thumbnail Merhaba,

Fenerbahçe'nin kötü deplasman formunun sebebini arıyoruz...

Mehmet Can ÜNLÜ
Diğer yazılarını görE-posta gönder
Fenerbahçe'nin son dönemlerde lig bazında çok ciddi bir deplasman sıkıntısı yaşadığı yadsınamaz bir gerçek. Bunun için pek çok sebep gösterilebilir. Fakat bana göre sorun, takımın formasyonunda veya oyuncu performanslarındaki tutarsızlıklarda değil. Sorun tam olarak Aykut Kocaman'ın mentalitesinde.

Bu mentaliteden kastımı anlatmak için fazla uzağa gitmeye gerek yok. Geçtiğimiz hafta sonu 1-1'lik beraberlikle sona eren Kayserispor maçı sonrasında Kocaman'ın yayıncı kuruluşa yaptığı açıklamalara göz atmak, bunu anlamak için yeterli olacaktı.

Ne demişti Kocaman şöyle bir hatırlayalım: "Oyunun sonlarına doğru gelen Kayserispor golünden sonra tekrar bir refleks gösterip mağlup olmadan dönmeyi başarmak da, bu şekildeki bir oyundan sonra çok memnuniyetsizlik belirtilecek bir durum değil." Yani "Fenerbahçe" Teknik Direktörü Aykut Kocaman, deplasmanda alınan bir puandan mevcut duruma rağmen hiç rahatsız değil, hatta bundan gayet memnun. Mevcut durumdan kastım ise takımın şu ana kadar ligde oynanan 7 deplasman maçında sadece 1 galibiyeti bulunması. O galibiyet de, Akhisar Bld.Spor deplasmanında, son dakikaları kabus gibi geçen bir maçın ardından gelmişti.

Aslında bu durum pek de yeni sayılmaz. Zira Fenerbahçe geçen sezondan bu yana bu sıkıntıyı yaşıyor. Geçen sezonki şartlar çok başkaydı elbette. Fakat ortada bir gerçek var: Ligde yaklaşık 1 yıl içersinde oynanan deplasman maçlarında alınan galibiyet sayısı sadece '5'. İç saha maçlarıyla deplasman maçları arasındaki uçurumu daha iyi incelemek için şu tabloya göz atalım:

AYKUT KOCAMAN | 2012 KARNESİ (STSL)

Aykut Kocaman
  O
G B M
Galibiyet yüzdesi
İç Saha 19 15 3 1 %78.9
Dış Saha 18 5 7 6 %27.7
Toplam 37 20 10 7 %54

Bana göre bu tablonun en büyük nedeni, Kocaman'ın rakip fark etmeksizin her deplasman maçında öncelikle gol yememeyi hedefleyen bir takım sahaya sürmesidir. Bu anlayışı, şampiyon olunan sezonun ikinci yarısı hariç hiçbir zaman değişmedi. Kontrol futbolu, Avrupa maçları için gayet geçerli ve mantıklı olabilir. Zaten UEFA Avrupa Ligi'nde elde edilen sonuçlar bunu kanıtlar nitelikte. Ancak Süper Toto Süper Lig'de bu anlayış takımın potansiyelini tamamen köreltiyor.

Her zaman söylediğimiz üzere, Kocaman'ın elinde gerçekten de son yılların açık ara en geniş ve kaliteli kadrosu var. Alex konusunda fazla girmek istemiyorum ama, onu göndererek gayesini de gerçekleştirdi. Fakat sahadaki futbol anlayışına baktığımızda hiçbir fark göremiyoruz. Her fırsatta dile getirdiği hızlı düşünen, çabuk pas yapan ve rakibi boğan anlayışa sahip bir takım yaratma çabası ne yazık ki şu ana kadar amiyane bir tabirle lafta kaldı.

Savunmak istediğim şeyi Beşiktaş örneğiyle biraz daha somutlaştıralım. Siyah-beyazlı takım, kısıtlı kadrosuna rağmen korkusuz bir futbol anlayışıyla şu anki puan cetvelinde Fenerbahçe'nin üstünde yer alıyor. Bu, bazı şeyleri anlatmak için yeterli bir örnek bana göre. Eğer bu anlayış devam edecekse, Fenerbahçe'nin işi hiç de kolay olmayacak.

 son 10 yıldakİ şampİYON TAkımların DEPLASMAN PERFORMANSLARIPU.OGBM
2011/12 GALATASARAY 35 17 10 5 2
2010/11 FENERBAHÇE 37 17 12 1 4
2009/10 BURSASPOR 32 17 9 5 3
2008/09 BEŞİKTAŞ 32 17 9 5 3
2007/08 GALATASARAY 37 17 11 4 2
2006/07 FENERBAHÇE 32 17 9 5 3
2005/06 GALATASARAY 37 17 11 4 2
2004/05 FENERBAHÇE 32 17 10 2 5
2003/04 FENERBAHÇE 37 17 11 4 2
2002/03 BEŞİKTAŞ 40 17 12 4 1

Yukarıdaki tabloda son 10 sezonun şampiyon takımlarının dış saha maçlarında elde ettikleri sonuçları görüyoruz. İstatistiklere göre şampiyon olan her takım deplasmanda en az 9 galibiyetle sezonu tamamlamış.

Şimdi bunu Fenerbahçe açısından değerlendirelim. Sarı-lacivertli takımın şu ana kadar oynanan 7 maçta 5 beraberlik, 1 mağlubiyet ve 1 galibiyeti var. Yani toplamda 8 puan. Kabaca istatistiklere göre son 10 yılda şampiyon olan her takım sezonu deplasmanda en az 32 puan toplayarak kapatmış. Bu doğrultuda düşünecek olursak, Fenerbahçe'nin deplasmanda kalan 10 maçında en az 24 puana daha ihtiyacı var.

Görüldüğü üzere gidişat hiç de iç açıcı değil. Aykut Kocaman'ın bir an önce elindeki potansiyelin farkına vararak harekete geçmesi ve birtakım değişikliklere gitmesi gerekiyor. Yoksa her şey için çok geç olacak.

İlişkili