Haberler Canlı Skorlar
Ersun Yanal

KARİYERİ Mİ BİTTİ, KÜLLERİNDEN Mİ DOĞACAK?

19:13 GMT+3 19.10.2017
Ersun Yanal
Bazen hayatta işler istediğimiz gibi gitmez. Ersun Yanal'ın da uzun süredir böyle bir dönemde olduğu kesin. Önemli olan ise bu kuyudan çıkabilecek mi?

Ersun Yanal'ın kariyerini dört bölüme ayırabiliriz: Gençliğindeki ilk yükseliş dönemi, Milli Takım sonrası buhran dönemi, Fenerbahçe'yle yeniden yükseliş dönemi ve Fenerbahçe sonrası çöküş dönemi. 

37 yaşında Denizlispor'u Süper Lig'e çıkarıp, bir sene sonra Galatasaray'un UEFA Kupası'nı aldığı sezonda, üç büyüklerin ardından ligin en çok golünü atan takımı yaratan hoca olarak tanımıştık ilk onu. Kendisi gibi genç bir takımı vardı. Yusuf Şimşek, Ali Tandoğan, Bülent Akın, Veysel Cihan, Levent Kartop, El Saka gibi çoğu sonradan üç büyüklere gidecek veya çok uzun yıllar boyunca Süper Lig'de oynayacak oyuncular, ilk o takımda filizlenmişti. 

Ardından ikişer sezon çalıştırdığı iki Başkent ekibi Ankaragücü ve Gençlerbirliği'nde de yıldızını parlatmaya devam etmişti. Ankaragücü'yle ilk sezon 6'ncılık, ikinci sezonunda 4'üncülük kazandı. 2001-02'de 75 gol atan şampiyon Galatasaray'ın sadece üç gol gerisindeydi. Bir sonraki sezon ise Gençlerbirliği'ne geçmişti. Sıra artık şampiyonluk mücadelesi vermeye gelmişti. Başkent ekibine tarihinin en iyi sezonu yaşatan Yanal'ın takımı, şampiyonluk yarışından son haftalarda kopmuş ve ligi üçüncü bitirmişti. Buna rağmen bu sefer 74 golle ligin en çok gol atan takımıydı. Ligin puan rekorunu kırıp şampiyon olan Mircea Lucescu'nun Beşiktaş'ından tam 16 gol daha fazla atmışlardı. Yanal'ın önde basan, tempolu oynayan, agresif ve genç takımları, Süper Lig'e damgasını vurmaya devam ediyordu.

Uğur Boral, Ahmed Hassan, Josip Skoko, Filip Daems, Ali Tandoğan, Okan Koç, Serkan Balcı, Deniz Barış, Souleymane Youla gibi oyuncuların başrol oynadıkları o Gençlerbirliği kadrosunun da tamamı ya üç büyüklere gitmişlerdi ya da yurt dışında saygın bir yere sahip kulüplerde kariyerlerine devam etmişlerdi. Kırmızı-siyahlılardaki ikinci sezonunda ise ligin orta sıralarında mücadele verseler de, bu sefer farkı UEFA Kupası'nda yaratmışlardı. Birinci turda Tugay Kerimoğlu'nun da oynadığı Graeme Souness!ın Blackburn Rovers'ını, ikinci turda Euro 2016'da Portekiz'i şampiyonluğa taşıyacak olan Fernando Santos'un Sporting Lizbon'unu, üçüncü turda da Cesare Prandelli'nin Parma'sını elemişlerdi. Son 16'daysa rakip, bir önceki turda Beşiktaş'ı eleyen Rafa Benitez'in Valencia'sıydı. Ankara'daki ilk maçı Daems'in penaltı golüyle 1-0 kazanmışlardı. Fakat Mestalla'daki rövanş karşılaşmasında uzatmalarda güçlü rakiplerine 2-0 boyun eğmişlerdi. Bu, Gençlerbirliği'nin o sezon UEFA Kupası'ndaki ilk ve tek yenilgisiydi. Aynı zamanda Gençlerbirliği'ni ecel terleri dökerek eleyebilen Valencia da o sezon UEFA Kupası'nı müzesine götürmüş, ama turnuva boyunca ilk ve tek mağlubiyetini Ankara'da almıştı.

Bu harika sezonun ardından Yanal için yeni serüven A Milli Takım'dı. Euro 2004 play-off'larında Letonya'ya şok bir biçimde elenen Milli Takım'ı, Şenol Güneş'den emanet almıştı. Ama sonuç hüsran olmuştu. 2006 Dünya Kupası Elemeleri'nde Milli Takım, Yanal yönetiminde çıktığı 10 maçta 4 galibiyet 4 beraberlik 1 yenilgi almıştı. Bütün elemeler boyunca Hakan Şükür'ü kadroya çağırmaması tartışma konusu olmuştu Yanal'ın ve bu yüzden eleştirilmişti. İlginçtir ki, kendisinden önce görevdeki Şenol Güneş de 2002 Dünya Kupası'nda İlhan Mansız'ın yerine Hakan Şükür'ü oynatmakla eleştirilmişti. Söz konusu Türk Milli Takımı olunca, suni gündemlerden uzak olamıyorsunuz. Ne geçmişte ne bugün... Sonunda Yanal pes edip Şükür'ü kadroya çağırmıştı ama taraflar çok yıpranmıştı. Bir hazırlık maçında Belarus karşısında alınan yenilgi sonrasında da Yanal'ın görevine son verilmiş, Fatih Terim'le anlaşılmıştı. Sonrası malûm...

Milli Takım buhranından sonra yeniden kulüp takımlarında kariyerini ayağa kaldırmaya çalıştı Yanal. İlk durak Manisaspor'du. 2005-06'nın ortasında göreve gelse de, lig bittiğinde Yanal'ın alıştığımız hücum performansının sonuçlarını görebiliyorduk. Öyle ki, ligi 12. sırada bitiren Manisaspor, lig üçüncüsü Beşiktaş'la aynı sayıda gol atmıştı (52). Arda Turan'ın da kiralık olarak oynadığı o takım, özellikle ligin ikinci yarısında oynadığı futbolla herkese zevk vermişti. Bilhassa 5 gollü Fenerbahçe galibiyetiyle büyük sükse yapmışlardı. Yanal'ın önceki takımlarında gerçekleşen şey, Manisaspor'da da oldu. O takımdaki birçok oyuncu dört büyüklere gitti, bazıları hâlâ oynamaya devam ediyor: Selçuk İnan, Caner Erkin, Hakan Balta, Filip Holosko, Uğur İnceman...

2007-08'in ortasında da kariyerindeki ilk Trabzonspor sayfasını açmıştı. O sezon takıma kendi felsefesini yerleştirmeye çalışmakla geçti, ama bir sonraki sezon son haftalara kadar Beşiktaş'la şampiyonluk mücadelesinin verildiği, verimli bir sezon oldu. Trabzonspor ligi üçüncü bitirse ve Yanal 29. haftada görevden ayrılsa da, 2011'de 82 puan toplayıp, son haftaya kadar şampiyonluk mücadelesi verecek olan kadronun temelleri de o sezon atılmıştı: Selçuk İnan, Gustavo Colman, Onur Kıvrak, Egemen Korkmaz, Giray Kaçar, Hrvoje Cale ve Ceyhun Gülselam o dönemde kadroya katılmışlardı.

Arada bir Eskişehirspor macerasının ardından sıra ise nihayet İstanbul'a gelmişti Yanal için. Zorlu 3 Temmuz sürecinden sonra yeniden ayağa kalkmak isteyen Fenerbahçe, bu görevi Ersun Yanal'a bırakmıştı. Her ne kadar sezon Şampiyonlar Ligi Ön Elemesi'nde Arsenal'a karşı Kadıköy'de alınan 3-0'lık mağlubiyet ve ligin ilk haftasında Konyaspor deplasmanında 2-0'dan kaybedilen maçla başlasa da, sezonun geri kalanı sarı-lacivertliler için muhteşem geçmişti. Bekler Gökhan Gönül ve Caner Erkin'in bitmek tükenmek bilmeyen bindirmeleriyle, ilerde Dirk Kuyt, Moussa Sow ve Emmanuel Emenike üçlüsüne topu olabildiğince çabuk ulaştırmak isteyen, seken topları da Mehmet Topal, Emre Belözoğlu, Raul Meireles gibi enerjik ve güçlü orta sahalarla toplayarak sürekli ve direkt hücum etmeye dayalı basit ama çok etkili bir hücum planı vardı o sezon Yanal'ın. Ve lige çok baskın geldi. Nisan ayında şampiyonluğunu ilan ederek, Fenerbahçe Süper Lig tarihinin en erken şampiyon olan takımı oldu.

Hem Yanal hem de Fenerbahçe yeniden yükseliş dönemine girseler de, sezon sonunda Aziz Yıldırım ile doğan kriz, ikili arasındaki bağların kopmasına neden oldu. Başkan Yıldırım, takımı Yanal'ın şampiyon yapmadığını iddia etse de, o günden beri hiçbir sportif başarı elde edememiş olmaları, Yıldırım'ın yanıldığını gösteriyordu. Fakat Yanal da Fenerbahçe'den ayrıldıktan sonra toparlanamadı. Ardından iki dönem daha Trabzonspor'da çalışsa da, Yanal'ın takımlarındaki alıştığımız baskılı, tempolu, ofansif karakteri hiç göremedik. Saha skorları da hiç istenildiği gitmeyince kaçınılmaz son geçtiğimiz gün gerçekleşti ve görevden alındı.

Peki bundan sonra ne olacak? Yanal, şu an 55 yaşında, bir teknik direktör için hiç de yaşlı sayılmaz. Ama sanki yaşına göre biraz fazla yıprandı. O yüzden Eduardo Galeano'nun dediği gibi, Ersun Yanal için "şimdi yeni baştan başlama" zamanı. "Adım adım, kendi bedeni dışında hiçbir kalkana sığınmadan..." Bakalım bunu yapabilecek mi?