thumbnail Merhaba,

Şampiyonlar Ligi bu sezon Real Madrid açısından başarıdan çok, bir gereklilikti...

21 Nisan'da Real Madrid için çok zir bir dönemeç başlamıştı. İlk olarak El Clasico'da Barcelona karşısına çıkan Real Madrid, bu maçı 1-2 kazanmayı başararak ligde şampiyonluk yolunda büyük bir adım attı. Dün gece ise Santiago Bernabeu'da 2-1 mağlup bitirilen maçın rövanş mücadelesinde Bayern Münih konuk oldu. Güzel başlayan gece, penaltı atışları sonrasında hüzünle sona erdi. Mourinho, 2007 finalind yaşadığı kabusu bu kez Bayern Münih karşısında tekrarladı. Elde sadece La Liga kaldı.

Şampiyonlar Ligi bir başarıdan öte, bir gereklilikti...

Bu sezon Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu, Real Madrid için bir başarıdan öte, bir gereklilikti. 2002'den beri bu kulvarda yüzü gülmeyen Real Madrid, 2011-2012 sezonu Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu için tüm donanıma sahipti. Bu şampiyonluğun bir gereklilik olarak görülmesinde hem uzun yıllardır kupanın kazanılmaması, hem de Jose Mourinho'nun artık ikinci senesinde olması etkili oldu. Ancak Real Madrid, grup aşamaları, ikinci tur ve çeyrek final maçlarından bu yana karşılaştığı en ciddi rakibi Bayern Münih'e, Santigago Bernabeu'da penaltılarla teslim olmaktan kurtulamadı.

El Clasico'nun verdiği mental yorgunluğun yanında bu maçın kazanılmış olması, ayrı bir moral kaynağı olmuştu Real Madrid açısından. Nitekim, Bayern Münih karşısında da oldukça hızlı başlayan Real Madrid bir anda 2-0 öne geçerek kendini rüyanın eşiğinde buluverdi. Ancak maçın bu kadar hızlı başlaması, tek taraflı olmadı ve Bayern Münih'in tek sayısı, maçı uzatmaya kadar taşıdı. İlk yarım saatte üç gol birden olması, takımların kalan sürede daha temkinli oynamalarına sebebiyet verdi bu da gollerin durmasına neden oldu. Real Madrid, 2-1'den sonra rakibinin üzerine çokça saldırmasının maçın 2-2'ye gelebileceğine sebep olabileceğini anlayınca daha kontrollü bir oyunu tercih etti. Bayern Münih ise çoktan maçı uzatma ve penaltılara götürme işini kafasına koymuştu.

Cristiano Ronaldo

İlk yarıyı baz almazsak çok yorgun göründü maç boyunca. Özellikle karşılaşmanın 75. dakikasından sonra girdiği bazı pozisyonlarda hem tercihleri, hem de yorgun oluşu ile takımına zararı dokundu. 90. dakikada yakalanan pozisyonda etkisiz bir şut tercihi, yine ceza sahasında pas bekleyen Mesut Özil ve Karim Benzema'nın isyanına sebebiyet verdi. Bununla beraber çok yorgun oluşunun faturasını takım seri penaltı atışlarında ödedi. Ronaldo, ilk yarıda attığı gibi freş bir penaltı vuruşu yapamadı. Neuer'i geçemedi. Bunda çok yorgun oluşunun etkisi büyüktü. 

Sergio Ramos ve Jose Mourinho

Hayır, bu kez Jose Mourinho'nun Sergio Ramos'u stoperde kullanması ile ilgili bir giriş yapmayacağım. Sergio Ramos, antrenmanlarda gerçekleştirilen penaltı atışlarında başarılı bir oyuncu olacak ki, Jose Mourinho kendisini seri penaltı atışlarında tercih etti. Ancak bana göre Ramos, penaltı atacak bir oyuncu değil. Nitekim bunu da topa geliş tarzından, vuruş tarzına ve topu 'uzaya' göndermesine kadar her şeyiyle görmüş olduk. Sergio Ramos dışında kimler tercih edilebilirdi? Oyuna yeni giren ve kafa-vücut olarak daha fit bir durumda bulunan Gonzalo Higuain, bana göre Sergio Ramos'un attığı penaltıyı rahatlıkta Xabi Alonso gibi gole çevirebilirdi. Yine Sami Khedira da bu vuruş için tercih edilebilirdi. Sonuç olarak Real Madrid, maç boyunca çok fazla yorulmuş olan iki oyuncusunun kaçırdığı penaltılar sebebiyle kupaya veda etti. Sergio Ramos'un penaltısı konusunda Ekşi Sözlük'ten 'imcarleone' isimli arkadaşın tavsiyesi oldukça güzel: "Mourinho'nun yerinde olsam, takıma duş aldırmam. 7-8 saat penaltı çalışması yaptırırdım..."

Mesu Özil - Granero

Jose Mourino'nun maçta yaptığı bu değişikliği açıklamak gerçekten çok zor bir durum. Real Madrid'in hücum anlamında ayakta duran tek oyuncusu olan Mesut Özil, aynı zamanda oynadığı tüm dakikalar boyunca takımın en yaratıcı ismiydi ve attığı her pas, yaptığı her hareket olumluydu. Maçın penaltılara doğru gidceği ap açık belliyken, Mesut Özil çok yorulmasıa rağmen penaltı atışları düşünülerek mutlaka oyunda kalmalıydı. Son anlarda bir pozisyonda Granero, Neuer'i arkasına aldı ve olumlu bir pas vermeyi tercih etmeyerek kendini yere bırakıp penaltı beklemeyi tercih etti. Neticesi ise Granero'ya sarı kart ve önemli bir pozisyonun Real Madrid açısından boşa harcanması olarak geri döndü. 

Iker Casillas - Manuel Neuer

Hakkını vermek gerekiyor. Maç boyunca kalesinde her zaman olduğu gibi güven veren Casillas, penaltı atışlarında da takımının umudu oldu ancak arkadaşları gereken cevabı ona veremedi. Bayern Münih'in penaltıcılarının da yorgun oluşunun bunda etkisi vardı ancak, yine de dünyanın en iyi kalecisi olduğunu (Manuel Neuer'e rağmen) bir kez daha göstermiş oldu. Evet, Neuer penaltıları kurtardı, Casillas ise kötü vuruşları çıkarmayı başardı ama, Casillas'ın halen daha iyi bir kaleci olduğu gerçeğini de kabul etmek gerekiyor. İspanya Milli Takımı ile müthiş işler başaran Casillas'ın, salt bu maç göz önünde bulundurularak Neuer karşısında harcanmasına müsade etmemek gerekir. 

Hak eden finale yükseldi

Real Madrid, iki ayaklı maçların tümünü baz aldığımız zaman Bayern Münih karşısında tam olarak turu hak edecek hamleler yapamadı, istediği oyunu sahaya yansıtamadı. Özellikle dün oynanan maçta defans ile hücum arasında bu kadar boşluk oluşmasına ilk kez şahit olduk. Bu durum özellikle karşılaşmanın son bölümlerinde daha fazla ortaya çıktı. Bayern Münih, oyunu bütünü ile ilk maçtaki skora göre müthiş yönlendirdi. Mario Gomez biraz daha becerikli olabilse, karşılaşma belki penaltılara dahi kalmayacaktı.

Şimdi ne yapmak gerekiyor?

Real Madrid, çok istediği Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu için son iki sezondur yarı finalde kupaya veda ediyor. Bu durum hem Real Madrid yönetimi, hem de Jose Mourinho için hiç şüphe yok ki yıpratıcı bir durum. 

Jose Mourinho, kulübe geldiği günden bugüne, Real Madrid'de bazı işlerin değişmesini sağlamayı başarmış bir isim. Takım şimdilik sadece 2011-2012 sezonu La Liga şampiyonluğuna odaklanmış durumda. Büyük ihtimal alınacak olan bu şampiyonluğun ardından Jose Mourinho'nun Real Madrid'de devam edip etmeyeceği ise halen kafalarda soru işareti olarak duruyor.

Real Madrid'in Jose Mourinho ile ulaşabileceği maksimum seviye...

Mourinho, çalıştığı takımlarda üç sezon üst üste vakit geçirmedi ancak istediği Şampiyonlar Ligi'ni de bu süre zarfında almayı başardı. Real Madrid ile henüz bunu başarabilmiş değil. Takım yönetimi içinde dengeleri deştiren ve Florentino Perez'in dahi eski başkanlık dönemindeki kadar takıma müdahale etmesini engelleyen, futbol şubesinde bir numaralı isim olmasını bilen Mourinho, gelecek sezon da Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu için takımda kalmayı düşünebilir. 

Real Madrid, Jose Mourinho ile beraber geçirdiği iki sene içinde ulaşabileceği maksimum seviyeye ulaştı. Bu sezon Camp Nou'da Barça'yı mağlup etmeyi başardılar. Ligde gol rekoru kırıldı. Bu, Mou'nun lig bazında kesinlikle Real Madrid'i ulaştırabileceği son seviye. Tek yarım kalan, Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu oldu ve Mou, bu konu hakkında başa sarıp tekrar mücadele etmeyi kafasında belirlediğinde gelecek sezon hakkında tekrar konuşmaya başlayabiliriz. 

Bu konu hakkında sağlıklı bir analiz ve yorum yapabilmek için Mayıs aynının sonlarını, Haziran ayının ise başlarını beklemek daha mantıklı olacaktır. Zira Real Madrid'in gelecek sezon planlamasında Jose Mourinho ile beraber mi olacağı, yoksa başka bir çözüm yolu mu bulacağı lig maçlarının tamamlanmasının ardından daha fazla netlik kazanacak.



Oğuz Öztürk'ün tüm yazıları
Yazarı 'dan takip edebilirsiniz.

İlgili Haberler