Quique Setien ve topa sahip olmanın dayanılmaz hafifliği

Yorum()
Getty Images
Real Betis Teknik Direktörü Quique Setien, futbolculuk döneminde topla çok fazla oynayamadığını, bu yüzden antrenörlüğünde topu istediğini anlatıyor.

Sevilla şehrinde farklı bir tutku var.

Bu, benim gibi İspanya’nın kuzeyinden gelen bir adam için, başa çıkması zor bir şey olabilir.

Çünkü burada, olaylar daha akıl dışı. “Kazanmak zorundasınız, çünkü biz Betis’iz" diye düşünülüyor.

Elbette yaptığınız şeyleri ya da neden bunları yapmanız gerektiğini anlamayan taraftarlar tüm kulüplerde var. Onlar sadece kazanmak ya da kaybetmekle ilgilenirler.

Bu, benim için bu meslekteki üstesinden gelmesi en zor şey.

Çoğu Betis taraftarı, benim oyun hakkındaki fikirlerimi benimsedi. Ama bu kolay olmadı.

Geçen sezonun ilk yarısında, maçları kaybettiğimiz zamanlarda, belki de oyunumuzun arkasındaki bazı kavramları anlamak onlar için daha zordu. Ama bizi bu yenilgilerden kurtaracak şeylerimiz de vardı. Her zaman gelişmek için bir neden vardır.

Sezon sonunda La Liga'yı altıncı sırada bitirdiğimizdeyse, oyun yaklaşımımız daha kabul gördü.

Real Betis Sevilla La Liga 09/02/18

Taraftarlar, geriden oyun kurmamızın sonuçlarını gördüler. Bu oyun tarzı, maçı kontrol etmeyi sağlar. Rakip yarı sahaya varmadan önce geride birçok pas yapmak ve boş oyuncuyu bulmanın ileride getirdiği üstünlük... Uzun vadede, bunların hepsi pozitif şeylerdir.

Çoğu insan hâlâ top kaleciye geldiğinde, üstelik bir de takım yenik durumdaysa, topu mümkün olduğu kadar çabuk bir şekilde rakip kaleye doğru göndermesi gerektiğine inanıyor. Hâlbuki bu kestirme bir yol değildir.

Her şey uyum sağlamakla ilgili. Hayatım boyunca, her zaman bunu yapmak zorundaydım. Çalıştığım teknik direktörler, takım arkadaşlarım, yaşadığım şehirler hep değişti. Futbolda, hayatta kalmak istiyorsanız, önünüze çıkan her şeye adapte olmaktan başka bir seçeneğiniz yok.

Bir teknik direktör olarak, takıma katılan yeni oyuncuların üzerinde her yıl bir intiba bırakmak zorundasınız. Ya da siz yeni bir kulübe gidersiniz, o zaman da her şeye sıfırdan başlamanız gerekir. Bir sözleşme imzalarsınız, yaptığınız her şeyi açıklamak zorunda kalırsınız. Buna karşın herkesin gerçekten istediği tek şeyin sonuç olduğunu bilirsiniz.

Ayrıca bazı hassas zamanlara ve belirli nüanslara da uyum sağlamalısınız. Burada, Sevilla şehrinde uyum sağlamanız gereken şey ise tutkudur. Tutkunuzu aynı seviyeye çıkaramazsanız, hayatta kalamazsınız.

Oyunculuk dönemimde kariyerim boyunca 14 teknik direktörle çalıştım.

İşin doğrusu, çoğundan bir teknik direktör olarak ne yapmamanız gerektiğini öğrendiğim bir gerçek. Ama her zaman teknik direktörün rolüne büyük bir saygı gösterdim. Bu, her kulüp için bir esastır.

Luis Aragones 2006

Çalıştığım teknik direktörler arasındaysa benim için en kalıcı izi bırakan Luis Aragones'ti. Farklı şeyler görmemi ve gerçek anlamda rekabet etmemi sağladı.

Atletico Madrid'e transfer olmadan önce sekiz yıl boyunca Santander'de oynamıştım ve biraz fazla rahattım. Aragones, bana agresiflik enjekte etti.

Çalıştığım birçok teknik direktör için, birkaç gol atıp, birkaç da iyi pas vermem yeterliydi. Ama Atletico Madrid'e transfer olunca, artık bunun yeterli olmadığını anlamıştım. Daha fazlasını yapmak zorundaydım. Elit düzeyde olmak için çok daha fazla çalışmak gerekiyordu.

Teknik direktörlüğümde ise her zaman için bir oyuncuyla kendimin düşünme tarzı arasındaki benzerlikleri bulmaya çalıştım.

Bir futbolcu, bir takım disiplininin içine girdiğinde, artık onun bir parçası hâlini aldığını, takım arkadaşlarına hizmet etmek için özverili olması gerektiğini bilir.

Maçı kendi başınıza kazanamazsınız. Hep birlikte oynayarak kazanmak zorundasınız. Doğru dengeyi kurmalısınız ki, herkesin arasında bir uyum hissi yakalayabilesiniz.

Bu bir takıma mı, yoksa sadece sahaya çıkan ve aklına gelen her şeyi yapan onbir oyuncuya mı sahip olduğunuzu belirler.

İşte bu yüzden antrenörün ve oyuncuların düşünce birliği içerisinde olmaları ve oyuncuların en iyi performanslarını verebilecekleri yerde oynatılmaları önemlidir.

Quique Setien Real Betis

Artık herkesin mutlu olduğunda çok daha iyi bir performans gösterdiğini bildiğini düşünüyorum. Antrenman, günlük bir sorun anlamına geliyorsa, o futbolcu kendini içten bir şekilde ifade edemez.

Ve bir futbolcunun en mutlu olduğu an, topu ona verdiğiniz andır.

Sonunda profesyonel futbolcu olmayı başaranlar, çocukluğundan beri topsuz bir günü bile geçmemiş olanlardır. Ne evde, ne sokakta, ne de sahada...

Teknik olarak en az yeteneğe sahip olan oyuncular bile topu ayağına isterler. Ama topu rakipten çalmak ya da savunmak için değil. Sadece oynamak için.

Fakat futbolcunun topla oynamaktan duyduğu bu keyif hissi zamanla kaybolabilir.

Bazen profesyonel olmak, size söylenenleri yapmanızı gerektirebilir.

Futbolculuk kariyerimde, oyuncularına şunları söyleyen teknik direktörlerle çalıştığım dönemler olmuştu: "Bunu yapmak zorundasın. Sen buradayken, takım arkadaşın oraya gelecek ve sen de şuraya gideceksin. Top belli bir pozisyondayken, sen de yaklaşacaksın."

Kuralları belirlerler. Oyuncularına ne yapmaları gerektiğini anlatırlar ve etrafınızdaki herkesin de bunları yapmaya çalıştığını görürsünüz.

Öyle teknik direktörlerle çalıştım ki, bütün bir maçı sahanın bir ucundan diğer ucuna kat ederek geçiriyor, ama asla topa dokunmuyordum.

Çoğu zaman, antrenörlerimin bana söyledikleri şeyleri yapmak için kendi oyun görüşümü feda ettim. Maç içerisinde takım arkadaşımın bana rahatlıkla pas verebileceği bir pozisyona geliyordum, ama o sahanın diğer bir ucundaki boş alana uzun bir pas yolluyordu. Neden? Çünkü bu, antrenörün ondan istediği şeydi.

Bu, benim için büyük bir problemdi.

Bir oyuncu olarak, antrenörünüzün söylediğiyle sizin sahada gördüğünüz şey arasında bir çatışma olduğunu hissetmek istemezsiniz. Elbette onun sizden istediğini yapmaya çalışırsınız, ama bir yandan eksik bir şeylerin olduğunu da bilirsiniz.

Johan Cruyff Juventus vs Barcelona 1991 Cup Winner's Cup

Johan Cruyff’un Barcelona’sıyla karşılaştığımız maçı hatırlıyorum.

Onlara karşı oynadığınızda bütün maçı topun peşinden koşarak geçirirdiniz. Maç içerisinde kendi kendime şöyle söylediğimi anımsıyorum: "Benim sevdiğim şey işte bu. Bu takımda olmak istiyorum ve bunun nedenini biliyorum."

Topa sürekli sahip olan bir takım hâlini nasıl alır ve rakibin maç boyunca topun peşinden koşmasını nasıl sağlarsınız?

O andan itibaren, hayatım boyunca hissettiklerimi anlamlandırmaya başladım.

Futbolu gerçekten izlemeye başladım. Hissettiklerimi ve teknik direktör olduğumda uygulamaya koymak istediklerimi anlamak için analiz etmeye başladım.

Topu istedim.

Çeviren: Onur Özgen

Yazının orijinaline buradan ulaşabilirsiniz.

Sonraki haber:
La Liga'da maçlar, sakat ve cezalılar, muhtemel 11'ler (20 Ocak 2019)
Sonraki haber:
Instagram'da en çok dikkat çeken 5 futbol paylaşımı (20 Ocak 2019)
Sonraki haber:
Premier Lig'de maçlar, sakat ve cezalılar, muhtemel 11'ler (20 Ocak 2019)
Sonraki haber:
Fenerbahçe, Emmanuel Adebayor için girişimlerini sürdürüyor
Sonraki haber:
Krasnodar, Galatasaray'dan Sinan Gümüş'ü istedi
Kapat