thumbnail Merhaba,

Raul, Real Madrid forması ile ilk maçına 29 Ekim 1994 tarihinde çıktı. Efsane, şimdilerde Real Madrid çatısı altında değil fakat onu anmak için en doğru zamanlardan biri...

 Oğuz Öztürk
 Real Madrid Yazarı
Raul Gonzalez Blanco...

Namı-ı diğer El Diablo, Tilki ya da Lambacı melek...

Raul, 29 Ekim 1994 yılında Real Madrid forması ile Real Zaragoza karşısında ilk kez forma giydiğinden bu yana tam 18 yıl geride kaldı. Raul, 16 yıl boyunca aralıksız giydiği Real Madrid forması ile en büyük efsanelerden biri oldu. Şimdilerde Orta Doğu'da futbolu insanlara sevdirmekle meşgul olan ve belki de aktif futbol yaşantısında son zamanlarını yaşayan Raul'u bir kez daha anmak için bundan daha güzel bir zaman olamazdı.

Raul, Real Madrid'de forma giydiği yıllar boyunca hep koşan, sessiz sakin işini yapan ve taraftarı da sevindiren bir adam oldu. Tek büyük bir kulüpte yıllarca forma giymenin ne kadar büyük bir nimet olduğunu göstermesinin yanında 'artık 35 yaşına gelmiştir' denildiğinde aslında daha 26-27 yaşında olduğu yıllar da Raul'un en büyük zamanlarıydı.

Raul, San Cristobal'de, şehrinin dar sokaklarında ve toprak sahalarda futbol oynarken onu ilk farkeden fanatik bir Atletico Madrid taraftarı olan babası Don Pedro oldu. Tek hayali vardı; oğlunun Atletico Madrid forması ile sahaya çıkması... Genç Raul, Atletico Madrid'in patronu Jesus Gil ve teknik heyet tarafından altyapıda bir süre kaldıktan sonra 'yetersiz' buldunuğu için takımdan çıkarıldı. Bu andan sonra El Diablo, yıllarca formasın giyeceği Real Madrid altyapısına geçti ve efsane yılların ilk adımını da atmış oldu.

İspanya Kralı Juan Carlos, "Madrid Raul, Raul da Madrid'dir..." demişti. Raul, aynı zamanda Real Madrid taraftarı için şehrin meleğiydi. Ancak rakipler için bir melekten ziyade, attığı goller sayesinde 'Tilki' lakabını da almıştı. Onun Madridliler için Melek oluşu, sadece attığı gollerde saklı değildi. Roman Abramovich, Chelsea'yi satın aldığında bilinenin aksine ilk olarak Raul'u kadroya katmak istedi. Rus milyarder, Raul için 70 milyon avro önermiş, Florentino Perez'den aldığı cevap ise manidar olmuştu, "Raul satılık değil. Belki 180 milyon avro getiren olursa onu satabilirim. Ancak bunu dünya üzerinde yaoabilecek tek rakım da Real Madrid..."

Raul, Real Madrid'in 'renkli' yıllarda Şampiyonlar Ligi'ni tam üç kez kazanmasına ön ayak olan isimlerden biri oldu. 1998 Şampiyonlar Ligi finalinde Juventus'a karşı 90 dakika forma giydi. Mijatovic ve Morientes ile kurduğu ortaklık ile İtalyan savunmasını bezdirdi ve Real Madrid, Mijatovic'in golü ile kupayı müzesine götürdü. 1999 yılında, Cristiano Ronaldo'nun Camp Nou'da yıllar sonra yapacağı 'Calma' haraketinden önce, Raul'un 'sus' sevinci hafızalara kazındı. 2000 Şampiyonlar Ligi finalinde ise bu kez attığı gol ile Valencia karşısında alınan şampiyonluğa daha büyük katkı verdi. Real Madrid, Raul, McManaman ve Morientes'in golleri ile 3-0 kazandı. 2002 finalinde ise Bayer Leverkusen karşısında perdeyi açtı, Zinedine Zidane attığı efsane golle kupayı getiren galibiyeti tamamlayan isim oldu.

2000 yılı, Raul'un zihinlerde oturan yüzüğünü öpen gol sevinçlerinin kaynağının yılıydı ve o sene Raul, 'deli gibi aşığım' dediği Mamen Sanz ile evlendi. Her golü eşine ve ailesine adayan Raul, Real Madrid'e ve geleneklerine o kadar bağlıydı ki, ilk oğlunun adını Jorge Valdano'ya ithafen Jorge, ikinci oğlunun adını da Hugo Sanchez'e ithafen Hugo koydu.

Raul, Fernando Morientes ile kurduğu ortaklığı, arkadaşının yerine gelen Ronaldo ile tam anlamıyla kuramasa da, takım için en büyük isimlerden biri olmayı başardı. 2002 Şampiyonlar Ligi finalinde Zinedine Zidane ile beraber takımın en büyük yıldızı olduğunu yine tekrarladı ve maçtan sonra elinde İspanyol bayrağı ile yağtığı matador dansı akıllardan çıkmadı, tarihin unutulmaz fotoğraflarından biri bu anda çekildi.


2006 yılı ile beraber Real Madrid'de Los Galacticos 1 döneminin sonunun geldiği konuşuluyordu. Ronaldo, Beckham, Zidane, Figo ve Roberto Carlos gibi oyuncuların artık Real Madrid'e çok fazla bir şey veremeyeğinden bahsediliyordu. Yıllar yılı birçok yıldız bohçasını toplayıp Real Madrid'den ayrılmak zorunda kalırken Raul, aslında takıma milyon avrolarla imza atan bu futbolcular gibi olmadı fiyakalı olamadı ama hep takımda kalmayı başaran isim oldu. 2006'da yağmurlu bir Mallorca akşamında takımın aldığı yenilgiden sonra Beckham ve Roberto Carlos hariç Los Galacticos döneminin ilk yıldızlarının biletleri kesildi. Raul, 2006-2007 sezonunda takımın daha mütevazi bir Başkan ve kadro ile aldığı şampiyonlukta büyük bir rol sahibi oldu. Santiago Bernabeu'da Barcelona maçında Fernando Gago'nun ortası ile attığı kafa golü, kariyerinde attıkları içinde en güzellerinden biriydi.

Real Madrid, 2007-2008 sezonunda da şampiyon olduktan sonra Raul'un İspanya milli takımı ile ilgili tartışmaları yeniden alevlenmişti. Efsane, 2003 yılında bir röportaja verdiği demecinde hayatındaki en büyük uktelerinden birinin İspanya ile kupa alamamak olduğunu söylemişti. Euro 2000 çeyrek finalinde Fransa karşısında kaçırdığı penaltı, hayatının en kötü anlarından biriydi. Euro 2008 yaklaştığında ise Raul ve Luis Aragones arasında kriz patlak verdi. Aragones, Barcelona'nın artık başarıdan başarıya koşacak olan kemiği ile kadrosunu oluşturmuş, hücum hattında da Raul yerine Fernando Torres ve David Villa ikilisine görev vermek istemişti. Real Madrid ile Euro 2008 öncesinde iki şampiyonluk yaşayan Raul, milli takımda yedek kalmayı reddedince bu şampiyonaya katılamadı ve maalesef İspanya'nın yıllar sonra bir turnuvada kazandığı şampiyonayı evinde izlemek zorunda kaldı.

2008-2009 sezonunda Real Madrid, şampiyonluğu Barcelona'ya verdi. Raul'un bu sezon artık futbolu yavaş yavaş bırakmayı düşüneceği de konuşuluyordu ve fakat daha gençti... Yıllardır Real Madrid'de forma giyiyor oluşu, onun sanki 35-36 yaşlarında olduğu düşüncesini geliştiriyordu.

Florentino Perez, 2009-2010 sezonunda tekrar Real Madrid Başkanı oldu. Los Galacticos'un 2. dönemi yoldaydı. Taraftarlar, 2001 yılında coştuğu benzer transferleri ve büyülü kupaları yeniden bekliyordu. Cristiano Ronaldo, Kaka, Xabi Alonso ve Karim Benzema gibi oyuncular transfer edildi. Manuel Pellegrini yönetimindeki Real Madrid, 99 puanlı Barcelona'nın ardından topladığı 96 puanla şampiyonluğu kaçırdığında büyük bir üzüntü yaşandı. 96 puan toplayıp, tarihin en büyük Barcelona'sı karşısnda bu kadar puanla şampiyon olamamak, büyük bir talihsizlik oldu.

Cristiano Ronaldo, Manchester United'dan alışkın olduğu 7 numaralı formayı almak için ellerini ovuşturup bekliyordu. 9 numara ile sahada olan Ronaldo, ilk resmi maçına Raul'un yerine oyuna girerek başladı. Belki de Raul için Real Madrid ve 7 numaranın sonu, tam da o an yaşandı. 2010-2011 sezonunun başında Raul, Schalke 04'ün yolunu tutarken, Cristiano Ronaldo da çok istediği 7 numaraya kavuşuyordu. Yeni Teknik Direktör Jose Mourinho'nun planlarında Raul yoktu ve yedek kalmayı kabul etmesi halinde takımda kalmasına izin verecekti. Ancak Raul, Aragones'in 2008 yılında yaptığı teklife benzer olan bu isteği geri çevirdi, takımdan ayrılarak Almanya'da Schalke 04'ün bir sezonda en sevilen ve saygı duyulan ismi olmayı başardı...

Herkes, yıllarca Real Madrid formasını terleten Raul'un bu forma altında aktif futbol yaşantısında son vermesini bekledi ancak henüz 32 yaşında futbola veda etmek istemeyen Raul, Almanya'da sonra Al Sadd'a transfer oldu. Şimdilerde futbol hayatının son dönemlerini oradaki insanlara futbol sevgisi aşılayarak geçiriyor. Kim bilir, belki de yakın gelecekte onu takım elbisesi ile Real Madrid teknik ekibinde göreceğiz, bunu her Real Madrid taraftarı temenni ediyor... Raul, Real Madrid ile geçirdiği 2010 yılına kadar kulübün tüm zamanlarda en golcüsü oldu. Üç kez Şampiyonlar Ligi'ni kazandı ve Şampiyonlar Ligi'nde 144 maçta 71 gol atarak şu an tüm zamanların en golcüsü olmayı başardı. Raul, 2010 yılında Real Madrid'den ayrılırken 741 maç yaptı ve 323 gol attı.

El Diablo'ya saygılarla...

Oğuz Öztürk'ün tüm yazıları
Yazarı 'dan takip edebilirsiniz.

İlişkili