Semih Yuvakuran: Fenerbahçeliyim ama Beşiktaş kazansın derim

Son güncelleme
AA

ÖZEL RÖPORTAJ | Sercan Şekerci @sercansekerci


Profesyonel kariyerinde Galatasaray ve Fenerbahçe formalarını giyen eski milli futbolcu Semih Yuvakuran, Süper Lig'in 10. haftasındaki Fenerbahçe ile Beşiktaş derbisi hakkındaki görüşlerini dile getirdi. 

Beşiktaş'ta kaleci Ersin Destanoğlu'nun yokluğunda kaleyi Semih Yuvakuran'ın oğlu Utku koruyacak.

İşte dev maç öncesi Mackolik'in sorularını yanıtlayan Semih Yuvakuran'ın açıklamaları...

Sahada nasıl bir derbi görmeyi arzuluyorsunuz?

Çok keyifli, hak edenin kazanacağı bir karşılaşma olsun istiyorum. Hakem konuşulmasın ve maç içerisinde oyun süresini azaltmaya yönelik davranışlar olmasın. Bakıyorsunuz o yatıyor, bu kalkıyor top oyunda 30 dakika kalmış. Bırakın top oynayın, herkes bir derbi izlesin, keyif alsın. Çünkü geçmişte bu anlamda çok güzel maçlar da izledik. Umuyorum futbolcu arkadaşlarımız, teknik direktörlerimiz bize bunu yeniden tattırırlar.

Kaleci Utku ile başlayalım, oğlunuzun sağlığı son olarak ne durumda?

Başakşehir maçı çok kritikti, çünkü sakatlığı henüz iki günlüktü. Baldırlık ve iğne ile sahaya çıktı. Adalesindeki yırtık her ne kadar küçük de olsa, o maçta gördük; kale vuruşlarını dahi kullanmamıştı. Daha kötü olmaması için bir önlem aldı. Biz altı ay önce Fethiye’ye yerleştik, telefonla görüşüyoruz Utku ile. Bana iyi durumda olduğunu söyledi, doktorlar da devamlı ilgileniyorlar. Pazar günü daha da iyi olacağını düşünüyorum. 

Utku’nun geçmişte sahaya beraber çıktığı kadrolar konusunda şansız olduğunu düşünüyor musunuz?

Açıkçası şu zamanda da aynı durum söz konusu… Düşünün; sakatlanıyorsunuz ve şu ana kadar önünüze gelen hiçbir defans oyuncusu aynı değil. Hepsi değişiyor ve size bir anda “Hadi bakalım sahaya!” diyorlar. Örneğin devamlı oynayan beş oyuncunun olmaması ne demek biliyor musunuz? Çok zor… Utku’ya sadece şunu söyledim: “Bunların hepsini avantaja çevirebilirsin, bu sana kalmış bir şey...” Allah razı olsun, o da iyi oynadı, avantaja çevirdi. Bundan sonra da inşallah daha iyi olacak.

Kalede Utku’nun oynayacak olması dolayısıyla maçı nasıl bir atmosferde seyredeceksiniz ya da seyredebilecek misiniz?

Geçtiğimiz Başakşehir maçını da seyretmeyecektim. Eşim çok rica etti; “Seyret, neden seyretmiyorsun?” dedi. Yok almıyor, kalbim kaldırmıyor. İnsanın bunu anlayabilmesi için, baba ve oğul olması yetmiyor. Babanın da futbol oynamış olması gerekiyor. Farklı bir mesleğin olmuş olsa, oğlunu izlemek sorun değil. Babam, benim maçlarımı güle oynaya çekirdek çitleyerek izliyordu. Fakat futbolculuktan gelip, oğlunuzun bu tip maçları oynadığını görmek çok zor, vallahi çok zormuş… O yüzden ne olur yazıp çizenler biraz adaletli olsunlar. Ben Fenerbahçe’nin kongre ve ayrıca divan kurulu üyesiyim. Fenerbahçe’yi tutarım ama oğlum oynuyor, olmaz. “Kim kazansın?” dersen, “Beşiktaş kazansın” derim. Ben bunu söylediğimde suçlu oluyorum. Empati yapsalar bana hak verecekler. Ama 100 kişide 10 kişidirler, o kadarı da olsun artık diyorum.

İki takımın savunma ve hücum hattındaki eksi ve artılarını düşündüğümüzde, nelere dikkat edilmesi gerekiyor?

Diğer maçlarla karşılaştırmamak gerek bu maçı. Çünkü birbirleriyle oynadıklarında oyun anlayışı değişebilir. İki takım için de taktiksel anlamda birbirini tartma, birbirinin açığını bulma ve kendi açıklarını kapatma durumu söz konusu. Siz bir teknik direktörseniz rakibinizin açığını bulmak zorundasınız. Hem Sergen Hoca hem de Erol Hoca ince eleyip sık dokuyordur. Dolayısıyla derbilerin yalnızca adı olur, öncesinde belli olan yalnızca budur.

Erol Bulut’un hücumdaki oyun yapısının alternatifsiz olduğuna yönelik eleştirilere katılıyor musunuz, kendisinin hamlelerini öngörebiliyor musunuz?

Hiç kimse antrenmanlarda oyuncuların form durumlarını, kimin nasıl çalıştığını Erol Bulut’tan daha iyi bilemez. Biz dışarıdan konuşabiliriz, ama bunu en iyi şekilde teknik direktörler bilir. Keza onu uyaracak olan kişiler de yardımcılarıdır. Ama bir şekilde onların da devreye girmesi gerekiyor. Her şeyi biz hocalardan bekliyoruz. Olur mu öyle şey? Yardımcılarının da bir şekilde uyarması lazım. O yüzden bu maçın, iki takım hocası için de git-geller barındırdığını düşünüyorum. Bunların olmama gibi bir şansı yok.

Bu sezonki transferlerden yeterli katkı alındığını düşündüğünüz kimler var?

Haberin devamı aşağıda

Takımına katkı sağlayan oyuncu kaliteli oyuncudur. Örneğin; Beşiktaş’ta Rıdvan katkı sağlıyor mu? İşte odur benim gözümde kaliteli olan. Çok büyük paralarla oynayıp takıma katkı sağladığını düşünmek bana biraz saçma geliyor. Gelir bir genç; örneğin Rıdvan, onlardır önemli olan. Fenerbahçe’de gencecik kimler varsa oynayan onlardır. Pahalı transferlere özellikle bu devirde karşıyım. Kimi kazanmak istiyorsanız -ki bunu şu an Beşiktaş yapmaya başladı- yurt dışından alacağınıza, yurt dışına satmaya bakarsınız. Bir tane değil, onlarca, yüzlerce… Benim aklımda sadece bu var. Ama bakıyorsunuz futbolla alakası olmayan ülkelerden bile oyuncu transfer etmişiz.

İki takım açısından da bakarsak, olası bir galibiyet ileriye dönük nasıl bir etki bırakır?

Beşiktaş bu kadar eksiğe rağmen kazanırsa ilerisi onlar adına çok parlak olur, çok farklı bir noktaya gelirler. Bir nevi beş kademe birden atlarlar. Her mevkiye ikişer üçer takviye yapan bir Fenerbahçe’nin kazanması daha olası ama kaybetmesi tam tersi bir etki yapabilir. Erol Hoca ve oyuncularla ilgili soru işaretleri başlar.