YORUM | Burak Yılmaz'ı öfke ile tüketmeyin

Yorum()
Depo Photos
Burak Yılmaz'ı tuttuğunuz takımda görmek istememenizin tek sebebi ona duyduğunuz nefret ise eğer, gelin bir daha düşünün.


YORUM | Rezzan Yetiş @rezzan_yetis

Kariyerinin ilk yıllarında, ismi duyulmaya başlandığında, sıradan bir Anadolu takımı topçusu gözüyle bakılıyordu. Burak Yılmaz’a o gün öyle bakanlar, Türkiye’nin son 10 yılda çıkardığı en büyük golcüyü kendi takımında görmek için gizliden gizliye can atıyor.

Şimdi bu cümlede kullandığım şeyleri dallara ayırarak sebepleriyle açıklamaya çalışacağım.

Öncelikle; neden kariyerinin ilk yıllarında sıradan bir topçu olarak düşünülüyordu? Bunun için Antalyaspor’dan Beşiktaş’a geldiği döneme kısaca göz atalım;

Hamdım

Antalyaspor’da forvet ya da forvet arkası oynatılan Burak Yılmaz, 2005-06 sezonunda yakaladığı çıkışla 1.Lig’de takımıyla ikincilik yaşamıştı. O dönem Beşiktaş’ı çalıştıran Jean Tigana, Burak’ın başarısını Beşiktaş formasıyla taçlandıracaktı.

>>Dünyanın en çok kazanan teknik direktörleri

Peki Burak, böyle bir sıçrayıştan sonra nasıl oldu da Beşiktaş’ta yalnızca 1,5 yıl kalabildi?

Piştim

Bunun kuvvetle muhtemel sebebi, hareketli bir fiziğe sahip olmasından ötürü daha çok kanatta oynatılması ve golcülük yeteneklerini ön plana çıkaramaması oldu. Herkes James Milner değil ki konulduğu her mevkiye uyum sağlasın!

Şimdi internete girip baksanız, o zamanlarda Beşiktaş taraftarının bile Burak'ı nasıl yerden yere vurduğunu görebilirsiniz. Şimdi ne diyorlardır, orasına geleceğiz.

Burak Yılmaz Manisa

Beşiktaş’taki serüveni kısa sürse de 30 lig maçına çıkma şansı bulup 5 gol atmıştı.

O malum “Holosko artı bir miktar para” akımını başlatacak olaylardan ilki gerçekleşmiş, Beşiktaş Holosko’yu alabilmek için Burak Yılmaz ve Koray Avcı'yı Manisaspor’a vermişti.

Fenerbahçe’ye geldiğinde Burak’ın esas yeteneği yine göz ardı edilmiş ve yine kanatta denenmişti. Hatta sürekli yere düşmesiyle kötü bir şöhret yakalayan Burak, büyük takımlarda oynayacak oyuncu değil eleştirilerine maruz kalmıştı. Girişte kullandığım ilk argümanın sebebi bu şekilde.

Şimdi gelelim diğer cümleye. Türkiye’nin son 10 yılda çıkardığı en golcü futbolcu haline nasıl geldi? Nasıl oldu da Anadolu topçusu imajını kırıp büyük takımların hepsinde forma şansı bulup “Kral” unvanına layık görüldü? Cevabı basit.

Yandım

Son model bir spor araba alırsanız ve onu 15 senelik, ikinci el, kilometresi yüksek bir araba gibi kullanırsanız, elbette ki potansiyelini köreltmiş olursunuz. Yapmanız gereken tek şeyin gaza basmak olduğunu unutuyorsunuz oysa ki.

Şenol Güneş, Burak Yılmaz’ı Fenerbahçe’den Trabzonspor’a transfer ettiğinde, eline nasıl bir maden geçtiğini ve onu nasıl işleyeceğini çok iyi biliyordu.

Burak’taki santrfor ışığını ve son vuruş becerisini esas keşfedenin Şenol Güneş olduğunu söylemekte bir sakınca görmüyorum. Yanında Umut Bulut gibi her yere koşan, her yer basan, rakip savunmayı rahatsız eden bir partner; arkasında Colman ve Jaja gibi hücum yönü yüksek ve onun koşularını görebilecek kapasitede oyuncularla oynamak, Burak Yılmaz için ilk tam sezonunda (devre arasında geldiği kısmı es geçiyorum) yalnızca 15 maçta 20 gol atmasına en fazla katkı sağlayan aktörlerdendi.

Umut Bulut’tan söz açmışken Burak’ın kendi içinde evrildiği bir başka konu daha var.

Burak Yılmaz Drogba

Trabzonspor’da geçirdiği dönemde çift forvette Umut ile birlikte oynayan Burak, bu defteri 58 lig golüyle kapattı. Galatasaray’da Drogba gibi dünya yıldızı ile yan yana oynayan Burak, 14/15 sezonunda yine Umut Bulut ile ortaklığını sürdürdü. Bu sefer arkasındaki desteğin kalibresi de yükseldi ve Sneijder, Melo, Selçuk İnan gibi Burak’ın yaptığı koşuları takip edebilecek yetenekte isimler vardı. Zaman zaman tek forvet de oynadı.

Kıtalararası dahi forma giyen ve “Çin Ligi ne kadar zor olabilir ki?” eleştirisinden de nasibi alan Burak Yılmaz, 32 maçta 19 gol atmayı başardı. Burada da tek forvete dönüşümünü sürdüren Burak, devre arasında taraftarların tepkisine maruz kalsa da Beşiktaş’ın en büyük sorununu tek başına çözmeyi başardı ve evrimini tamamladı.

Türkiye’nin 4 büyük takımında da forma giymiş, yetmemiş Çin’de top oynamış, taraftarın istemediğini bile bile bu riski göze almış, hem çift hem tek forvette rüştünü ispat etmiş Burak’ı sırf çok fazla ofsayta düşüyor diye eleştirmek biraz haksızlık gibi. Savunma arkasına sürekli koşu yaptığı için ofsayta düşüyor olamaz mı? Bunu görmek çok da zor değil ki; artık bu duruma da çözüm bulmuş gibi görünüyor.

Tek başına oynadığında bütün sorumluluğunu üzerine alıp kısa sürede artı yönde katkı veren Burak, arkasındaki üçlüye duvar olarak hareket alanı yaratma konusunda da çok başarılı. Ayrıca Adem Llajic’in son dönemdeki yükselen performansında Burak’ın etkisi yok sayılamaz.

Kendini yere atıyor ya da sürekli ofsayta düşüyor diye kariyeri boyunca 212 gol atmış bir futbolcuya duyulan nefret, kendi takımınıza gelene kadar sürer. Ve bunun kadar doğal bir durum yoktur. Bunları bir kenara bırakın ve size maç kazandıran ve bunu yetenekleri ve futbol bilgisi doğrultusunda yapan birine hak ettiği değeri gösterin. Futbol, öfke ve nefretle tüketilmeyecek kadar güzel.

Goal twitter

Kapat