YORUM | EDERİNDEN FAZLA DEĞERLİ

Yorum()
AA
Futbolu güzelleştirmek ve devamlılığını sağlamak baş aktörlerin mentalitesine yerleşirse, Avrupa'nın büyük ligleriyle rekabet hayal olmaktan çıkar.

İsterseniz hobi veya ilgi; dilerseniz babadan kalan miras ya da evlada olan borç deyin adına, ülkemizdeki futbol aşkı bir başka. Büyük stadyumlar inşa ediliyor, tribünleri binlerce seyirciyle doluyor; yayın ihalesi 440 milyon dolar'dan alıcı buluyor, yerinde izleyemeyenler de ekranları başından bu yayını takip ediyor. Kulüplerin kadrolarını güçlendirmek adına yaptıkları harcamalar ve altına girdikleri borç yükü ise bambaşka bir hikaye.

Peki tüm bu çabaya değiyor mu? Milletçe üzerine titrediğimiz ligimiz ve takımlarımız bize bu alakanın karşılığını sunabiliyor mu? Marka değerini öve öve bitiremediğimiz Süper Lig, Avrupa'nın büyük ligleriyle kıyaslandığında ortaya nasıl bir sonuç çıkıyor, gelin beraber inceleyelim...

Belhanda Galatasaray Fenerbahce 10222017

Türk futbolunun en önemli sorunuyla başlayalım: altyapı yetersizliği. Evet, ligimizde yer alan her kulübün altyapı sistemi mevcut, ancak bu sistem işlemedikten sonra olması ya da olmaması arasında pek bir fark kalmıyor. Söz konusu sistemde genç futbolcular kendilerini geliştiremedikleri için as takıma yükselmelerini sağlayacak yeterlilik seviyesine ulaşamıyorlar, böylece de ligin yaş ortalaması her geçen gün daha da yükseliyor.

Süper Lig'in güncel yaş ortalaması 28,9. Bu sayı, Premier Lig (27,5), La Liga (27,2), Bundesliga (26,2), Serie A (27,7) ve Ligue 1'in (26,4) oldukça üzerinde. Bu düzeni tersine çevirmenin iki yolu var: birincisi transfere yapılacak yatırımların bir kısmını altyapı harcamalarına kanalize etmek, ki ülkemizdeki popülist yöneticilerin varlığında bu pek mümkün görünmüyor. İkincisi ise sahalardaki futbol kalitesini arttırarak ligin genç yabancı oyuncular için kendilerini kanıtlama mecrası haline gelmesini sağlamak.

Pepe & Ricardo Quaresma

Mevcut futbol anlayışıyla bu da pek mümkün değil gibi. Ligimizdeki maçlarda top ortalama 54'36'' oyunda kalıyor. Bu durum da bizi Premier Lig'in (54'42''), Bundesliga'nın (55'42''), Serie A'nın (57'18'') ve Ligue 1'in (54'42'') gerisinde bırakıyor. Bunun nedeni ise, ülkemizde top koşturan oyuncuların futbolu görsel bir şov kabul edip yaptıkları işten keyif almak yerine, ekmek parası ya da geçim kapısı olarak görüp skoru korumaya yönelmeleriden başka bir şey değil.

Modern futbolun temelini sahadaki pas trafiği oluşturuyor. Ne yazık ki bu konuda da gerideyiz. Maç başına 668,8 isabetli pas, ligimizi Premier Lig'in (718,4), La Liga'nın (698,7), Bundesliga'nın (701,5), Serie A'nın (755,4) ve Ligue 1'in (697,0) gölgesinde bırakıyor. Süper Lig'deki maç başına yapılan 8,4 isabetli orta da, Bundesliga (9,3), Serie A (9,3) ve Ligue 1'in (8,7) yanında başka bir olumsuz veri olarak göze çarpıyor.

Mariano Eljero Elia Basaksehir Galatasaray 18112017

Maç başına kaydedilen gol konusunda ise 3,01'le, Premier Lig (2,61), La Liga (2,65), Bundesliga (2,77), Serie A (2,80) ve Ligue 1'in (2,64) önünde zirvede yer alıyoruz. Yazılı, görsel ve işitsel medya organlarında her fırsatta dile getirilen bu başarılı oran, maalesef yukarıda saydığımız olumsuzlukları kamufle etmek için kullanılıyor ve bir yanılgıya yol açıyor. Yine de futbolun en güzel meyvesi olan golü sahalarda bol bol görmekten şikayet edecek değiliz tabii ki.

Futbol çok güzel bir oyun. Onu çirkinleştirmek ve insanları kutuplaştırmak yerine güzelliğine katkıda bulunarak devamlılığını sağlamak yöneticilerin, teknik adamların ve baş aktörler olan futbolcuların mentalitesine yerleştiği sürece, Avrupa'nın büyük ligleriyle rekabet etmek hayal olmaktan çıkar.

Kapat