Haberler Canlı Skorlar
Fenerbahçe

FENERBAHÇE'NİN SORUNLARI HOCASINDAN DAHA KOCAMAN

20:47 GMT+3 7.11.2017
Aykut Kocaman Mathieu Valbuena Galatasaray Fenerbahce 10222017
Fenerbahçe'nin sorunlarının kaynağı Aykut Kocaman değil, ama belli ki çözümü de olamayacak.

YORUM | Onur Özgen  @ozgenonur

"Fenerbahçe'nin temel problemi, Mehmet Topal ve Josef de Souza’nın yan yana oynaması değil. Öndeki oyuncuların skor yapma sıkıntıları var. Maça başlayacak kadrodan çok, maçı bitirecek kadroyu düşüneceğim. Atılacak golün zamanlaması önemli ama sonraki ritm de önemli.”

Aykut Kocaman, Vardar ile yapılan rövanş maçı öncesinde düzenlediği basın toplantısında bunları söylemişti. Fakat takımı ne zayıf Makedon rakibini eleyebildi ne de aradan geçen iki buçuk ayda saha içi sorunlarını aşabildi.

Kocaman, maçı bitirecek bir kadro üzerine düşündüğünden bahsetse de, sarı-lacivertli takımın en büyük sorunu maçları bitirememek olmaya başladı. Takım maçları bitiremiyor, çünkü Kocaman da temel problemin kaynağına inmeyi başaramadı. Peki nedir temel problem?

Arrigo Sacchi şöyle der: “Taktik ve dönem fark etmeksizin büyük kulüplerin tarih boyunca tek ortak noktası vardır. Sahaya ve topa hükmetmişlerdir.” İşte Fenerbahçe’nin temel problemi bu. Hem de sadece bu sezonun da değil, son dört sezonun problemi...

Kocaman, Vardar maçı öncesi sorunu “öndeki oyuncuların skor yapma sıkıntıları” olarak belirlediğinde aslında Fenerbahçe’nin derdine derman olamayacağını göstermişti. Çünkü öndeki oyuncuların skora katkı yapamaması bir sorun değil, daha büyük bir sorunun nedeni olabilir sadece: Sahaya ve topa hükmedememek. Büyük takımların alametifarikası budur ve Fenerbahçe bu özelliğini dört yıl önce kaybetti.

Sarı-lacivertliler en son Ersun Yanal döneminde oyunu rakip sahaya yıkıp, rakiplerin çıkmasına izin vermeyen bir oyun oynuyordu. Kimdi o oyunun merkezindeki isimler? Hâlâ Süper Lig’in en iyi oyun kurucularından Emre Belözoğlu ve o dönemde Avrupa’nın en iyi box-to-box oyuncularından Raul Meireles...

Aradan geçen dört senenin ardından ise o bölge Mehmet Topal, Josef de Souza ve Ozan Tufan’a devredildi. Avrupa’nın bütün liglerindeki şampiyonluk hedefine sahip olan takımlara bakın. Hiçbirinin merkezinde iki defansif orta saha oynadığını göremezsiniz. Fenerbahçe haricinde! Sarı-lacivertliler tam üç sezondur defansif orta sahalarla şampiyon olmaya çalışıyor. 

Dahası, kendi başarısızlığından ders çıkaramıyor, ama rakiplerinin başarılarından da feyz alamıyor. İki senedir şampiyon olan Beşiktaş’ın orta sahasında Oğuzhan Özyakup, Jose Sosa, Tolgay Arslan gibi oyun kurucuların oynaması; Galatasaray’ın temposunu kaybeden Wesley Sneijder ve Selçuk İnan’ın yerine Younes Belhanda, Badou Ndiaye ve Fernando Reges’i transfer etmesi Fenerbahçe’yi ilgilendirmiyor olsa gerek ki, geçtiğimiz iki sezonunun en sorunlu bölgesine yaptığı tek takviye, 6 aydır futbol oynamayan Mehmet Ekici'yle sınırlı kaldı.

Bu yüzden de kendisini gole götürecek tüm istatistiklerde geride bulunuyor. Beşiktaş ve Galatasaray akan oyunda asistte maç başına 1,2 ortalamasını yakalarken, Fenerbahçe 0,7’de kalıyor. Beşiktaş maç başı 12,5, Galatasaray, 11,5 şut pası verirken, Fenerbahçe 9,2’de kalıyor. Galatasaray ceza sahası içinden maç başı 4,3, Beşiktaş 3,3 isabetli şut çekerken, Fenerbahçe 2,6’da kalıyor.

Haliyle de iki sezondur 2,2 ve 2,1 gol ortalamalarıyla şampiyon olan Beşiktaş’ın ve bu sezon ilk 11 hafta itibarıyla 2,4 gol ortalamasını yakalayan Galatasaray’ın karşısında üç sezondur 60 gol atmasına ve 2 gol ortalamasını bulamamasına rağmen oyununda majör değişiklikler yapmaya gerek görmeyen Fenerbahçe, elbette geride kalıyor.

Kocaman ise sorunu öndeki oyuncuların skor yapma sıkıntısı olarak görüyor. Aynı hataya İsmail Kartal, Vitor Pereira ve Dick Advocaat da düşmüştü. Oysa, örneğin geçtiğimiz sezon Fenerbahçe’nin bulduğu pozisyonları gole çevirme yüzdesi (%18,8), Beşiktaş’tan yüksekti (%17,3). Fakat Beşiktaş 13 gol daha fazla atmıştı.

Nedenleri ise basitti: Beşiktaş rakip yarı alanda maç başı 213 pas yaparken, Fenerbahçe 173 pas yapmıştı; Beşiktaş hücum bölgesinde maç başı 94 isabetli pas yaparken, Fenerbahçe 83 isabetli pas yapmıştı; Beşiktaş maç başı 11,8 şut pası verirken, Fenerbahçe 9 şut pası vermişti; Beşiktaş maç başı 15,8 şut çekerken, Fenerbahçe 11,9 şut çekmişti. Haliyle de bulduğu pozisyonları daha yüksek bir yüzdeyle gole çevirse de, Beşiktaş kendisini çok daha fazla pozisyona sokan bir oyuna sahip olduğu için, Fenerbahçe siyah-beyazlılar kadar gol atamamıştı.

Aynı sorunlar bu sene de sürüyor. Hem de büyüyerek. Sarı-lacivertlilerin skoru bulduktan sonra geri çekilmesi yeni bir sorun değil. Geçtiğimiz üç sezonda da bu hastalık bulunuyordu. Ama sarı-lacivertliler açısından daha can sıkıcı bir durum da var.

Fenerbahçe geçtiğimiz üç sezonda da geri çekiliyordu, ama en azından skoru korumayı başarıyordu.  2014-15 ve 2015-16’da öne geçilen 24 maçın 22’si kazanılmış, ikisinden beraberlik alınmıştı. Geçtiğimiz sezon ise Fenerbahçe öne geçtiği 22 maçın 18’ini kazanmış, dördünden beraberlikle ayrılmıştı. Bu sezon ise Kocaman’ın takımı öne geçtiği 7 maçın sadece 4’ünü kazandı, üçünde skoru koruyamadı.  

Bu durumun bir nedeni, Fenerbahçe’nin hâlâ maçlara hükmetmesini sağlayacak bir orta sahasının olmamasının yanında sarı-lacivertlilerin geçtiğimiz sezonlarda kadrosunda bulundurduğu Dirk Kuyt, Moussa Sow, Luis Nani, Jeremain Lens gibi takım geriye çekildiğinde yakalayacağı hızlı hücumları değerlendirebilecek oyunculara da artık sahip olmaması. Yani Fenerbahçe zaten yetersiz olan kadrosunu güçlendireceğine, elindeki silahları da kaybetti.

Diğer nedeni ise çok daha vahim: Fenerbahçe büyük takım refleksini yitirmek üzere. Hatta belki de çoktan yitirdi. Aykut Kocaman da bunu görüp istifa etmek istemiş olabilir. Zira kulübün bir efsanesi için oldukça acı verici bir durum olmalı.