advertisement
Barcelona-intihar ilişkisi ve başka şeyler
Daha önce Barcelona'da da oynayan Robert Enke'nin intiharının ardından, kendi canına kıyan futbolcular gündeme geldi. Özellikle de Barcelona tarihine bir de bu gözle bakan Ali Murat Hamarat, meseleyi aydınlatıyor...
Enke, Barcelona tarihinde intihar eden dördüncü isim. Daha önce Katalan devinin kurucusu Gamper, büyük golcüsü Kocsis ve kadrosunda bir süre bulunan Sergi Lopez de canlarına kıymıştı.Barcelona’nın varlık nedeni
Annesini tüberkülozdan kaybettikten sonra Zürih’e taşınan Kamper ailesinin küçük oğlu Hans, sporla iç içe büyümüştü. Bisiklet, atletizm, golf, tenis, rugby derken futbola sevdalanmıştı Basel kaptanı. İş onu Lyon’a sürüklediğinde, o zamanlar futbola Fransız olan kentte yine rugby topunun peşinden koşmuştu.
Ne zamanki 21 yaşında dayısını ziyaret etmek için Barselona’ya gitti, bir efsane de böylece doğdu. Şehre aşık olan Kamper, hemen Katalanca öğrenmeye başlamıştı. Bir taraftan muhasebe işlerine bakıyor, diğer taraftan İsviçre gazeteleri için muhabirlik yapıyordu. Her ne kadar Protestan toplulukla futbol oynasa da, bu, onu kesmiyordu. Arada sırada yardımcı olduğu Los Deportes’te verdiği bir ilânla, Barcelona kuruldu. Ona katılan İsviçreli, İngiliz, İspanyollarla kulüp oluşmaya başlamıştı. Kaptanlığını yaptığı Basel’in de renkleri alınınca, işlem nerdeyse tamamdı.
İlk yıllarında sahalarda gol özlemini gideren santrfor kısa sürede oturduğu başkanlık koltuğunda icraata başlıyordu. Ülkeden sürülmesine neden olacak Les Corts stadına imza adan başkan, kulüp tarihinin en golcü futbolcusu olan Filipinli Paulino Alcantra’dan ikinci skoreri Samitier’e önemli isimleri takıma kazandırmış, Katalunya’da şampiyonluklara ambargo koydurmuştu.
Adının Katalancasını kullanan Joan Gamper’in büyük düşü Les Corts’ta oynanan bir maçta Barcelona taraftarları İspanyol Milli Marşı’nı ıslıklayıp İngilizlerin God Save The Queen’ini alkışlayınca olanlar oldu. Zamanın muktediri diktatör Primo de Rivera, Katalan milliyetçiliği propagandasıyla suçladığı İsviçreliyi bir süreliğine sınırdışı etmiş, stadyumun da kapısına altı aylığına kilit vurmuştu. Büyük Buhran nedeniyle bütün malvarlığını kaybeden Gamper, 30 Ekim 1930’da ‘nokta’ demişti.
Altın Kafa’nın dramı
Altındı belki de Sandor Kocsis’in kafası. Birçok futbolcunun bırakınız gerçekleştirmeyi, rüyasında bile göremeyeceği kadar hızlı vurabilirdi toplara kafasıyla o. Macaristan’da başlayan hikâyesi, Barcelona’da bir hastanede sonuçlanacaktı.
Daha 17’sinde Ferecvaros’ta görev yapmaya başlayan gol makinesi, yirmisinde takımını şampiyon yapmıştı. Macaristan’daki iklim değişikliğini müteakip Komünist rejimin kurup anahtarını orduya teslim edilen Honved’e kazandırılan sayısız isimden beri olan Kocsis, milli takımdan da kankası Puskas ile her gün idmanlarda buluşmaya başlamıştı. 1956’da Macaristan’da cirit atan Sovyet tanklarının ardından çil yavrusu gibi Avrupa’ya dağılan futbolculardan biri olan Kocsis, Barcelona’da demirlemişti. Vatandaşları Czibor ve Kubala ile Katalan devinin Real Madrid’e direnişinde önemli rol oynayan forvet, 68 milli maçta tam 75 defa fileleri havalandırarak, karşılaşma başına bir golü geçmeyi başarmıştı.
Futbolu bıraktıktan sonra doyduğu şehirde Altın Kafa diye bir restoran açan Kocsis, önce lösemi ve mide kanserine yakalanmıştı. İlletle olan savaşında, sayısız gole de imza attığı sol ayağının kesilmesi acısını da yaşamıştı. Ameliyatlar, tedavi için akıttığı tonla parayla malvarlığının da eriyişini çaresizce izleyen Macar yıldız, 49 yaşında noktayı koymuştu, tatlı başlayıp pek çileli giden hayatına.
İntihar eden başka bir eski Barcelonalı Sergi Lopez idi. 1987-91 yılları arasında Barcelona formasını giyen Sergi, dizindeki sakatlıktan dolayı futbolu erken bırakmak zorunda kaldı. Evliğinin sona ermesiyle bir kliniğe yatarak psikolojik tedavi gördüyse de, Lopez de 2006’da kendisini trenin altına atmıştı. Tıpkı Enke gibi.
Şokola’nın evlat acısı
Enke demişken, tıpkı Alman kaleci gibi çocuğunun acısına dayanamayan bir futbolcu daha var: Ramiro Castillo. Belki adını hiç duymadığınız bu Bolivyalı maestro, ülkesinin takımlarından The Strongest’la özdeşleşmişti. En güçlü o muydu bilinmez ancak Arjantin’de en fazla top koşturan Bolivyalı oydu. Argentinos Juniors, River Plate, Rosario Central, Platense derken yine The Strongest’a dönmüştü. Latin Amerika’yı İspanyol sömürgesine karşı özgürleştiren adam Simon Bolivar’dan adını alan Bolivar kulübünde oynarken 1997’nin Copa America’sı başlamıştı.
Teninden ötürü Şokola olarak da çağırılan yetenekli orta saha oyuncusu, ev sahibi Bolivya’yı finale kadar sürüklemeyi başardı. Yarı finalde Meksika ağlarını havalandıran Castillo’nun güçlü Brezilya’ya karşı sahne alması heyecanla bekleniyordu. Ancak olmadı. Küçücük oğlunun ölüm haberini alan maestro, dönülmez bir virajdaydı. Önce finale çıkmadı, ardından girdiği depresyondan çıkmama kararı aldı. Oynasa belki değişik bir şekilde sonuçlanabilecek finalin üstünden dört ay geçmemişti ki Bolivya, O'nun için gözyaşı döküyordu…
Futbolun tek gay’i
Norwich City’de oynarken, Liverpool’a attığı bir voleyle, Nottingham Forest yolunu tutmuştu Justinus Soni Fashanu ya da daha bilindik adıyla Justin Fashanu. Kısa süre içinde erkeklere ilgi duyduğunu fark eden İngiltere’nin ilk milyon sterlinlik siyahî yıldızı, Nottingham gece yaşamında yerini almaya başlamıştı. Eşcinsel olduğunu öğrenen hocası Brian Clough tarafından önce antrenmanlara alınmayan isim, ardından ıskartaya çıkarılmıştı. Notts County’de Howard Wilkinson tarafından şans verilen ismin bu sefer de başı diziyle belaya girmiş ve bir türlü eski gücüne kavuşamamıştı.
Sağda solda gezinip durduktan sonra Kanada’da gay bar işletmiş, ülkesine döndükten sonra tabloid basınının hedefi olmuştu siyaset dünyasından olan ilişkileri nedeniyle. En son Amerika’daydı. Antrenörlük yapmak için gittiği Amerika’da onyedi yaşındaki bir gencin ifadesi üzerine tutuklandı. Polis tarafından tutuklandıktan sonra son bir kez İngiltere’ye döndü 1998 Nisanında. Mayıs ayının başında kendini astı ardından bir intihar notu bırakarak. Notta çocuğun rızasına dikkat çektiyse de, ailesini ve dostlarını bir daha utandırmak istememişti. Ölümünden sonra, Amerikan polisinin delil yetersizliğinden dosyayı çoktan kapatmış olduğu ortaya çıktı. Futbol sahalarının bugüne kadar eşcinsel olduğunu itiraf eden tek adamı, insanların onu kabul edememesine dayanamamıştı. Belki de boynundaki ipi insanların zihnindeki “nasılsa tecavüz etmiştir” düşüncesi çekti, kim bilir?
Ali Murat Hamarat'ın tüm yazıları
Yorumlarınız için teşekkür ederiz!
Lütfen isim bilgilerinizi girin
Lütfen şehir bilgilerinizi girin
Lütfen yorumlarınızı paylaşın!
2 Yorum
Reklam
Bunları görmüş müydünüz?
/* empty because this one does not have controls */?>
-
AC Milan 4-0 Arsenal: Oyuncu Puanları
Şampiyonlar Ligi'nde moral bulmak isteyen Arsenal, büyük umutlarla gittiği AC Milan deplasmanından 4-0'lık mağlubiyetle döndü.
-
Zenit 3-2 Benfica: Oyuncu puanları
Zenit, kaleci Zhevnov'un Benfica'ya iki gol ikram ettiği karşılaşmayı 3-2 kazanmayı başardı.
-
Messi'den bir rekor daha
Bir Şampiyonlar Ligi aşk hikayesi... Dün gece Bayer Leverkusen ağlarını da sarsan Messi, yeni bir rekor daha kırmış oldu.
-
Yazarlar Beşiktaş'ın Avrupa kimliğini öne çıkardı
Spor Yazarları, dün akşam Braga'yı mağlup eden Beşiktaş'ın ligde ve Avrupa maçlarında daha farklı olduğu paydasında birleştiler.
-
Braga 0-2 Beşiktaş: Oyuncu puanları
Beşiktaş, Braga'yı deplasmanda Sivok ve Simao'nun golleri ile 0-2 mağlup ederek İnönü'de oynanacak rövanş maçı için büyük bir avantaj yakaladı.
Reklam
Reklam