(Özel) Ali Eren: "Sakatım dedim, 'Oynayacaksın' dediler"

Bir dönemin golcülerinin korkulu rüyası Ali Eren’e tüm futbol severlerin akıllarına gelip de bir türlü öğrenemediği soruları yönelttik. İşte, Goal.com’un Ali Eren’le gerçekleştirdiği özel röportaj…

Ali Eren Beşerler

-Beşiktaş’ın emektar savunma oyuncusu Ali Eren Beşerler, Goal.com’un sorularını yanıtladı. Siyah-beyazlıların hırçın oyuncusu, ilginç anılarını, savunma oyuncularının durumunu bizlere anlattı. Sözü uzatmadan Ali Eren’le yaptığımız söyleşiye geçelim.

-Futbolculuğunuz döneminde ülke futbolu büyük bir yükselişteydi. O dönemi anlatır mısınız?


-İlk başladığımda Ümit Milli Takım’da Fatih Terim hocamız vardı. Sene 1993-94 gibi o yükselme başladı.

-O dönemden bu döneme neler değişti? Sistematik bir yükseliş tespit etmek mümkün mü?

-2002’den sonra eskisi gibi altyapılardan futbolcu gelmiyor artık. Son Avrupa Şampiyonası haricinde Milli Takımların başarısı azaldı. Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş’ta yabancı sayısı arttı. Eskiden Ümit Milli Takım oyuncuları 1. Lig’de oynayan futbolculardı. Şimdi ya yedekler ya da bir alt ligde oynuyorlar. Çok nadir tersi. Bizden önceki Tugaylar, Abdullah, Cafer, Rahim, Hakan Şükür say say bitmez. Hepsi Ümit Milli oyunculardı. Bizim dönemde de böyleydi. Hasan Şaş, ben, Ümit Özat, Altan, Oktay, Serdar Topraktepe hep kendi takımlarında oynayan oyunculardı. Şimdiki Ümit Milli Takım’a bakarsak düşüşe geçtiğimizi görürüz. Takımlarımızda genç futbolcular yok.

-Beşiktaş ve Fenerbahçe bu sezon defansın göbeğinde iki yabancıyla oynuyor. Neden büyük takımlar bu bölgede yabancı tercih ediyor?

-Aradıklarını bulamıyorlar demek ki. Sonuçta aynı şeye geliyoruz. Eskisi gibi iyi futbolcu yok.

-Siz stoper başladınız, sonra sağbek oynadınız…

-Yok ben defansın yer yerinde; stoperde, solunda, sağında, önlibero olarak her yerde oynardım.

-Pozisyon değişikliği futbolda bir gerilemeye yol açıyor mu?

-Hayır. Defans elemanı defansın her yerinde oynamalı. Ama sağ bek oynadığım zaman, ofansif özelliklerim az olduğu için, daha defansif oynuyordum.

-İbrahim Üzülmez, sizden iki yaş büyük. O oynuyor, siz bıraktınız. Başka oyuncular da var böyle. Neden bu kadar erken bıraktınız?

-Aslında erken bırakmak istemedim ama bana sahip çıkılmadı. Hasan Şaş da mesela erkenden bırakmak zorunda kaldı. Hak etmediğimiz şeyler yaşadık. Bunlarda bizlerin de hatası var ama futbolcu her dönemde hata yapar, yapacak. Türkiye’de futbolcular 30 yaşını geçince “tamam ihtiyarladı, iş bitti” deniyor. Sanki elinize baston almışsınız da artık yaşlanmışsınız gibi. Maldini, 42’de bıraktı. Tugay Abi’yi yaşlı ve bitiyor diye gönderdiler. Bizim mentalitemiz Avrupa’dan farklı. Günlük başarı önemli. Futbolcu olarak sürekli çok iyi olmak zorundasınız. Sezonun genel dağılımına asla bakılmaz. Ne kadar oynadınız, sakat mıydınız? Bunlara bakılmaz.

-Bir dönem Gençlerbirliği’nin birçok oyuncusu 3 büyüklere geldi. O dönemin Gençlerbirliği’ni anlatır mısınız?

-90’dan 97’ye kadar. Benden önce Beşiktaş’ta Ali Günçar vardı, Rahim Abi vardı Gençler’den gelen. Ben vardım, Ümit ve Tarık, Fenerbahçe’ye gitti. Ümit Karan, Galatasaray’a gitti. Benden sonra Tolga geldi stoper. Ali Tandoğan’la da aynı jenerasyonuz ama o Denizli patentli. Bir Ali Abi yoktu bizim dönemimizde. Metin Diyadin, Rahim Abi, Erkan Abi sağbek… Kuse, Kona, Mosheu vardı. Çok güzel bir jenerasyondu. Şampiyon olacak bir gücü yoktu tabi. En büyük sıkıntımız taraftarın az olmasıydı. Taraftarınız olmayınca olmuyor.



-O kadar sakin bir yerden Beşiktaş gibi tribün baskısı yüksek bir yere gelmek sizi etkiledi mi?

-Çok şaşırdım tabii ki. Hoca ilk maçta beni 20. dakikada hoca beni oyundan aldı. Kocaeli maçındaydı. Gençlerbirliği’nde 3 bin kişiye oynuyorsunuz, hedef olabildiğince yukarıda bitirmek. Ama burada 2. olmak kabul edilmiyor. Bir altı ay kadar sıkıntısını çektim.

-Recep Çetin’le çok kıyaslandınız. Kulüpte öyle bir durum var mıydı?

-Recep’in yerini kimse dolduramaz. Recep Abi, Beşiktaş’a mâl olmuş, ender gelen, kaliteli ve adaplı futbolculardan bir tanesidir. Beşiktaş’a geldiğim dönemde 3-5-2 oynuyorduk, o stoper oynuyordu. Sağ stoper. Ben de onun yerinde oynuyordum ama değişerek oynuyorduk. Ben hiçbir zaman kendimi onunla mukayese etmem, o benden iyi bir futbolcudur. Benim özelliklerim farklıydı.

-Beşiktaş’a gelişiniz nasıl gerçekleşti?

-Benim Beşiktaş’a gelmemdeki en önemli kişi Rıza hocaydı. Ümit Milli Takım’dan benim hocamdı. Ben Gençlerbirliği’nde o sırada sorunlar yaşıyordum. Bir iki takım da beni istiyordu. Futbolcunun takımı olmaz ama ben Beşiktaşlı olduğum için Beşiktaş’a geldim. Beşiktaş bizim küçüklüğümüzde çok güzeldi. Metin-Ali-Feyyazlar, Rızalar…

-Çok sert bir oyun stiliniz vardı. Bir daha sizin modelinizde bir oyuncu Beşiktaş’a geldi mi?

-Benim stilimde Türkiye’de futbolcu göremiyorum açık söyleyeyim. Benim tekniğim çok iyi değil. Ben topa giderim, birinci hamleyi yaparım, olmadı ikinci hamleyi yaparım. Bu stoper için büyük özelliktir. Sert oynarım ama faul yapmadan da maç bitiririm. Maçta 1-2 tane yaparım. Sarı kartları genelde itirazdan alırdım. Hoş değil ama yapım itibariyle hırslıydım.

-Maç içinde oluyor böyle şeyler değil mi?

-Yani zaten nefes alamıyorsunuz ki. Nabız çıkıyor 175’e 180’e. Düşünme yetinizi kaybediyorsunuz orada. Canla başla mücadele ediyorsunuz. Konuşamıyorsunuz, istemediğiniz sözler ağzınızdan dökülüyor. Vücutta oksijen az, beyne fazla gitmiyor. İstem dışı hareketler yapıyorsunuz.

-Bursa’daki Türkiye-İrlanda maçında Cascarino’yu marke etmiştiniz. Sizden 8cm. uzun bir adama top göstermediniz. O maçı anlatır mısınız?

-Valla ben iki tane adam marke ettim. Sonradan giren uzun Cascarino muydu? Önceden kısa, hızlı bir santrafor vardı onu marke ettim. Sonra 75’te Cascarino oyuna girdi.

-O maçın sonunda kavga çıktı, siz EURO 2000’e gidemediniz. Evden izlemek kötü müydü?

-Ben gidecektim zaten de önçapraz bağlarım koptu. Yani cezadan değil, sakatlıktan gidemedim. Yoksa Mustafa Hoca beni götürecekti zaten. Maçın içinde onlar bizim sağ tarafımızdan korner kullanıyorlardı. Cascarino’yla hava topuna çıktık, bir baktım ben kalenin içine düşmüşüm. Yumruk attı bana havada. Maç bitti 0-0. Biz gitmeyi garantiledik. Maçtan sonra bana bir şeyler söyledi. Ben de ona “Fuck off” dedim. Döndü bu geldi bana tekme attı. O bana tekme atınca ben de gayrı ihtiyari karşılık verdim. Karıştı biraz. Sergen Abi gelip ayırdı bizi. Benden kaynaklanan bir olay değildi yani. Ben EURO 2000’e gidemediğim için üzülmedim çünkü ağır sakatlanmıştım.

-Sakatlıklardan da çok çektiniz. Ne tür sakatlıklar başınıza geldi?

-Bizim kupa maçı vardı o Dardanel’le. Fener’in Pendik’e elendiği zaman biz de 2. Lig’den Dardanel’e elendik. Benim ön çapraz bağım, iç yan bağım, dış yan bağım, iç menüsküs, dış menüsküs, kıkırdak, her şey gitmiş.

-Normalde futbol bıraktıracak bir durum.

-Eskiden olsa bıraktırırdı. O da sakat sakat oynatılmamdan oldu, bizim kulüp doktorlarının yüzünden. Ben onlara söyledim, dizim şişken oynattılar. “Yok bir şeyin” diyorlardı. Daha sonra onların yaptığı yanlış benim 10,5 ayıma mâl oldu. Zaten bitime de üç ay vardı. Avrupa Kupası’na gidilecekti ama benim bir şansım kalmamıştı.



-Sakatken oynatılma olayını merak ediyoruz. Hâlâ da yapılıyor. Bundan siz neler çektiniz?

-Bir tek benim başıma gelen şey değil sonuçta. Antrenörlüğe yeni başladım. Bana futbolcum “sakatım” dediğinde ben şimdi asla oynatmıyorum. Ne olursa olsun, maç ne kadar önemli olursa olsun, futbolcu daha önemli.

-Çok acı çekiyor muydunuz?

-Çekmez olur musun. Ben, Galatasaray maçında sol ayağım yerde sabitken hava topuna çıkmaya gidecektim. Ümit Davala feyk attı, yandan dönmeye karar verdi, bu sefer sabit ayağıma vurdu. Benim ön çapraz bağlar gitti. Orası iyice yırtılmış. Dizim şişti, 75’te falan çıktım. 1-0 yenildik. Sıkıntılı bir dönem geçiriyorduk. Doktorlar geldi baktı, “bir şey yok” dediler. Bir şey yok da ayağım şiş. Dizimden sesler geliyor, iyice şişiyor. Bir şey yoksa, yok. Çanakkale’ye gittik, dizlik taktım ama sağ dizim solun iki katı olmuş. Şişince “oynayamam” dedim, “oynayacaksın” dediler. Çıktık, oynadık ve benim hatam yüzümden yenildik. Destek ayağım sol ayağım, çıkamadım hava topuna. Sıçrayamadım, dizimde kuvvet yok. İçimden bir ton şey geçiyor. Arabayla giderken teker kabak olur da “lastik ne zaman patlayacak” dersin ya, aynen o hesap. Yine iç yan bağ yırtılacak diyorum. Zaten o zamana kadar yırtılmış azar azar. Geldik buraya. Taraftar tesislere geldi mağlubiyet sonrası. Riva’ya gittik, “ayağım kötü” diyorum, “oynayacaksın” diyorlar. “İyi” dedim, oynayayım. Çıktık, Antalya’yı yeniyoruz 2-0. “Ayağım çok kötü hocam beni çıkar” dedim. Briegel “15 dakika daha dayan çıkaracağım” dedi. En son hocaya söyledim artık. Çıktım sahaya, bir top geldi, topu göğsüme alacakken yıkıldım, yere düştüm. Bacakta her yer kopmuş. Sonrası Ömer Taşar’la görüştük. MR çekildi, MR’dan bile kulüp doktorları anlayamadı. Bülent Abi vardı, şu anda Milli Takım’da. O çok iyiydi, o geldi. Ömer Taşar “ameliyat olacaksın” diyor, Bursa’da maç var, beni oynatmayı düşünüyorlar. Ne olursa olsun, oyna dediler. Gittim ameliyatımı oldum, 10,5 ayıma mâl oldu. İşte “sen önçapraz ameliyatı oldun, 4,5 ayda dönersin” diyorlar. Hakan Ünsal’ın da olmuştu önçapraz, 4,5 ayda döndü. Benimki sırf o değil ki. İç-dış yan bağlar yırtıldı, dikildi. Ön çaprazlar koptu, yaptılar. İç menüsküsümü dikti, almadı. Alsaydı futbol hayatım biterdi. Bu nedenle 3 ay hiç kıpırdamadan yattım. Futbolcu arkadaşlarım, hoca, yöneticiler hiç yalnız bırakmadı. Bana baktılar hep. Ronaldo’nunkinden daha kötü bir sakatlık geçirdim. Ömer Taşar beni tekrar futbola döndürdü. Kobay gibi olduk. Kulüplerin doktorlarına dikkat etmeleri lazım. Futbolcu da köle değil. 2-3 hafta dinlendirselerdi, 10,5 ayım gitmeyecekti. Hem kulübe zarar, hem futbolcuya.

-Kendinizi maçlara nasıl hazırlıyordunuz. Marke edeceğiniz oyuncuyu izler miydiniz?

-Tabi izlerdim. Hangi ayağıyla oynuyor. Şutçu mu, çalımcı mı? Ne tarafa doğru atıyor çalımı.

-Çekindiğiniz bir forvet var mıydı?

-Yok. Hayatta kendime yediremediğim şey şu: Bir oyuncu beni geçsin, çıldırırım. O topu ondan almak mecburiyetindeyim. Hırsım da buradan geliyor.

-Artık stoperler daha mı sakin?

-Şimdi savunmalar değişti. Biz üçlü savunmada, zaman zaman adam adama oynuyorduk. Şimdi dörtlü savunmalar var. Hızlı santraforları bana verirlerdi. Artık bölgede oynanıyor. Onun için ikili mücadeleler eskisi gibi değil. Biz forvetin ensesinde oynuyorduk. Ben forvetle dönüyordum. Şimdi siz yerinizdesiniz, santrafor sana geliyor.



-Adam markajında konsantrasyon sıkıntısı oluyor mu?

-Yani şimdi şöyle söyleyeyim. Rakibiniz ne kadar hareketliyse o kadar oyunda kalırdınız. Mesela Serkan, Jardel çok tehlikeli santraforlardır. Adam duruyor. O zaman şaşırırsın.

-Teknik direktör olarak hedefiniz nedir?

-Daha antrenörüm. Çok yol var. İyi bir hocanın yanında başlamak lazım. Deneyim edinmem lazım. Benim daha zamanım var.

-Kampta zehirlenip maça çıkamama hikayeniz varmış. Onu bize anlatır mısınız?

-Zehirlendim maça çıkamadım.

-Nasıl oldu?

-Son artık ter idmanı yapıyoruz. Akşamüstü Fulya’dayız. Ayhan Akman’la aynı odadayız. Gittik aşağı yemek yedik, ben buna odaya çıkardım. 1 saat falan geçti, “Ali, kokoreç yiyelim” dedi. “Bak dedim, mandalin var, o var, bu var.” Yok… Kokoreç. İyi tamam yiyelim. Neyse Şampiyon Kokoreç’ten aldık, bir yarım ben bir yarım Ayhan yedik. Bir tanesini bölüştük. Futbolcu ne kadar kötü besleniyor bak. Bilinçsizlik. Sağlıksız besleniyoruz. Ben sabaha doğru zehirlendim, sabaha karşı doktorlar beni Alman Hastanesi’ne götürdü. Ayhan’a bir şey olmadı ama. Öyle bir durum. Kulüp, hoca zor durumda kaldı. Çocuktum zaten. 21 yaşımda annemin yanında çıkıp, kendi başıma buraya geldim. Şimdi bakınca görüyorsun da o zaman gençtik. Simit yiyip maça çıksak problem değildi.

-Zorlandığınız maç oldu mu?

-İrlanda’daki İrlanda maçı. Robbie Keane çok iyiydi.

-Hakemlerden çok dertliydiniz. Şimdi nasıl buluyorsunuz hakemleri?

-Hakemler şimdi de hata yapıyor. O zaman da yapıyorlardı. Ben bir maç hatırlıyorum, Samsun-Beşiktaş maçı. Ercan Abi, 90. dakikada yatarak kale çizgisinden top çıkardı. Bunu herkes gördü. Ben Gençlerbirliği’nde oynarken daha da kötüydü.

-Anadolu takımlarına ayrım var değil mi?

-Olmaz mı…

-Şu anda oynayan savunmacılardan kimi beğeniyorsunuz?

-Servet’i beğeniyorum, kendine çok güveni var. Bu sorun da yaratıyor. Biraz daha gelişmesi lazım.

-Devler Ligi nasıl geçti?

-İyiydi. Eski ağabeylerimiz ve arkadaşlarımızla beraber olduk. Acun, çok güzel bir organizasyon yapmış. Bu sene ilk olduğu için tam istenilenin hepsi olmadı. Önümüzdeki senelerde herhalde değişecekmiş. Daha çok oyuncunun katılması gerekiyordu. Haberi olmayanlar vardı. Bazı aksaklıklar da oldu ama bizim için çok güzeldi.

-Seyirci önüne çıkmayı özlemiş misiniz?

-Tabii ki ama sahada olmayı daha çok.

-Örnek aldığınız kimse oldu mu?

-Yok, ben hep kendim olmaya çalıştım. Ama sevdiğim, hayran olduğum oyuncu vardı: Recep Çetin. Çok seviyordum ve futbolunu beğeniyordum. Rıza Hoca aynı şekilde. Kendisine ahd-ı vefam var. Ona borcumu ödeyemem. Yaşayabileceğim en güzel duyguları onun sayesinde yaşadım. 

Röportaj: Onur Yazıcıoğlu / Goal.com

Yorumlarınız için teşekkür ederiz!
Lütfen isim bilgilerinizi girin
Lütfen şehir bilgilerinizi girin
Lütfen yorumlarınızı paylaşın!
Yorum
4 Yorum
 
Reklam
Bunları görmüş müydünüz?
  1. Trabzonspor 4-1 Gaziantepspor: Oyuncu puanları Trabzonspor 4-1 Gaziantepspor: Oyuncu puanları

    Trabzonspor, sahasında ağırladığı Gaziantepspor karşısında 3 puana ulaşırken zorlanmadı. Ancak maçın iptal edilmesi söz konusu...

  2. Old Trafford'daki önemli eşleşmeler Old Trafford'daki önemli eşleşmeler

    Old Trafford'da oynanacak olan Manchester United - Liverpool maçında kim, kiminle mücadele içinde olacak?

  3. Ergin Gürses: Kararsızlığına 2.5 yıl ceza kesilmişti Ergin Gürses: Kararsızlığına 2.5 yıl ceza kesilmişti

    Aynı anda hem Galatasaray'a hem de Altay'a imza atan Ergin Gürses, Türk futbol tarihinin en büyük cezalarından birini almıştı.

  4. Şampiyonlar Ligi'nin kulüp ekonomisine etkisi Şampiyonlar Ligi'nin kulüp ekonomisine etkisi

    Schalke Avrupa futbolunda parladıkça, aslında çok da ihtiyaç duymadıkları Şampiyonlar Ligi'nin mali katkısı, onların yükselişini fazlasıyla hızlandırdı.

  5. Yazarlardan Beşiktaş'a eleştiriler Yazarlardan Beşiktaş'a eleştiriler

    Sivasspor deplasmanında iki puan bırakan Beşiktaş'ın durumu spor yazarlarını endişelendirdi.

 
Reklam
Reklam