[Öteki futbol] Sürgün’de futbol sevdası: AEK

Savaşın ve sürgünün futbol ikonu, dışlananların ortak mecrası, Balkanlar’ın hüzün dolu fonunda bir “uyumsuz” kulübün öyküsü…

St. Pauli taraftarları (Goal.com/Pauly)
Balkanlar’da hayat hep zor oldu, bundan sonra da huzur olur mu bilinmez. Bölgede o kadar çok acı yaşanmış ve yaşanmaya devam ediyor ki; sıradan bir hayat hikâyesi bile Balkanlar’da yaşanınca içinde hüzün, keder taşıyan bir drama dönüşüyor.  

Sadece insan hikayeleri mi? Tabiî ki hayır, kurumlar da olaylar da bu insanların kaderini paylaşıyor, başka türlü anlamlar, isimlerin, amblemlerin içine yerleşiveriyor.  

Tarih kitapları “Kurtuluş  Savaşı’nı” öyle bir anlatıyor ki; ne yandıysa kim öldüyse hepsi geride kaldı. Dökülen kanlar, savaşın getirdiği açlık, yoksulluk tarih kitapları tarafından çoktan meşrulaştırıldı. Kuşaklar boyunca insanlığın savaş karşısındaki çaresizliği değil, kahramanlık öyküleri okundu, yazıldı. Pekiyi gündelik yaşamda kaybettiklerimize ne olacak?  

İstanbul’un diğer büyüğü

Düşünsenize; gazetelerin futbol sayfalarında Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray’ın özel sayfaları var. Trabzonspor’a da bir miktar yer ayrılıyor. Kalanı da diğer takımlara paylaştırılıyor. O başta saydığımız Üç İstanbullu’nun yanına, en az onlar kadar büyük bir kulübün yerleştiğini bir hayâl edin. Bu kulüp 11 defa lig, 13 defa kupa şampiyonluğu kazansın. Şampiyon Kulüpler Kupası’nda bir, Kupa Galipleri Kupası’nda iki defa çeyrek final, UEFA Kupası’nda bir yarı final oynasın. Böyle bir takım Türkiye’de olsaydı, bu ülkenin futbolu ne kadar farklı bir noktada olurdu öyle değil mi? Pera Spor ya da Beyoğluspor… Ya da… AEK!

Beyoğlu iflâh olmuyor

AEK deniliyor şimdi bu kulübe ama Balkanlar ve özellikle de İstanbul, huzurlu bir toprak parçası  olsaymış, belki de kaleme aldığımız satırlar Pera Spor’un tarihi olacaktı. Bir tabak patlıcan musakkayı Yunanistanlılar’a yâr etmek istemeyen Türkler, koskoca bir Rum kulübüne İstanbul’da nefes alacak yer gösterememiş. Bakın Beyoğluspor amatör liglerde sürünüyor. AEK’in terk-i diyar eylemesinin üzerinden neredeyse bir asır geçecek. İflâh olamıyor Beyoğluspor. Pera Spor, zaten yok. AEK ise bir hüzünlü futbol öyküsü olarak ve tüm ihtişamıyla Atina’da yaşıyor. Şimdilerde endüstriyel futbolun zerk ettiği finans zehirleriyle uğraşsalar da yukarıda yer alan kupaları da müzesinde parlatmaya devam ediyorlar.  

Gelin isterseniz AEK’in kulüp mazisine, çılgın taraftarlarına ve muhalif duruşlarının nerelerden gelip, nerelere dayandığına bir göz atalım.

Bir yol gider Atina’ya


AEK’in kuruluş tarihine baktığımız zaman 1924 yılını görüyoruz. Fakat AEK, bir kulüpten çok daha fazlasını ifade ediyor. İstanbul’da İngilizler tarafından kurulmayan futbol kulüplerinin tarihi, Black Stocking adlı kulübe dayanıyor. Bu kulüp, konumu ve oyuncuları nedeniyle Fenerbahçe’nin öncü kulübü olarak kabul ediliyor. Fakat bu dönemde tuhaf detaylar var tabii ki. Osmanlı’da İstibdâd Dönemi yaşanırken, Müslüman Türk nüfusun değil futbol oynamak, bir hayır kurumu etrafında bir araya gelmesi bile suç olarak kabul ediliyordu. Dolayısıyla futbol ya İstanbul’da yaşayan İngiliz aileler tarafından ya da İstanbul’un en güzel kültürel motifleri arasında olan Rumlar tarafından oynanıyordu. İşte İngilizlere ait olmayan kulüplerde o nedenle çok sayıda Rum top koşturdu. Yeni kulüpler kuruldu ve 1904 yılında İstanbul Ligi başladı. Kadıköy FC, Elpis, Imogene, Chalki, Tataula, Vefaspor, Fenerbahçe, Galatasaray gibi kulüpler… Ve tabiî ki renkleri sarı-siyah olan İstanbulspor ve Peraspor’da oynayan Rumlar, Kurtuluş Savaşı sonrasında mübadele nedeniyle İstanbul’u terk etmek zorunda kaldı. İşte bu zorunlu göçle Atina’ya giden İstanbullu Rumlar, İstanbul’da başladıkları işe Atina’da devam ettiler. 1924 yılında, Birleşik İstanbul Spor anlamına gelen Athlitiki Enosis Konstantinoupoleos’u, yani AEK’i kurdular.  

Belki de AEK’in tarihi boyunca yetiştirdiği efsane futbolcuların arasında, Beyoğluspor’un Türkiye futboluna kazandırdığı Kadri Aytaç, Lefter Küçükandonyadis, Yorgo Kasapoğlu gibi isimler de olacaktı. Belki de AEK’in Türkiye’deki şampiyonluklarına isimlerini yazdıracaklardı, kim bilir?

Hep yabancı  oldular

İşte 1924 yılında kurulan AEK, mübadele gibi bir insanlık dramının futbol âlemindeki çocuğu oldu. Doğup büyüdükleri yurtlarından ayrılmak zorunda kalan İstanbullu Rumlar’ın kurduğu AEK, Yunanistan’da da o toprağın takımı olarak kabul edilmedi. AEK’lilere rakipleri, diğer takım taraftarları “Türkler” diye hakaret etti. Oysa Türkiye’de yerlerinden yurtlarından edilmiş insanlardı.  

AEK, her şeye rağmen Yunanistan futbolunun önde gelen futbol kulübü olmayı başardı. İlerleyen yıllarda sadece İstanbul’dan göç eden Rumların takımı olarak kalmadı. Anadolu’nun diğer noktalarında kalmış Rumlar da Yunanistan’a göç ettikten sonra AEK’in kolu kanadı ve tribünlerinde kendine yer buldu. Atina’daki Türkiyeliler’in de takımı olan AEK, futbolun faşist ruhu içinde kendine yer açtı. Yoksul semtler, varoşlarda yaşayanlar, ezilenler, azınlıklar ve dışlanmışlar kendilerini özgürce ifade edecek bir kurum olarak gördü AEK’i.  

AEK’in ilk başkanı daha sonra Yunanistan başbakanı olacak kişi Venizelos’tu. Venizelos, Nea Filadelfia semtinde göçten gelen Rumlar için bir yerleşim alanı oluşturdu. AEK, ilk antrenmanlarını işte bu semtin sahasında yapmaya başladı. Taraftarıyla ve kulübü oluşturan tüm unsurlarla beraber büyüyen AEK, doğal olarak bu toplumun tüm değerlerini üzerinde taşıyan bir takım oldu. Bu tür takımların spor yapma motivasyonu, sadece sportif başarıyı isteyen sporculardan oluşan bir grup olarak ifade etmek yanlış olur. Ezilmiş ve dışlanmış bir toplumun başarı aracı oldu AEK.  

Original 21

Ambleminde çift başlı  Bizans kartalı bulunan, İstanbul’u simgeleyen sarı-siyah renklere bürünmüş AEK, sürgünde doğan bir çocuğun hayat hikayesi gibi. AEK taraftarları her zaman farklılığını, gücünü ve sınır tanımazlığını ortaya koydu. 1975 yılında ortaya çıktığı rivayet edilen Gate 21 adlı tribün topluluğu, çoğunluğu işçilerden oluşan Marsilyalı taraftarlarla kardeşliği hep konuşulagelir. Gate 21 daha sonra temel ilkelerinden sapmalar yaşandığı tespitiyle “Original 21” olarak isim değiştirerek, muhalif kimliğine her zaman sahip çıkmayı başarmış bir taraftar topluluğu.

AEK’in unutulmazları  arasında 1999 yılında, Partizan’la yaptıkları bir dostluk maçı bulunuyor. NATO güçleri, Sırbistan’ın Kosova zulmüne son vermek için Belgrad’ı bombalamasında ölen sivil sayısı 500-3500 arasında açıklanmıştı. Çeşitli kurumlar ölen insanların sayısı hakkında tahmin ve iddialarda bulunurken, AEK, Belgrad’a gidip Partizan’la bir maç yaptı. Sadece orada bulunup “Savaşa Hayır”, “insanlar ölmesin” diyebilmek için gittiler.

2004 yılındaki 80. yıl kutlamaları  için İstanbul’a geldiler ve Galatasaray’la bir maç yaptılar. Bir de dostluğun rövanşını Atina’da oynadılar. Mazisi ortak acılarla dolu Balkan ülkeleri arasında her şeye rağmen “birlikte yaşama” becerisini gösterebilecek olan AEK, bugün çok farklı bir konumda. Büyük finansal sıkıntı içinde kalan AEK, Yunanistan’ın önemli zenginlerinden Georgios Kintis tarafından satın alındı. Belli ki üzerine para dökülüp, tarihselliği ranta çevrilmeye çalışılan takımlardan biri de AEK olacak. Liberaller “Zamanın ruhu” diyerek işin içinden rahatça sıyrılabiliyor belki ama, kültürel kökenler kolayca alınıp satılamıyor. Eğer sahada AEK’in ruhu dolaşıyorsa hâlâ, alınıp satılan, sahada oynanan futbol ve onun endüstriyel rantıdır sadece.   

Onur Yazıcıoğlu'nun tüm yazıları
Yorumlarınız için teşekkür ederiz!
Lütfen isim bilgilerinizi girin
Lütfen şehir bilgilerinizi girin
Lütfen yorumlarınızı paylaşın!
Yorum
9 Yorum
 
Reklam
Bunları görmüş müydünüz?
  1. AC Milan 4-0 Arsenal: Oyuncu Puanları AC Milan 4-0 Arsenal: Oyuncu Puanları

    Şampiyonlar Ligi'nde moral bulmak isteyen Arsenal, büyük umutlarla gittiği AC Milan deplasmanından 4-0'lık mağlubiyetle döndü.

  2. Zenit 3-2 Benfica: Oyuncu puanları Zenit 3-2 Benfica: Oyuncu puanları

    Zenit, kaleci Zhevnov'un Benfica'ya iki gol ikram ettiği karşılaşmayı 3-2 kazanmayı başardı.

  3. Messi'den bir rekor daha Messi'den bir rekor daha

    Bir Şampiyonlar Ligi aşk hikayesi... Dün gece Bayer Leverkusen ağlarını da sarsan Messi, yeni bir rekor daha kırmış oldu.

  4. Yazarlar Beşiktaş'ın Avrupa kimliğini öne çıkardı Yazarlar Beşiktaş'ın Avrupa kimliğini öne çıkardı

    Spor Yazarları, dün akşam Braga'yı mağlup eden Beşiktaş'ın ligde ve Avrupa maçlarında daha farklı olduğu paydasında birleştiler.

  5. Braga 0-2 Beşiktaş: Oyuncu puanları Braga 0-2 Beşiktaş: Oyuncu puanları

    Beşiktaş, Braga'yı deplasmanda Sivok ve Simao'nun golleri ile 0-2 mağlup ederek İnönü'de oynanacak rövanş maçı için büyük bir avantaj yakaladı.

 
Reklam
Reklam