ainsley Maitland-Niles ve Sead Kolasinac, rakip beklerin üstündeydi. Mesut Özil ise Jorginho’yu takip ediyordu. Fakat buna rağmen baskısı Aaron Ramsey’inki kadar agresif değildi. Jorginho’ya belki dönme şansı vermiyor, ama yine de tek pas yapabilecek kadar alan ve zaman tanıyordu.

Bu baskıları sayesinde 9. dakikada Maitland-Niles ile sağ kanatta ilk boşluklarını ve pozisyonlarını buldular. 16. dakikada da Kolasinac, Cesar Azpilicueta’nın arkasına sızıp ikinci tehlikeyi yarattı. Üçüncü tehlike, ondan iki dakika sonra yine Azpilicueta ile Andreas Christensen'in arasına sızan Lacazette’in penaltı bekleyişiyle geldi. Dört dakika sonra orta sahada topla buluşan Lucas Torreira, savunma arkasına koşu yapan Lacazette’e doğru hiç bekletmeden uzun menzilli bir pas yolladı. Neticesinde Azpilicueta ile Kepa Arrizabalaga birbirleriyle çarpıştılar. Evet, hiçbirinde gol gelmedi. Ama Arsenal’ın planı açıktı: Rakip bek ve stoperlerin arasındaki iç koridorları kullanmak ve sürekli savunma arkasına sızmaya çalışmak. Ki sezon başından beri istikrarlı bir şekilde en iyi yaptıkları şeyler de bunlardı.

Buna karşın Chelsea’nin handikapı ise sezon başından beri kolektif olarak en iyi yaptıkları bir şeye sahip olmamalarıydı. Sarri, Şubat ayından itibaren kendi oyunundan tavizler vermiş ve takım bu şekilde ligde üçüncülüğü elde edebilmişti. Ama yine de Chelsea’nin oyunundaki en iyiyi tanımlayacak bir şey bulamıyorduk. İlk 30 dakikada onlar da bulamadılar. Tek şansları, sezon başından bu yana olduğu gibi Eden Hazard’ın rakibini bire birde yakalayıp sihir yaratması ya da Emerson’un sol çizgiden içeriye doğru sızdığı anlarda yine Hazard’ın ceza yayı üzerinde topla buluşması gibi görünüyordu.

30. dakikadan itibaren ise önce oyunda dengeyi sağladılar, sonra da yavaş yavaş üstünlüğü ele aldılar. Mesut, Jorginho’ya uyguladığı adam markajındaki disiplinini ve konsantrasyonunu beklenildiği gibi giderek kaybetmeye başlamıştı. 39. dakikada Chelsea ikinci organize pozisyonunu buldu ve başrolünde Jorginho vardı. Azpilicueta, Arsenal yarı sahasında kullandığı taç atışını Jorginho’ya doğru gönderdiğinde, Mesut ile aralarında yaklaşık 15 metre bulunuyordu ve Mesut hepimiz gibi meraklı gözlerle rakibinin ne yapacağını bekliyor gibiydi. Jorginho ani bir şekilde dönerek Azpilicueta’dan tekrar pas istedi, kendisine refakat eden Mesut’un yanından hızla geçip ilerideki N'Golo Kante’ye tek pasını yolladı ve ceza sahasına doğru topsuz koşusuna devam etti. Hazard’ın pasında ceza yayı önünde yeniden topla buluştuğunda ise etrafında beş Arsenal oyuncusu ve bir de Olivier Giroud vardı. Hiç bekletmeden bir tek pasla daha Giroud’nun önündeki boşluğa doğru hareketlenmesini sağladı. Ama düelloyu kazanan, bir diğer eski dost Petr Cech oldu. Şimdilik...

Maç öncesinde Chelsea’nin geniş alanlarda rakibini zor durumlara düşürebileceği öngörülüyordu. İkinci yarıda bu gerçekleşti. Sarri’nin büyüleyici Napoli’sinin en etkili kombinasyonlarını Faouzi Ghoulam, Marek Hamsik ve Lorenzo Insigne’den oluşan sol kanadı kurardı. Dün gece Emerson, Mateo Kovacic ve Hazard arasında da Sarri’nin özlediği sol kanat kombinasyonlarının kurulduğunu gördük. Sonra onlara Giroud da yaklaşmaya başladı. Hazard, Maitland-Niles ile daha fazla bire birde kaldı. Ve Arsenal bu sıcağa dayanamadı.

Yedikleri ilk darbe, belki de en acıtanıydı. Bir saniye önce düşündü Giroud. Ve Emerson'un ortasında olması gereken yere bir saniye önce ulaştı. Eski dostu Laurent Koscielny bunu fark ettiğindeyse top ağlardaydı. Sonrası çöküş; 12 dakikada üç gol ve Cech'in futbola vedasının önüne geçen Hazard’ın Chelsea’ye vedası...

Arsenal, Avrupa kupalarında oynadığı beş finalin dördünü kaybetmişti; tek galibiyetleri 1994 Kupa Galipleri Kupası'nda Parma’ya karşıydı. Dün gece ise belki de en güvendikleri şey, bu kupayı en fazla kazanan teknik direktöre sahip olmalarıydı. Hatta dün gece Arsenal kazansaydı; Unai Emery, Avrupa kupalarında en fazla final kazanan teknik direktör olacaktı. Ama olmadı. Arsenal yine kazanamadı ve Şampiyonlar Ligi’ne dönmek için elindeki tek şansını kaybetti.

Arsene Wenger'in 21 yıllık hikâyesinin ardından etkileyici bir başlangıç yapmıştı Emery. Takımın gelişimi heyecan vericiydi. Ama zaman ilerledikçe heyecan kayboldu. Eski kötü alışkanlıklar yeniden hortladı. Savunmada çok kolay açık veren Arsenal geri dönmüştü. Hücumda ise giderek tek düzeleşmişti. Kapanış da buna uygun oldu.

Chelsea ise tam tersi bir süreç yaşadı. Oyuncular, Sarri’nin felsefesini hiç ama hiç anlayamıyorlardı. Dahası taraftarlar da Sarriball’un kerametinden artık şüphe duymaya başladıklarını yüksek sesle dile getiriyorlardı. Felaket derecede kötü geçen Ocak ve Şubat aylarının ardından ise bir şey oldu. Sarri ve oyuncular arasında bir uzlaşma sağlandı. Maç başına pas sayısı düştü. Topa daha tehlikeli yerlerde sahip olundu. Takım gerektiğinde savunma çizgisini geride kurdu ve geriden uzun pasla çıktı. Artık sonuç almak zamanıydı. Ve kapanış, yine buna uygun oldu.

Chelsea’deki ilk sezonunda 39 resmi maç kazandı Sarri. Kulüp tarihinde ilk sezonunda ondan daha fazla maç kazanan tek menajer 2004-05’te Jose Mourinho’ydu (42). Çok zor şartlarda takımı Şampiyonlar Ligi’ne taşımayı başardı. İki kupada final oynadı. Ve sonunda birini kazandı.

Maç sonundaysa bu zaferi Napoli taraftarlarına adadığını, çünkü geçen sezon onlara veremediği şeyin bu olduğunu söyledi. Kupa kazanmak... Elbette çok önemli. Ama Johan Cruyff’un da dediği gibi, futbolda ondan da önemli bir şey var: İnsanların hayranlığını kazanmak.

Sarri bunu Chelsea’de değil, Napoli’de başarmıştı. Ama evet, bir kupa kazanamamıştı. Bu yüzden oynadıkları olağanüstü futbolu göz ardı edenler oldu. Bir sezonda 94 gol atıp ya da 91 puan toplayıp, Juventus’u geçemedikleri için onun bir kaybeden olduğunu söyleyenler bile oldu. Korkarım, onlar için pek keyifli bir hafta olmayacak. Çünkü Maurizio Sarri, 2003'te Sansovino'yu Serie D şampiyonluğuna taşımasını saymazsak, elit seviyedeki ilk kupasını kazandı. Cumartesi gecesi de Jürgen Klopp ve Mauricio Pochettino’dan biri kulübündeki ilk kupasını kazanmış olacak.

Kaybedenlerin haftasına hoş geldiniz.