thumbnail Merhaba,

Goal.com İspanya Uzmanı Ben Hayward, İspanya'nın tarihi üçlemesini mercek altına aldı.

Cesc Fabregas geçtiğimiz hafta Ukrayna'da düzenlediği basın toplantısında, "Biz zaten tarih yazdık. İtalya'ya kaybetsek dahi bu durum değişmeyecek" demişti. Fabregas'ın dediği gibi İspanya finale kalarak dahi tarih yazmıştı. Zira bugüne kadar üç büyük turnuvada üst üste finale çıkan bir takım olmamıştı. İspanya, bu finali de kazanarak bu başarıyı kupayla taçlandırdı.

Ne Brezilya ne Almanya ne de İtalya dahi en iyi oldukları dönemde bu tür bir üçleme yapamamışlardı. Beş yıl önce bir İspanyola önünüzdeki üç büyük kupayı da kazanacaksınız deseydiniz bu çok fantastik olurdu. Ancak İspanya bir meteor gibi yükseldi.

Ancak şimdi bu gerçekleşmiş durumda.

İspanya büyük bir turnuvada en son 2006 Dünya Kupası ikinci turunda Fransa'ya elenmişti. Kupa öncesi teknik direktör Luis Aragones, ya kupayla döneceğiz ya da istifa edeceğim demişti.Boğalar'ın yükselişe geçmesi için o eleniş milad oldu.

Euro 2008'da İspanya'nın penaltılarla İtalya'yı geçmesi kupaya uzanan yolda en kritik maç olmuştu. Psikolojik olarak bir köprü geçilmişti.
ÜÇ, İSPANYA'NIN SİHİRLİ NUMARASI OLDU
 EURO 2008 - BAŞLANGIÇ

Grup maçlarında üç galibiyet alan Boğalar, çeyrek finalde ise penaltılar İtalya'yı geçti. Casillas devleşti. İspanya daha sonra ise Rusya'yı 3-0 ile geçti ve finale yürüdü.
 2010 DÜNYA KUPASI - EVRENSEL ZAFER

İspanya açılış maçında İsviçre'ye yenildi. endişe yaratsa da bu durum bu mağlubiyet uluslararası arenadaki son mağlubiyetti. İspanya daha sonra tüm maçları kazanarak kupaya uzandı.
 EURO 2012 - ÜÇLEMENİN SONUNCUSU

Dünya Kupası'nda olduğu gibi İspanya turnuvaya galibiyetle başlayamadı. İtalya beraberliği ile başladılar. Hırvatistan ve İrlanda galibiyetleri çeyrek finali getirdi. Fransa galibiyeti ve penaltılarla Portekiz galibiyetleri ise finale taşıdı Boğalar'ı. Turnuvada onlara gol atan tek takımla oynadıkları finalde ise net bir skorla üçleme tamamlandı.
Aragones'in öğrencileri finalede ise ev sahibi Almanya'yı yenerek kupaya uzandı. İspanya'nın rüyası gerçeğe dönüşmüştü. O kupa üçlemin ilkiydi.

Bu başarı oldukça sihirliydi. Hız, güç ve hava hakimiyeti bakımından İspanya yeteri kadar iyi değildi. Yüksek tempolu ve fiziksel olarak kuvvetli değildiler. Aragones eksikliklere rağmen rakiplerini orta sahadaki oyunculaırn yetenek ve teknikleri ile geçebileceğini düşündü. Haklıydı. Öyle de oldu. Takımın boyunun kısa olması bir handikap olmadı.

Bu süreçte verilmesi gereken zor da bir karar vardı; Raul'un milli takımda olup olmayacağı. Aragones, bu konudaki bir soruya çok sinirli bir şekilde, "Raul kaç Dünya Kupası oynadı? Üç. Kaç avrupa Şampiyonası oynadı? İki. Peki kaç şampiyonluk yaşadı?" diyerek Real Madrid efsanesinin niçin kadroda olmadığını açıklamıştı.

Aragones'in sorusunun cevabı ise sıfırdı. Raul her ne kadar önemli bir oyuncu olsa da başarısızlıklarda tek sorumlu olmasa da kaptanlığı döneminde kupa kaldıramadı.

İspanya için son beş yıla kadar hiçbir şey yolunda değildi aslında. Zira Boğalar uzun yıllardır hiç bir kupayı kaldıramamıştı. Her şampiyonada hayal kırıklığı yaşıyordu. Xavi-Inıesta-Fabregas üçlüsü ve arkalarında Brezilya asıllı ön libero Senna ile kurulu İspanya orta sahası basit bir kurgu olmasıan rağmen inanılmaz teknik ve yaratıcı bir hüviyete bürümüştü takımı. Özveri ve sıkı çalışma yıllardır üzülen İspanya'ya başarıyı getirdi.

Aragones başarılı olsa da görevi bıraktığında takımın başına eski Real Madridli Vicente Del Bosque geldi. Bu dönem aynı zamanda Barcelona'nun Guardiola ile 'uzay futbolu' oynadığı döneme denk geliyordu. Euro 2008'de İspanya kadrosunda üç Barçalı oyuncu varken bu rakam 2010 Dünya Kupası'nda sekizdi.

Aragones-Bosque geçişi son derece kusursuz oldu.

Barcelona, Avrupa'da fırtına gibi eserken iskeletini Barçalıların oluşturduğu İspanya da 2010 dünya Kupası'na uzanmıştı. Her geçen yıl takım üstüne koyarak gidiyordu. Son olarak Kiev'deki finali 4-0 gibi unutulmaz bir farkla kazandılar.

İspanya şimdi uluslararası arenada tarihteki en başarı takım olarak kabul görüyor. Bununla beraber 2014 Dünya Kupası'nı alarak üst üste dördüncü büyük kupayı kazanmak ise yeni hedef. Genç Brezilya ise bu kupada en büyük rakipleri olacak.

Cesc'in dediği gibi bu başarı 'başka birşey' oldu. Guardiola'nın İspanya 'çok daha iyi olacak' sözleri ise gerçekleşti. Bu altın neslin en önemli rol sahipleri ise şüphesiz Aragones, Del Bosque ve harika futbolcu jenerasyonu oldu.

İlgili Haberler