ÖZEL RÖPORTAJ | Ruud Gullit : Kimse Real Madrid'e karşı koyamaz

Yorum()
Goal Turkey
20 yıllık futbol kariyerine sayısız başarı sığdıran Hollandalı efsane futbolcu Ruud Gullit, Mackolik ve Goal Turkiye'den Rezzan Yetiş'e konuştu.


  ÖZEL RÖPORTAJ | Rezzan Yetiş  @rezzan_yetis

Kendisini izleyemeyecek kadar küçük yaşta olsanız da büyüklerinizden hikayelerini dinlemişsinizdir. “Bir zamanlar Milan’da efsane bir üçlü vardı: Van Basten, Gullit ve Rijkaard.” Belki şimdilerde bu üçünü bir arada yakalamak çok zor ama beIN Sports’un düzenlediği Futbolun Süperleri Ödül Töreni için İstanbul’a gelen, hem saçlarıyla hem de oynadığı futbolla adını tarihe yazan Gullit, Goal ve Mackolik’e özel açıklamalarda bulundu.

Milan ile 1988-1989 ve 1989-1990 sezonlarında Şampiyon Kulüpler Kupası'nı kazanan 56 yaşındaki efsane isim, kariyerinin son dönemlerinde Chelsea'de oyuncu-menajerlik görevi yapmış, Maviler ile 1998'de Kupa Galipleri Kupası'nda şampiyonluğa ulaşmıştı.

Marco van Basten, Ronald Koeman ve Frank Rijkaard gibi yıldızlarla birlikte Hollanda Milli Takımı ile Euro 1988'i kazanan Gullit, kariyerinde Milan forması ile de üç Serie A şampiyonluğu elde etmişti.

Ruud Gullit Interview

Döneminizin en başarılı futbolcularından biriydiniz. Özellikle Van Basten ve Rijkaard ile yarattığınız üçlü, tarihe damgasını vurmuştu. Milan’da bu üçlü kulüp kariyeri olarak her türlü başarıyı elde etti. Siz, bu üçlüyle milli takımda Avrupa Şampiyonası’nı kazandınız ama bu kadar başarıya rağmen Dünya Kupası'nı kazanamadınız. Bunun sebebini neye bağlıyorsunuz? Kulüp başarılarını mı Dünya Kupası’nı mı tercih ederdiniz?

Bence Hollanda, çok çok küçük bir ülke. Amsterdam’dan doğuya giderseniz, ki Amsterdam neredeyse sahilde gibidir, arabayla 1.5 saat sürer. 1 saatte güneye, Belçika’ya gidersiniz. İnsanlar, bize devasa bir gurur veren bir hisse kapılıyor. 3 kere Dünya Kupası finaline katıldık. 3 kere de kaybettik. Ancak Hollanda gibi bir millet için bunun parçası olmak bile inanılmaz bir şey. Her şeyi bildiğimizi sanıyoruz. Neden? Çünkü büyük ülkelerce etrafımız sarılı. İspanya, Fransa, Almanya ve İngiltere. Bu yüzden, onlardan biraz daha farklı olmak zorundayız. Bu nedenle halihazırda 3 kere finaline kaldığımız bir turnuvayı ve Avrupa Şampiyonası’nı kazanmak bizim için harika bir başarı. Elbette Dünya Kupası’nı kazanmak her şeyin zirvesi olurdu. Ama ben, şu ana kadar yaptıklarımızla gurur duyuyorum. Şimdilerde herkes yeniden Hollanda futbolunu konuşmaya başladı. Çünkü Hollanda Ligi iyi durumda ve Ajax, Şampiyonlar Ligi’nde yarı final oynadı. İnsanlar bize bakıp “Hollanda gibi küçük bir ülke, nasıl böyle futbol oynar?” diye düşünüyor. Söyleyebileceğimiz tek şey bununla gurur duymamız çünkü her şeyi çok daha iyi bildiğimizi düşünüyoruz.

Günümüz modern futbolunda kendinizi nerede görüyorsunuz? Oyun stili anlamında kendinize yakın gördüğünüz bir futbolcu var mı?

Bunu söylemek zor. İnsanlar bunu hep söylüyor. Ama bence herkes kendi olmalı ve yaptıklarıyla gurur duymalı. Kimse Maradona’yı, Messi’yi ya da Ronaldo’yu herhangi biriyle kıyaslayamaz. Herkes, kendine has bir şeyler yapıyor. 17 yaşında bir oğlum var, o da futbol oynuyor. Bir futbolcu olarak ilk kez kendisine sözleşme teklif edildi. AZ Alkmaar’da oynuyor ve onunla gurur duyuyorum. Bunu kolayca başarmadı. Sorunuzla ilgili ona bir şey söyledim. Ona dedim ki, “Herkes sana ‘babana çok benziyorsun’ diyecek ama sen, kendin ol. Senin kendine ait bir kimliğin var. Sen neysen osun. Gurur duy ve senin için önemli olduğunu düşündüğün şeyler üzerine çalış.”

Hollanda, futbolda ekol bir ülke. Son olarak Ajax örneğinde gördüğümüz gibi altyapıdan futbolcu yetiştirmede ve oyun anlamında oldukça başarılı. Ancak teknik direktör üretiminde, futbolcu kadar iyi değil. Mesela şu an Premier Lig’de Hollandalı bir teknik direktör yok. Bunun sebebi, luteryen ve her şeye itiraz eden karakter yapınızdan mı geliyor? Yoksa başka bir sebebi var mı?

Herkes Van Gaal gibi değil. Bütün Hollandalılar onun gibi değil. O bir istisna. Dick Advocaat iyi biri. Yüreği ve her şeyi var. Erwin Koeman çok sakindir. Rijkaard da çok iyi şeyler yaptı. Chelsea’de antrenörlük yaptığımda ben de iyi iş çıkardım. Bu bir dalgalanma gibi aslında. İspanya Mili Takımı’nın başarıları sayesinde herkes İspanyol teknik direktörlere bakmaya başladı. Ben başarılı olduğumda herkes birden bire Hollandalılar ile ilgilenir oldu. Bu böyledir.

Donny Van de Beek hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizin döneminizdeki futbolculardan hangisine daha çok benzetiyorsunuz? Costacurta ve Capello, Van De Beek’in Nedved ve Neeskens’e benzediğini söylemişti. Siz ne söylerdiniz?

Geçen sene Hollanda Milli Takımı’nda Dick Advocaat ile çalışırken onunla da çalışmıştım. Çok gençti ve sabretmesi gerekiyordu. Onunla ilgili sevdiğim şey, aklında olup bitenler. Çok genç bir çocuğa göre oldukça olgun. Ne istediğini biliyor ve çok çalışıyor. Çokça gol atan bir orta saha gibi. Lampard’ın Chelsea’de yaptıkları gibi. Sürekli gol atıyor ve doğru zamanda görev alıyor. Tekniği var ve kale önünde sakin kalabiliyor. Bu yüzden onu Lampard ile kıyaslayabilirim.

Matthijs de Ligt Frenkie de Jong 12082018

Frenkie de Jong, sezon sonunda Barcelona’ya gidecek. Onun geleceğini nasıl görüyorsunuz? Efsanevi Hollandalı futbolcuları hayal ettiğinizde De Jong’un hangisine daha yakın olduğunu düşünüyorsunuz?

Frenkie de Jong, özgür bir ruh. Her şeyi son noktasına kadar götürüyor. Rakip olarak size zorluk çıkarıyor. Takımdaki diğer oyuncular için pozisyon almayı kolaylaştırıyor çünkü topu sık sık kaybetmiyor ve aynı zamanda topu istiyor. Onu biriyle kıyaslayacaksak eğer, topu istemesi ve karşısındaki oyuncuların arasından süzülmesiyle birlikte birazcık Zidane’ı andırıyor diyebiliriz. Oyun tarzını beğeniyorum. Ayrıca çok genç. Ajax ile daha 2 yıl oynadı ve kendini inanılmaz bir biçimde geliştirdi. Barcelona’da oynaması onun için iyi olacak. Barcelona, Şampiyonalar Ligi’ni kazanmıyor çünkü bundan daha iyisini yapamazsınız!

Eski takımlarınızdan Chelsea’de işler pek yolunda gitmiyor. Herkes teknik direktör Sarri’yi eleştiriyor. Chelsea’nin durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? “Sarriball” hakkında ne düşünüyorsunuz?

Teknik direktörler için Chelsea, şu anda çok zor bir kulüp. Çünkü başarılı olursanız kovulursunuz, başarısız olursanız belki kalabilirsiniz. Enteresan bir durum. Abramovic’in gelişi kulüp için muhteşemdi. Kulübe para getirdi ve en iyi oyuncuları aldılar. Sürekli kazanmaya başladılar. En beklenmedik anda Di Matteo ile Şampiyonlar Ligi’ni kazandılar. Şimdi ise Premier Lig’de, neredeyse Chelsea kadar para sahibi olan başka takımlar var. Manchester City de aynı bütçeye sahip. Alt ligden gelip Premier Lig’den 200 milyon sterlin alan takımlar var. Yatırım yapacak paraları oluyor. Manchester United’da da şu an aynı problem söz konusu. Başarılı oldukları dönemde parası olan tek takım onlardı. Şimdi herkeste var. Bu durum da onlar için zor oldu. Para, doğru oyuncuları alabilmek açısından da önemli bir hal aldı. Sarri, takımı yeni baştan kurması gerektiği bir dönemde Chelsea’ye geldi. Çok zamanı yoktu. Onu biraz anlayabiliyorum. Bence Jorginho ile ilgili bir hata yaptı. İyi bir orta saha oyuncusu mu? Evet. Ancak zaten bir orta sahan vardı. Fransız. Dünya Kupası’nı kazanan. Neden gidip başka bir orta saha alırsın ki? Şimdi orta sahanın sağında oynamak zorunda. Neden? Fransa’nın en iyi orta sahasını neden böyle oynatırsın ki? Bence problem burada başladı.

Herkes Hazard’ın Chelsea’den ayrılacağını ve Real Madrid’e gideceğini söylüyor.  Sizce Chelsea, boşluğunu kiminle doldurmalı? Sizce Christian Pulisic, onun yerini doldurabilecek kalitede bir oyuncu mu?

Chelsea’nin öncelikle, gelecek sezon hoca konusunda ne yapmak istediğine karar vermesi gerekiyor.  Umarım Sarri’nin takımda kalma ve takımı kurma şansı olur. Premier Lig’de, takımdan gitme ihtimali olan birçok futbolcu var. Pogba’nın, Herrera’nın, Eriksen’in ya da Kane’nin ayrılacağını düşünenler var ancak bunların hepsi ihtimal, bilmiyoruz. Kimse Real Madrid’e karşı koyamaz. Dünyanın en büyük takımı. Oyuncular için zor. Real Madrid gelirse kabul edersiniz. Bakalım Real Madrid ne yapmak istiyor. Büyük planları var. Bekleyip göreceğiz.

Bir dönem müzik ile yakından ilgilenmiştiniz ve "Not The Dancing Kind" adlı bir şarkı çıkartmıştınız. Bu ilginiz hala devam ediyor mu?

Hayatta bazen hatalar yaparsınız. Bazen kendinize çok fazla güvenirsiniz. O da bu dönemlerden biriydi. Herkes müziği sever. Müzik grubu olan arkadaşlarım vardı ve onlara destek olmak için bir şeyler yapıyordum. Bir enstrüman çalamam veya şarkı söyleyemem. Ama benden şarkı yapmamı istedikleri bir dönem olmuştu ve ben de yaptım. Ayrıca o kadar da kötü olmadı. Şarkımla çok gurur duymuyorum, çocuklarım da benimle hep dalga geçti. Ama İlk 10 Pop Şarkısı listesine girmiştim. Müzik, duygularınızın bir yansımasıdır. Bazen bir şarkı sizi iyileştirebilir. Müziğin üzerinizdeki gücü budur.

 

Goal twitter

Kapat