GÜNEŞ: MESSİ DE BİZİM TAKIMDA OYNASA, İSTERSEM OYNATMAM

Yorum()
seskimphoto.com
Beşiktaş'ın tecrübeli teknik direktörü Şenol Güneş, gündem belirleyecek açıklamalar yaptı.

Beşiktaş'ın başarılı çalıştırıcısı Şenol Güneş ülkedeki futbol gündemi, takımı ve oyuncuları hakkında değerlendirmeler yaptı.

"Hoşgörü göstereceğiz ama taviz veremeyiz"

Habertürk'e konuşan Güneş; takım içindeki dengeleri nasıl sağladığı konusuna Quaresma üzerinden değinerek; "Oyuncuların karakteri çok önemli. Onun altında hataları düzeltiyoruz. Ricardo Quaresma’nın hala iç dünyasında farklılıkları vardır. O da kendini düzeltmeye çalışıyor. Oyundan çıkarken sorunlu. İdmanda da yapıyor. Bazen iyi, bazen sıkıntılı. Konuşmalarımızda ilişkilerimizde oluyor. Ben anlatırken ona uyuyor. Ama yapmıyor da bazen. Hiç sesi çıkmayan da yapıyor." açıklamasını yaptı.

Sözlerine devam eden teknik adam; "Sesi çıkmayanların durumu daha tehlikeli. Adam beni alkışlıyor şimdi, ya sonra, belki yuhalayacak. Adamı kazanacaksın. Ben hep şuna benzetiyorum. Kasanın içinde elmanın biri çürükse o kısmını temizleyeceksin. Olmadı o zaman atacaksın. Hoşgörü göstereceğiz. Ama taviz veremeyiz. Bunu yaparsak diğerlerini, takımı kaybederiz. Adam çok koşuyor ama yetenekli değil onu oynatamam." şeklinde konuştu.

"Tolgay çok savaştı ve toparladı"

Oyuncusu Tolgay Arslan'ın özelinde futbolcuların karakter yapısını değerlendiren Güneş; "Şu an direkt oyuncular arasında olan bir tanesi Tolgay’dır. Çok savaştı, arada bir gelgitleri, duygusal kırılmaları oldu. Ama toparladı. Seyirci baskısını taşıyamayan oyuncular oluyor, o zaman giderler. Devre arası geliyor gitmek isteyen varsa yönetim ile konuşsun. Kalırsan çalışacaksın. Oynarsın, oynamazsın bu iş çocuk oyuncağı değil, burası altyapı değil." dedi.

"Bu bir ekip işi"

Beşiktaş'a kazandırdığı ivmenin sırrının sorulması üzerine tecrübeli teknik direktör; "Tek başıma bunu yapamam. Bu ekip işi. Kolay değil. İyi olduğu zaman paylaşım olur, kötü oldu mu tam tersi. Önemli olan ilke ve prensipler. Bunu iyi koruduğunuz zaman olur. Bunu önce başkan ve yönetim yapar. Sonra takım. Takım adına hoca, hocanın altında oyuncu, personel, medya, taraftar, hepsi var. Bu camia büyük. Benden de, başkandan da önce Beşiktaş vardı, bundan sonra da olacak." açıklamasını yaptı.

"Türkiye'nin sorunu bu"

Ülkedeki futbol iklimiyle ilgili konuşan Güneş; “'Bensiz olmaz' diyemeyiz. İşler iyi gidince 'Ben yaptım' dersin ama kötü gitti mi, öyle demezsin. Mazaret ararsın o zaman senin varlığının anlamı olmaz. İşler dört dörtlük mü, hayır. Daha yapacak şeylerimiz var. Bu kulüp yapısı, ekonomi ile ilgili. Türkiye’nin de sorunu bu. 'Şenol, Fikret, Ahmet, Hüseyin yaptı' diyorsun, demek zorunda kalıyorsun. İlkeleri oturtacak tam düzen yok. Ben buraya erken de geç de gelsem önemli değil. Önemli olan bu sistemde yerim ne? Ben takımı yönetiyorum, yönetim de beni. Benim aldığım her karar yönetimi ilgilendirir. Ben takımı burada yönetirken benim işime karışamaz, ben de oyuncuya karışmam saha içinde. Yapmazsa ne olur, oynatmam. Yönetim işini, ben işimi yapacağım." eleştirisini getirdi.

"İstersem Messi'yi oynatmam"

Takımı yönetme tarzına açıklık getiren başarılı teknik adam; "Özgürlüğü oyuncuya vereceksin. Her alanda. O özgürlük benim üstüme çıkma anlamında değil. Ben de yönetimin üzerine çıkamam. Bu olgu yerleşmedi. Bazen oyuncu hocanın üzerine çıkıyor. Hoca iyi olduğu zaman başkanın yönetimin üzerine çıkarıyorsun. Messi bizim takımda oynuyor mesela her şeyi iyi yapıyor, istersem oynatmam. Ne kadar başarılı olursa olsun, oyuncu hocanın üzerine, hiçbir hoca da yönetimin üzerine çıkamaz." şeklinde konuştu.

"Oyuncumun derdi benim derdimdir"

Futbolda egonun takımdaşlık olgusunun önüne geçmemesi gerektiğini savunan Güneş; "İşimi iyi yapıyorum 'Her şeyi ben yapıyorum' demek değil. Hep beraber yapacağız. Hepimizin ortak duygu düşüncesi olmalı. Takım odur. 'Ben hocayı seviyorum oynuyorum, sevmiyorum oynamıyorum' anlayışı bana göre değil. Yok öyle. Tesise giriş çıkış bana göre değil, başkana da değil. Hep beraber karar alınmalı. Ben gittikten sonra o zaman düzen dağılır. Burada bir grup var. Buradaki aşçı bile önemlidir. Mesela maç günü yanlış yemek yaptı, midesi bozuldu oyuncunun, oynayamadı ve yenildik 3 puan gitti. Oyuncunun derdi benim derdimdir. Bilerek yaptıysa buna izin vermem." dedi.

"Bunun bir bedeli olacak"

Futbolcuların sorumluluk sahibi olması gerektiğinin altını çizen Güneş; "Binlerce milyonlarca taraftar senden güzel futbol bekliyor. Allah sana bir şans vermiş. Herkese vermemiş. Millet tarafından sevilmek sayılmak... Bunun bir bedeli olacak. Futbolcuyu suçlamak için söylemiyorum, hepimizde var. Sabah geliyorum çimci geliyor, malzemeci geliyor. Niye, işi var diye. Sen kaçta geliyorsun. Saat 4’te idman, 3’te geliyorsun. Gelebilirsin ama işinden heyecan duymalısın. O, 1 kazanıyor sen 100 kazanıyorsun. Biz daha çok yorulacağız." yorumunu yaptı.

"Kimse zarar görmesin ama dersler çıkarılsın"

Fenerbahçe'ye 2-1 kaybettikleri maçın yardımcı hakemlerinden Cem Satman'ın kokartının FIFA tarafından iptal edilmesine değinen Şenol Güneş; "Kokart iptalini bir maça göre doğru bulmam. Çok kötü yönettiler. O maçta da Ali Palabıyık, Yaşar Kemal Uğurlu vardı. Sahamızdaki kupa maçında da, tuhaftır onlar vardı. Yine aynı ekip. Oldu bitti, kimse zarar görmesin, tamam ama herkes ders çıkarsın. Bildiğimizi doğru düzgün yapalım. O maçı kaybettiğimiz için konuşuyoruz." açıklamasını yaptı.

"VAR için boşuna masraf yapmasınlar"

Yakın zamanda hayata geçirilmesi beklenen Video Yardımcı Hakem uygulamasını da yorumlayan tecrübeli teknik adam; "Kaybedilmeyen maçlar var. Gomis, Tolgay’a vurdu, ölüm tehlikesi vardı görmedi. Babel’i attın Gençler maçında. Geriden geldi müdahale etti. Bizim Kayseri maçında Cenk’in penaltısına ‘Penaltı değil’ diyorlar. Nasıl olmaz anlamıyorum. O zaman Video Hakem Uygulaması’nı çıkarmaya hiç gerek yok. Boşuna masraf yapmasınlar. V.A.R. hiç gelmesin. O gelse bile bir şey değişmez. Paralar boşuna harcanmasın. At gözlüğü ile bakan adam video ile de aynı şeyi görüp söylüyorsa neyi değiştireceksin. Adam ‘vurdum’ diyor. Hala penaltıyı tartışıyorsun." şeklinde konuştu.

"Milli Takım hepimizin"

Geçtiğimiz aylarda milli takımın başına geçmesi için teklif alan başarılı çalıştırıcı; "Milli Takım’ın başında Türk olmalı önce onu belirteyim. Bunu beni çağırdıklarında da söyledim. Luce’yi Türkiye yi tanıyor diye aldılar kısa vadede. ‘Bana kısa dönem dediler’ onu da kısa dönem için alsaydılar ya! 2.5 yıllık anlaşma yapılmış. Başkan dedi diye gittim oraya. Benim zaten olmayacağım biliniyordu, gündem olsun diye çağırdılar. Beni kullandılar, biz de yardımcı olduk onlara. Ben görevdeydim zaten. Beni çağırmadan başka birini çağırmak olmayacaktı. Turnuvalara katılırız, o olur. Türk futbolunu dizayn etmeliyiz yeniden, önemli olan da o. Fatih Hoca kısmen bunu yapmaya çalıştı ama hem futbol direktörü hem yarışma antrenörü olmaz. Hepimizin yeniden dizayn edilmesi şart. Ben yine katkı yaparım Milli Takım’a. Başkan git derse doğru bulmadığım halde giderim Milli Takım’a... O dönem için “4 maç, sonra bakarız” dediler. Milli Takım hepimizin. Bazen eleştiririm, bazen överim. Milli Takım temsil için önemli. Herkesin ortak değerde buluşacağı Milli Takım olmalı. Herkesin sevgisi olmalı Milli Takım’da." dedi.

Kapat