thumbnail Merhaba,

1961 yında En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar’a layık görülen Maximillian Schell 1963 yılında İnönü’de ağları havalandırmıştı.

1963 yılının mayısının son gününde, İstanbul’un geniş caddelerinden birinde, ön plakasında İstanbul 39076, arkasında HH-UR 577 yazan (Alman plakası) Wolksvagen marka polis arabası bir diğer arabayı izliyor. Tıpkı filmlerdekine benzer bir takip bu. Arabadaki polislerden biri de Danyal Topatan’a benziyor zaten. Ama durun, sahiden de o galiba. Tabi ya, film çekiyorlar. Kamera ve film ekibi de orada işte. Danyal Topatan’ın ve ortağının takip ettiği arabadakiler de tanıdık simalar. Yeşilçam oyuncuları olsalar gerek, Hollywood’tan gelecek haller yok ya.

O arabadakilerden dördü oldukça ünlüydü gerçekten. İsimleri Melina Mercouri, Robert Morley, Peter Ustinov ve Maximillian Schell’di ve Eric Ambler’in Gün Işığı (The Light of Day) adlı romanından uyarlanan filmin çekimleri için Hollywood’tan gelmişlerdi. Jules Dassin’in yönettiği film sinemalarda Topkapı adıyla gösterilecekti. Film, Topkapı Sarayı’ında bulunan Sultan I. Mahmut’a ait elmas süslemeli hançeri çalmak için düzenlenen uluslararası planı konu almaktaydı. Bu planı uygulamaya koyacak ekbin lideri olan soygun dahisi Walter Harper’ı İsviçreli aktör Maximillian Schell canlandırmaktadır.

Sinemaya 1957 tarihli bir Alman filmiyle başlayan Schell, ertesi yıl ilk Hollywood filminde oynama şansı bulmuştu. Irwin Shaw’ın yönettiği ve Marlon Brando, Montgomery Clift ve Dean Martin gibi yıldızların oynadığı Genç Aslanlar’ın (The Young Lions) ardından oynayacağı ikinci Hollywood yapımı, 1961 tarihli Nürnberg Davası (Judgment at Nuremberg) En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar’ı kazandıracaktı. Topkapı, çevirdiği iki Alman yapımıyla birlikte, onun yedinci filmiydi.

Maximillian Schell’in Türkiye macerası pek iyi başlamadı. Gazetecilerin yoğun ilgisi dışında, aynı gazetecilerin onun, kışları Nişantaşı’nda, yazları ise Büyükada’da kalan J. İsimli bir bayanla ilişkisi olduğuna dair bir haber yapması da onu çileden çıkartmaya yetmişti. O dönem birlikte olduğu sabık “Prenses” Süreyya’da Roma’dan kalkıp gelince gazetecilerin ilgisi ikiye katlanmıştı. Gazetecilerle ilk tartışmasını çekimler sırasında yaşadı Schell. Topkapı damlarındaki bir sahnesi sırasında kendini takip eden bir gazeteciyle tartışmış, kavgayı yönetmen ve yanındakiler araya girerek engellemişti. İkinci kavgasında araya girecek kimse olmadığı için işin sonu karakolda bitmişti.

Gazetede çıkan “J.” haberinin hala öfkeli olan Schell, Süreyya’yı alıp arabasıyla ona İstanbul’u gezdirmeye karar vermişti. Dönemin tanınmış fotomuhabirlerinden Özkan Şahin iki ünlüyü bir arada fotoğraflama fırsatını kaçırmak istemedi elbette ve hemen ileri atıldı. Ancak arabadan hiddetle fırlayan Schell üstüne yürüyüp işi tartaklamaya vardırınca, Özkan da Oscarlı moscarlı demeyip Allah ne verdiyse ünlü aktöre karşılık verince duruma polis el koydu. Arnavutköy karakolunda iş tatlıya bağlandı bağlanmasına ama Schell ve Süreyya sabaha kadar Türk misafirperverliğini tatmak zorunda kaldılar.   

Maximillian Schell bu olayın ardından, artık kimden akıl aldıysa, Türk gazetecilere karşı büyük bir strateji değişikliğine gitti. Artık aralarından su sızmıyordu. Öyle ki beyazperdeden yeşil sahalara transfer bile oldu bu uğurda Schell. O sıralarda, bugün Beşiktaş İnönü Stadı diye bildiğimiz, o zamanlarsa Demokrat Parti tarafından İnönü’ye “kıllığına” adı Mithatpaşa’ya çevrilen sahada yapılacak Hakemler- Spor Yazarları maçında gazetecilerin takımının formasını giydi Maximillian Schell. Yalnızca ilk yarıda oynadı ama bu hakemlerin kalesine bir gol yollamasına engel olmadı. Milliyet muhabiri Erman Şener maçın ardından o dönemin futbol ortamını da inceden hicveden şu yorumu yapıyordu ertesi gün gazetesinde: “Maximillian Schell eğer Yugoslav olsa, belki büyük bir takımdan transfer teklifi alır, yaşamını İstanbul’da futbolcu olarak sürdürürdü.”         

Maximillian Schell’in formasını giydiği Spor Yazarları takımıda Orhan Ayan, Eyüp Karadayı, Erol Kaner, Vefki Türkkaya, Taylan Uygur, Taygun Türe, İsmail Erçin, Aytekin Ceylan, İhsan Biricik ve Odhan Baykara gibi isimler vardı.

Fotoğraf: Orhan Ayan'ın anılarını içeren Kürsüdekiler kitabından....


Ege Görgün'ün tüm yazıları
Yazarı 'dan takip edebilirsiniz.

İlgili Haberler