advertisement
(Goal.com Özel) Karabasanın ölümü
Goal.com'un yeni simalarından Fuat Tuğlu, Prag deplasmanındaki Kara Kartal'ı sizler için kaleme aldı...
Goal.com Türkiye
Hani gecenin en karanlık anında boğazanız sıkılırcasına daralırsınız ya, hiç bitmeyecekmiş gibi gelen kapkara bir düş içinde kalakalırsınız, kasılırsınız... Sonra bir anda gökten düşer gibi yatağınıza usulca süzülürsünüz yukarılardan, gözlerinizi hafif araladığınızda nefesinizi ciğerinizin en derin hücresini doldurana kadar çekerek kuvvetlice geri salarsınız. Rahatlama anıdır o, karabasanın ölümü...
Beşiktaş Prag’da ilk yarısı tıpkı yukardaki karabasan öyküsüne benzer bir futbol oynadı Plzen karşısında. Çok değil bir gece önce yumruk üstüne yumruk yiyip devrilmenin eşiğine gelen rakibiyle taraftar boyutunda alay ederken, çok benzer yumrukları kendi yüzünde hissetti en ağırından. Plzen vurdukça bir yanımızdan Valerenga bir yanımızdan Metalist fışkırdı, yaraları bantladık ama her an sızıntı yapabilir.
İlk yarının tekniği taktiği sanırım herkesin ortak noktada birleştiği üzere Ernst’in yalnız kalışıyla ilgili. Doğrudur Fabian kalamıyor tek başına orada. Kalamaması da doğal, son derece dinamik Çek takımıyla oynuyorsunuz, Vikingur ile değil. Orta saha anlamında biraz daha kuvvetli bir takım karşısında tek başına Ernst, “deliği bol bir elek” demek... Aslında bu satırları yazarken aklıma Mustafa Denizli’nin ayrılırken ettiği bir iki kelam geliyor. “ Gereken oyuncu bazlı detay raporu vereceğiz yeni hocaya” verdi mi acaba? Schuster bu takım “şampiyon” sıfatı alırken Ernst’in yanında oynayan bugün şampiyon Marsilya’nın göbeğini emanet ettiği Edouard Cisse’den haberdar mı? Ya da geçen yıl Fink-Ernst ikilisini beraber izledi mi? Tüm bunlara kontra bir soru geliyor, bunları bilmek zorunda mı Beşiktaş’ın “orta” alanda tek bir oyuncuyla mücadele etmemesi için. Bence hayır... Neyse maç sonucunu orta alanın tekliğine bağlayanların çokluğundan dolayı üzerine düştüm bu kadar, ne de olsa Necip’le Ernst biraraya gelince öldürdüler karabasanı...
Bir de görünmeyen üzerinde durulmayan zaafiyetlerinden bahsedelim Beşiktaş’ın. Matteo Ferrari adında bir oyuncunuz var. Fakat belli olmayan sebeplerle İstanbul’da bırakılıyor kulaktan kulağa dolaşan nedenlere bakalım kısaca: Gece hayatı var, çok geziyor, hatta Pascal’la geziyor(!). Performans ve kalite anlamında bir sıkıntısı olmadığını bildiğimizden dolayı bu sebeplere inanasamız var da bu kararı alan teknik heyete, yönetime vesaireye inanasımız yok. Yahu bu takımda displini sağlayamayacak iseniz, her gezen topçuyu kadro dışı bırakacaksanız neden o koltuklardasınız? Yarın Quaresma’yı görürseniz Pascal’ın yanında aynı tepkiyi koyabilecek misiniz? Ferrari gibi, oynadığı zaman etkili olan bir stopere Beşiktaş 15 yıldır falan sahip olamadı. Peki neden kaybediyoruz değerlerimizi? Bir çok kişinin aklının ortasında elbette İbrahim Toraman var fakat ben de tam bu sebepten dolayı istemiyorum Ferrasizliği.
Toraman’ın stoperliği bana hiç bir zaman güven vermedi. Dikkat edin Beşiktaş’a geldiğinden beri en başarılı olduğu, taraftarın bağrına bastığı sezon geçen sezondur. Neden? Çünkü stoperde oynamadı. Sağ bekte ve orta alanda ağırlıklı görev yaptı. Çünkü çok hırslı, çünkü çok kuvetli, çünkü mücadeleci... Fakat stoperde oynamaya bu yetilerin de dışında bir iki şey lazım, birincisi çabukluk, ikincisi çok çok iyi zamanlama ve savunma zekası. Toraman maalesef zamanlama ve savunma zekası bakımından zayıf kalıyor. Kuvvetli hücumculara karşı bir adım geride, hava toplarında çoğu zaman zamanlama hatasından sebeple çuvallıyor, Sivok’un da bu performanstan etkilenmesi olası. Dün de bir kaç pozisyonda bunu yaşadılar biz de endişe ile izledik. Çözüm bulmak şart stroper bölgesine ben Toraman-Sivok ikilisiyle sezon bitmez derim.
Beşiktaş sezona flaş transferler ile giren “hesapta” en hazır takımdı, fakat öyle olmadığını yavaş yavaş idrak ediyoruz. Hoca henüz şablonu, hatta yola çıkacağı topçuları dahi belirlememiş. Bence yeni hocaların en büyük handikapı bu, oyuncuları tanıma zamanı çerçevesinde hazır takıma bile negatif etkide bulunabiliyorlar. Tek tek oyuncuların üzerinde durmayacağım ama yabancı sıkıntısı kapıdayken Delgado ile 90 dakika oynamak neyin habercisi hiç bilmiyorum.
İki yeni transferden Hilbert ve Quaresma dün “müthiş” oyunlar çıkarmadılar. Hilbert biraz ağır gibi ama nihayetinde ilk maçı, yorumlar doğru olmayabilir. Quaresma ise yıldız koruma programı dahilindeymiş gibi dokunulduğunda faul bekliyor, dünkü hakem de bu beklentileri karşılıksız bırakmadı hani, penaltı ve öncesini bol bol tartışabiliriz.
Sonuç olarak Beşiktaş, ilk yarı gösterdiği kötü performansı ikinci yarı da toparladı ve istenilene yakın sonucu aldı. İnönü’de bu takımı geçilecektir. Fakat önemli olan şablonun bir an önce netleşmesidir. Yoksa sezonu erken açmanın pek de bir faydası olamamış olacak Beşiktaş için
Son olarak da Prag’da Beşiktaş’ı yalnız bırakmayan Avrupa kartallarına selam olsun.
Fuat Tuğlu
Beşiktaş Prag’da ilk yarısı tıpkı yukardaki karabasan öyküsüne benzer bir futbol oynadı Plzen karşısında. Çok değil bir gece önce yumruk üstüne yumruk yiyip devrilmenin eşiğine gelen rakibiyle taraftar boyutunda alay ederken, çok benzer yumrukları kendi yüzünde hissetti en ağırından. Plzen vurdukça bir yanımızdan Valerenga bir yanımızdan Metalist fışkırdı, yaraları bantladık ama her an sızıntı yapabilir.
İlk yarının tekniği taktiği sanırım herkesin ortak noktada birleştiği üzere Ernst’in yalnız kalışıyla ilgili. Doğrudur Fabian kalamıyor tek başına orada. Kalamaması da doğal, son derece dinamik Çek takımıyla oynuyorsunuz, Vikingur ile değil. Orta saha anlamında biraz daha kuvvetli bir takım karşısında tek başına Ernst, “deliği bol bir elek” demek... Aslında bu satırları yazarken aklıma Mustafa Denizli’nin ayrılırken ettiği bir iki kelam geliyor. “ Gereken oyuncu bazlı detay raporu vereceğiz yeni hocaya” verdi mi acaba? Schuster bu takım “şampiyon” sıfatı alırken Ernst’in yanında oynayan bugün şampiyon Marsilya’nın göbeğini emanet ettiği Edouard Cisse’den haberdar mı? Ya da geçen yıl Fink-Ernst ikilisini beraber izledi mi? Tüm bunlara kontra bir soru geliyor, bunları bilmek zorunda mı Beşiktaş’ın “orta” alanda tek bir oyuncuyla mücadele etmemesi için. Bence hayır... Neyse maç sonucunu orta alanın tekliğine bağlayanların çokluğundan dolayı üzerine düştüm bu kadar, ne de olsa Necip’le Ernst biraraya gelince öldürdüler karabasanı...
Bir de görünmeyen üzerinde durulmayan zaafiyetlerinden bahsedelim Beşiktaş’ın. Matteo Ferrari adında bir oyuncunuz var. Fakat belli olmayan sebeplerle İstanbul’da bırakılıyor kulaktan kulağa dolaşan nedenlere bakalım kısaca: Gece hayatı var, çok geziyor, hatta Pascal’la geziyor(!). Performans ve kalite anlamında bir sıkıntısı olmadığını bildiğimizden dolayı bu sebeplere inanasamız var da bu kararı alan teknik heyete, yönetime vesaireye inanasımız yok. Yahu bu takımda displini sağlayamayacak iseniz, her gezen topçuyu kadro dışı bırakacaksanız neden o koltuklardasınız? Yarın Quaresma’yı görürseniz Pascal’ın yanında aynı tepkiyi koyabilecek misiniz? Ferrari gibi, oynadığı zaman etkili olan bir stopere Beşiktaş 15 yıldır falan sahip olamadı. Peki neden kaybediyoruz değerlerimizi? Bir çok kişinin aklının ortasında elbette İbrahim Toraman var fakat ben de tam bu sebepten dolayı istemiyorum Ferrasizliği.
Toraman’ın stoperliği bana hiç bir zaman güven vermedi. Dikkat edin Beşiktaş’a geldiğinden beri en başarılı olduğu, taraftarın bağrına bastığı sezon geçen sezondur. Neden? Çünkü stoperde oynamadı. Sağ bekte ve orta alanda ağırlıklı görev yaptı. Çünkü çok hırslı, çünkü çok kuvetli, çünkü mücadeleci... Fakat stoperde oynamaya bu yetilerin de dışında bir iki şey lazım, birincisi çabukluk, ikincisi çok çok iyi zamanlama ve savunma zekası. Toraman maalesef zamanlama ve savunma zekası bakımından zayıf kalıyor. Kuvvetli hücumculara karşı bir adım geride, hava toplarında çoğu zaman zamanlama hatasından sebeple çuvallıyor, Sivok’un da bu performanstan etkilenmesi olası. Dün de bir kaç pozisyonda bunu yaşadılar biz de endişe ile izledik. Çözüm bulmak şart stroper bölgesine ben Toraman-Sivok ikilisiyle sezon bitmez derim.
Beşiktaş sezona flaş transferler ile giren “hesapta” en hazır takımdı, fakat öyle olmadığını yavaş yavaş idrak ediyoruz. Hoca henüz şablonu, hatta yola çıkacağı topçuları dahi belirlememiş. Bence yeni hocaların en büyük handikapı bu, oyuncuları tanıma zamanı çerçevesinde hazır takıma bile negatif etkide bulunabiliyorlar. Tek tek oyuncuların üzerinde durmayacağım ama yabancı sıkıntısı kapıdayken Delgado ile 90 dakika oynamak neyin habercisi hiç bilmiyorum.
İki yeni transferden Hilbert ve Quaresma dün “müthiş” oyunlar çıkarmadılar. Hilbert biraz ağır gibi ama nihayetinde ilk maçı, yorumlar doğru olmayabilir. Quaresma ise yıldız koruma programı dahilindeymiş gibi dokunulduğunda faul bekliyor, dünkü hakem de bu beklentileri karşılıksız bırakmadı hani, penaltı ve öncesini bol bol tartışabiliriz.
Sonuç olarak Beşiktaş, ilk yarı gösterdiği kötü performansı ikinci yarı da toparladı ve istenilene yakın sonucu aldı. İnönü’de bu takımı geçilecektir. Fakat önemli olan şablonun bir an önce netleşmesidir. Yoksa sezonu erken açmanın pek de bir faydası olamamış olacak Beşiktaş için
Son olarak da Prag’da Beşiktaş’ı yalnız bırakmayan Avrupa kartallarına selam olsun.
Fuat Tuğlu
Yorumlarınız için teşekkür ederiz!
Lütfen isim bilgilerinizi girin
Lütfen şehir bilgilerinizi girin
Lütfen yorumlarınızı paylaşın!
5 Yorum
Reklam
Bunları görmüş müydünüz?
/* empty because this one does not have controls */?>
-
AC Milan 4-0 Arsenal: Oyuncu Puanları
Şampiyonlar Ligi'nde moral bulmak isteyen Arsenal, büyük umutlarla gittiği AC Milan deplasmanından 4-0'lık mağlubiyetle döndü.
-
Zenit 3-2 Benfica: Oyuncu puanları
Zenit, kaleci Zhevnov'un Benfica'ya iki gol ikram ettiği karşılaşmayı 3-2 kazanmayı başardı.
-
Messi'den bir rekor daha
Bir Şampiyonlar Ligi aşk hikayesi... Dün gece Bayer Leverkusen ağlarını da sarsan Messi, yeni bir rekor daha kırmış oldu.
-
Yazarlar Beşiktaş'ın Avrupa kimliğini öne çıkardı
Spor Yazarları, dün akşam Braga'yı mağlup eden Beşiktaş'ın ligde ve Avrupa maçlarında daha farklı olduğu paydasında birleştiler.
-
Braga 0-2 Beşiktaş: Oyuncu puanları
Beşiktaş, Braga'yı deplasmanda Sivok ve Simao'nun golleri ile 0-2 mağlup ederek İnönü'de oynanacak rövanş maçı için büyük bir avantaj yakaladı.
Reklam
Reklam