Haberler Canlı Skorlar
Süper Lig

ÖZEL | Yılmaz Vural: En iyi kuralı da getirseniz insan uygulamaya meyilli değilse sonuç çıkmıyor

16:15 GMT+3 13.10.2018
Yilmaz Vural
Türk futbol tarihinin duayen isimlerinden Yılmaz Vural, Goal Türkiye'den Süleyman Tetik ile Merve Yenidünya'ya konuştu.


RÖPORTAJ: Süleyman Tetik & Merve Yenidünya

Futbola adanmış koskoca 32 yıl, çıkmaza giren kulüplerin kurtuluşa ermek için çaldıkları ilk kapı ve Anadolu'yu karış karış gezen bir teknik adam... Türk futbolunun duayeni Yılmaz Vural, Goal Türkiye 'ye çok özel bir röportaj verdi.

Süleyman Tetik ve Merve Yenidünya'nın sorularını yanıtlayan Yılmaz Vural; Türk futbolu, antrenörler, yabancı sorunu ve VAR sistemine dair önemli açıklamalar yaparken Fenerbahçe'nin içinde bulunduğu durumu da değerlendirdi.

Fenerbahçe'de kötü gidişatın nedeni sizce nedir? Cocu şu ana kadarki süreçte neden başarılı olamadı?

- İşlerin yolunda gitmesi için ekonomisinin düzgün olması lazım. Teknik anlamda işlerin doğru yapılması lazım. Kadro mühendisliğinin iyi yapılması lazım. Demek ki buralarda sıkıntılar doğmuş. Takım profesyonellere teslim edilmeye çalışılmış. Bu doğru bir yaklaşım. Ama o teslim ettiğiniz profesyoneller, seçimleri yaparken birtakım hatalar yapmış. Bunun da gerekçeleri olabilir. Örneğin Finansal Fair Play... Oyuncu satmadan oyuncu alamıyorsunuz. Dolayısıyla alacağınız oyuncunun bonservissiz olması gerekiyor, aynı zamanda da kaliteli olması gerekiyor. Bu da cambazlık isteyen bir iş. İyi bir takım kurmanız gerekiyor ama bu da yeterli değil. İyi bir takımı da iyi bir hocaya teslim etmek gerekiyor. Böylece hoca kendi oyun felsefesini dikte edebilsin. Bugüne kadarki seyirde baktık ve gördük ki Fenerbahçe takımının eline antrenör eli değmiş gözükmüyor. Yani bir antrenör felsefesini uygulayan takım görüntüsü yok. Tabii ki gerekçeler olabilir fakat futbolda sezon öncesi 8 haftalık süreç hazırlık dönemidir ve bu dönemde takımı fiziksel, ruhsal anlamda hazırlamanız gerekir. Lig oynanırken bu işleri düzeltmek çok zor. Maç kazanamıyorsanız sorunlar daha da büyür. En basit tarifi bu.

Türk futbolundaki en büyük tartışmalardan biri yabancı sorunu. Size göre yabancı sorununun kaynağı ne?

- Kulüp idare etmek Türkiye'nin büyük bir sorunu. Futbolda işin eğitim kısmı var, insani boyutu var ve insan yönetimi boyutu var. Türkiye'de futbolcu yetişmiyor, antrenör yetişmiyor. Türkiye'deki yabancı serbestliğinin altında yatan neden bu; oyuncu yok. 14 yabancı alabiliyorsunuz. Bazen şahit oluyoruz; ilk 11 tamamen yabancı, sonradan oyuna giren 12. oyuncu da yabancı. Ben bu işin içinde olan biri olarak bazı takımların kadrolarını bile sayamıyorum. Bu bana garip gelmeye başladı. Çünkü burası bizim ülkemiz ve burada oynayan oyuncuları sayamamak, her hafta farklı birilerini görmek bana dokunuyor. Ben tabii ki kafatasçı değilim ama ligimiz Afrika ligine döndü. Burası Afrikalı gençlerin meslek edinme ülkesi olmamalıydı. Çünkü bu ülkede benim gençlerim var. Bakın Türkiye her şeyi ithal eden bir ülke. Futbolcuları da ithal etmeye başladık. Ben yönetici olsam içim acır, kendimden utanırım. Futbol, dünyanın en zor işi değil. Sokaklardaki gençleri eğiterek bunu başarabilirsiniz. Fakat o seviyede eğitmen yetiştiremezseniz sonuç bu oluyor. Bu ülkede 30 milyon genç var. Onları yetiştirecek birileri olsa bu ülkeden sanatçılar çıkar, sporcular çıkar, bilim insanları çıkar. Avrupa'da ekonomik olarak 6. büyük futbol ligiyiz. 40'a yakın stadyum yapıldı ama içinde bir tane Türk oyuncu yok. Çünkü o 40 stadyumun çevresinde bir tane altyapı tesisi yok.

VAR, geride kalan sürede Türkiye'de olumlu bir ortam oluşturmadı. Son dönemde konuyla ilgili büyük bir eleştiri var. Sizin VAR hakkındaki düşünceniz nedir?

- Eleştirilere tamamen katılıyorum. Bu insan kalitesiyle ilgili bir şey. Dünyanın en iyi kuralını da getirseniz insan bunu uygulamaya meyilli değilse sonuç alamıyorsunuz. Dünya Kupası'nda uygulanmış, %99 katkı vermiş. Ama burada yaşananları görüyorsunuz. Sen bugüne kadar VAR'la mı yönetiyordun bu maçları? Yani sen kendini tamamen VAR'a bırakmışsın demek ki. Hakemlere bir kompleks geldi. 'Oyunun patronu ben değil, VAR oldu. Ben burada bir araç mıyım?' duygusuna kapıldılar ve bu çok yanlış. Görüntüler olmasına rağmen birçok karar yanlış veriliyor. Bu bir inatlaşma mı, art niyet mi? Futbola adalet gelmesi isteniyorsa VAR kesinlikle uygulanması gereken bir sistem ama uygulayıcıları doğru olmak zorunda. Fikret Orman'ın açıklamalarına katılmamak mümkün değil.

Türkiye'deki futbol kalitesiyle ilgili görüşünüz nedir?

- Türkiye'de futbol oyunla değil, oyuncuyla kazanılıyor. Oyunla kazanmak demek, maç oynanırken tribündeki 50 bin kişinin keyif alması demek. Tempo, varyasyonlar, oyun prensipleri... Türkiye'de maçlar oyuncuyla kazanılır. Oyuncun kaliteliyse driplingle rakibini geçer, gol olur. Olmadık bir zamanda çıkar röveşata vurur, olmayacak bir zamanda vurur gol olur. Türkiye'de futbol çok keyifli seyredilmiyor. Burada antrenör elinin değdiği bir futbol yok. Bu konuda konsept uygulayan tek takım Başakşehir. Hocası uzun yıllardır orada olduğu için kendi oyununu dikte edebilmiş ve yönetim de arkasında durmuş. Onun dışında bakın büyük takımlara. Örneğin Fatih hoca son dakikalarda cambazlık yapıp iki uzun stoperi oyuna sokuyor, gol oluyor. Türkiye, oyun konusunda, profesyonellik konusunda ve antrenör yetiştirme konusunda sınıfta kalmış ülkelerden biri. 

Türkiye'deki antrenör kalitesi ve eğitimi yeterli mi?

- Ben 1980-86 yılları arası Almanya'da eğitim aldım. Benim antrenörlüğe başladığım yıllarda Mustafa Denizli hoca Jupp Derwall'in yardımcısıydı, Fatih Terim hoca halen tekstil işiyle uğraşıyordu. O yıllarda antrenörlük kursları gibi şeyler yoktu. Ne zaman ben Malatyaspor'u ligde üçüncü yaptım, o zaman beni TFF'ye çağırdılar ve rahmetli Ali Uras antrenörlük kurslarını açacağını söyledi. Bizim o dönem başarımız bir örnek teşkil etti ve antrenör kursları açıldı. O dönem bir kurs açıldı ve yüzlerce kişi eğitim aldı. İsmini bildiğiniz tüm hocalar bu olaydan sonra antrenörlüğe başladı ve Türkiye'de birçok teknik adam ortaya çıktı. Ancak bugün antrenör eğitimi konusunda halen çok eksiğiz. Bu işin lisansı var fakat kendi lisansı olmadığı halde başkasının lisansıyla bu işi yapan hocalar var. Federasyon da buna göz yumuyor. Bu, eğitime karşı bir saygısızlık. Ben bunları eleştirdiğim için birçok kişiyle ilişkim koptu. Benim eleştirdiğim kişiler değil, prensiplerdir. Pro lisansın fiyatı 40 bin TL'ye çıktı. Adam kredi çekip kurslarına gidip antrenör olmaya çalışıyor, başkası futbolu bırakıp ertesi gün hocalığa başlıyor. Böyle bir saçmalık olur mu? Ben 40 yıldır bu işin içindeyim, Türkiye'de futbolu kimin yönettğini bilmiyorum. Siyaset mi yönetiyor, federasyon mu yönetiyor, kulüpler mi yönetiyor, kim yönetiyor? Hepsinden bir parça var galiba...