YORUM | Beşiktaş, topu yeniden yere indirmek zorunda

Yorum()
AA
Beşiktaş'ta top yükselmeye devam ediyor. Top yükseldikçe de oyunun kalitesi daha da düşüyor. Peki Şenol Güneş, bu gidişata ne zaman dur diyecek?


YORUM | Onur Özgen @ozgenonur

Beşiktaş’ın Antalyaspor maçının ilk 20 dakikası ve sonrası, siyah-beyazlıların son üç sezonunun kısa bir özeti gibiydi. İlk 20 dakikada kısa ve tek paslarla akıcı bir şekilde rakip kaleye gitmeye çalışan takım, 2015-16’dan kesitler gösterdi. 5. dakikada Oğuzhan Özyakup’un kaçırdığı net pozisyonun öncesinde takım tam 25 pas yaptı.

20. dakikada Antalyaspor’un geçiş hücumunu savunamayıp geriye düşünce ise bir anda anlamsız bir şekilde panik yapıp topu rakip ceza sahasına doğru şişirmeye başladı. Tıpkı son iki sezondur olduğu gibi. Evet, bu durum artık daha fazla göze batıyor, çünkü artık saha sonuçları da istenildiği gibi olmamaya başladı.

Frustrated Besiktas players vs Antalyaspor 08262018

Ortalama bir futbol seyircisi, duruma böyle bakabilir. Sonuçlar iyi olduğunda, oyundaki kötü gidişatın farkına bile varmayabilir ya da fark etse de umursamayabilir. Ama profesyonellerin olayları bu şekilde değerlendirmeye hakkı yoktur.

Beşiktaş’ın teknik ekibi ve sportif karar alıcıları, şayet 2016-17’deki şampiyonluğun ardından oyunun gelişmediğini, bilakis geriye gittiğini kabul etseydi ve önlemlerini buna göre alsaydı, bugün çok daha farklı şeyleri konuşuyor olabilirdik. Ama Jürgen Klinsmann’ın da dediği gibi: “Eğer işlerin yolunda gittiğini düşünüyorsanız, birisinin çıkıp sizden istediği değişimleri kabullenmek çok zor olur.”

Beşiktaş’ı yönetenler de üst üste kazanılan ikinci şampiyonluğun ardından işlerin yolunda gittiğini düşündüler. Ama yanıldılar. Ve ligde açık bir hegemonya kurma ihtimalleri varken, geçtiğimiz sezonu dördüncü bitirdiler. Fakat görülüyor ki, hâlâ gereken dersler çıkarılmıyor. Antalyaspor maçında yapılan 59 ortanın köklerinin, 2016 yazından itibaren oyunun yapısında gerçekleşen sapmaya dayandığının hâlâ kimse farkında değil.

Şenol Güneş, Antalyaspor maçının ardından şu açıklamayı yaptı: “3-1'den sonra da maçı alabilirdik. Riskleri daha fazla aldık. Direkten dönen toplar, net fırsatlar vardı, ama olmadı."

Ne talihsiz bir açıklama! Ve Güneş, bu tarz açıklamaları çok uzun süredir yapıyor. Son iki sezondur kaybedilen hemen her puanın ardından, sürekli kaçan gol fırsatlarından dert yanıyor. Oysa goller kaçar. Peki ya maç içerisinde orta yapmak uğruna kaçan yüzlerce pas opsiyonu ve bu kaçan opsiyonların ardından oyunda yaşanan bariz kalite düşüşü? Güneş, acaba bunları umursuyor mu? Yoksa sadece sonuca mı bakıyor?

Ne yazık ki ikincisi. Geçtiğimiz sezonun devre arasında Antalya’da düzenlenen Uluslararası UEFA Pro Lisans Antrenör Gelişim Semineri’ne katılan Güneş, semineri takip edenlere ilk yarıda oynadıkları maçlardan birçok görüntüyü göstermişti. O görüntülerin birinde Ricardo Quaresma’nın RB Leipzig maçında Anderson Talisca’ya yaptığı ortayla gelen golü gösterip şöyle demişti:

“Leipzig maçında topu geriye çekip ortasını yaptı, Talisca golü attı. Sivasspor maçındaki pozisyonda da yine önce topu geriye çekti, ardından ortasını yaptı, ama bu defa Negredo atamadı. İkisi de aynı pozisyon. Quaresma’nın tarzı bu. Oyuncunun neyini değiştireceğim? Orta yapma mı diyeceğim?”

Ricardo Quaresma Senol Gunes Besiktas

Manchester City’nin yardımcı antrenörü Mikel Arteta, Premier Lig’in ilk haftasındaki Arsenal maçı sırasında Benjamin Mendy’e, “Sıfıra indiğinde havadan orta yapma, yerden geriye doğru çıkar” diye talimat vermişti. Ardından Bernardo Silva’nın golü tıpkı Arteta’nın tarif ettiği şekilde gelince Pep Guardiola kendini tutamamış ve yardımcısına sarılmıştı.

Futbol, elbette oyuncularla oynanıyor ve oyunculara belli bir inisiyatif tanınması gerekiyor. Ama şayet sahadaki herhangi bir oyuncu, takımın genel oyun prensiplerinin dışına çıkıyor ve takıma açıkça zarar veriyorsa, ona kim dur diyecek? Bunu takım arkadaşları yapamaz. Zaten o yüzden kenarda, sahadaki oyundan sorumlu biri var. Öyle değil mi?

Almanya Milli Takımı’nın eski oyuncularından Thomas Hitzlsperger, Joachim Löw ile geçirdikleri değişim süreci hakkında konuşurken şunları anlatıyor:

“Antrenmanlarda en çok kısa pas çalışmaları yapıyorduk. Bu çalışmalarda topu yerde tutmak (veya sürekli yere indirmek) zorundaydık. Löw aynı şeyi tekrarlayıp duruyordu: ‘Havadan uzun top görmek istemiyorum. Topla olumlu bir şeyler yapmak istiyorsak onu yere indirmemiz lâzım.’ (...) Ne zaman uzun top oynasak antrenman durduruluyor, oyuncular uyarılıyordu. Bize verilen talimat, oyunu iki santrhaftan birinin veya orta saha oyuncularının geriden kurmaları ve daha sonra takım halinde atağa çıkmamızdı. Bu planı tatbik etmeyen veya edemeyen oyuncular, ne kadar yetenekli veya ünlü olursa olsunlar, Löw tarafından hemen ikaz ediliyorlardı. Ben kariyerimde hiç bu kadar disiplinli bir çalışma ortamında yer almamıştım. Zaten bir süre sonra Löw’ün oyun planını gözümüz kapalı uygulayabiliyorduk.”

Andreas Hinkel Joachim Löw Thomas Hitzlsperger Germany

Fakat, o dönemde Aston Villa’da oynayan Hitzlsperger, kulüp takımındaysa oyun prensiplerine bu kadar sıkı bağlı kalamadıklarını söylüyor: “Ben bu oyun tarzına Aston Villa’dan aşinaydım. Sezon öncesi teknik direktörler ve antrenörler sürekli kısa pas yapın, topu yere indirin diye emirler yağdırırlar, fakat bir süre sonra oyuncuların kötü alışkanlıkları geri döner, teknik kadro da onları uyarmaktan bıkıp, oyun tarzlarına karışmamaya başlarlardı.”

Beşiktaş’taki mevcut durum da Hitzlsperger’in Aston Villa anılarından farksız gibi görünüyor. Belki Antalyaspor maçında tribünlerin bir kısmı tarafından protesto edilen ve günah keçisi ilân edilen Oğuzhan da bir gün anılarını yazar, biz de okuruz.

Kapat