Avrupa liglerinde geçen hafta: Kıyamet alâmetleri!

Avrupa liglerini genelde İngiltere'den başlayarak anlatan Hamarat Ali Murat, 5-5'i ağzı açık izlediğinden olsa gerek, genellikle üvey evlât muamelesi yaptığı Ligue 1'ı öne aldı izninizle. Sahi, bir maç, hele böyle bir maç, nasıl olur da 5-5 biter?

Avrupa’da kıyamet gibi bir haftasonu geride kaldı. Kıyamet, zira golü atanın kazandığı Fransa Ligi’nde bir maçta 10 defa fileler havalandı. Toplamda 10 şut atılmayan ligde alınan bu skordan sonra kutsal kitaplara bakmakta fayda var, bu dünyadaki günümüz sayılı olabilir.

LIGUE 1

Kıyamet alâmeti olsa gerek Lyon-Marsilya maçı. Bir ara 3-2 gidiyordu da, gözlerim mi beni yanıltıyor olmuştum. Mâlûm İDDAA müteşebbislerinin düşünmediğinden sermaye birikimlerini alta yatırdıkları ligde, o skor bile inanılmazdı. Bir de baktık ne oldu, o netice ikiye katlandı.

Tarihe geçecek randevunun röntgenini çekelim melekelerimizi kullanarak. İlk 15 dakikasında üç gol atılan maçın son 11 dakikasında fileler dört kere havalandı, ikisi 90 ve sonrasında olmak üzere. 4-2 öne geçen Marsilya, ‘işi bitirdim’ derken sahne alan Lisandro Lopez, iki defa fileleri havalandırdı. Bastos’un mermisi 90’daki dokuzuncu gol olarak kayıtlara geçirilirken, ya herru ya merru diyen Marsilya’nın baskısı Toulalan’la sonuç getirdi. Lyonlu futbolcunun baldırı destanın sonuna konmuş nokta gibiydi. Destanın güzelliği son düdükten sonra birbirine sarılan futbolcular, iki takımın başkanı. Kolay mı kardeşim destan yazılmış, tabii öyle yapacaklar diyecek Erdener Abi’ye buradan selâmlarımızı gönderelim.



Bu inanılmaz skor Lille topraklarına gömülen Bordeuax’yu diriltti, dünyanın en güzel lolipop yiyen futbol adamı Laurent Blanc’ın yüzünü güldürdü. Morarmış Bordo 25 puanla lider, Lyon 24 puanla ikinci.

PREMIER LEAGUE

Mavi aktı Londra’da


Premier Lig’de bayram vardı bizim için. Bir tarafta lider Chelsea, diğer köşede onun yakın takipçisi Manchester United. Roman Abramovich’in Londra ekibini satın almasıyla kızışan rekabetin Premier Lig’deki 35. randevusu öncesi her iki takımın aralarındaki eşitlik dikkat çekiyordu. İlk düdük öncesi taraflar birbirlerini 10ar kez devirmiş, 14 de beraberlik çıkmıştı o sahadan. Derken bir de baktık, ilk düdük beklenirken Stamford Bridge’de çıt çıkmıyor. Zira İngiltere’de 1. Dünya Savaşı’nda hayatını kaybeden ve yaralananlar anılıyor. Mâlûm 11 Kasım ya, bütün dünyayı kıyamete sürükleyen ilk yıkımın son günü. İşte o günü anan İngilizler, bununla yetinmeyip o tarihe en yakın Pazar günü de yas tutuyor, şehitlerini anıyor, gazilerine saygı gösteriyor. İşte bu ahvâl ve şerait içinde başlayan mücadelede, bir dakikalık saygı duruşunu, veya ölüm sessizliğini bozmaya çalışan bir avuç taraftar hemen sükunete davet edildi.

Günün anlam ve önemini belirten gelincik, Chelsea’nin formasının ortasına işlenmişti. Sahada birçok asker vardı. Günün ehemmiyeti bir tarafa, sahadaki kapışmanın kıran kırana geçeceği belliydi.



Manchester United, deplasmanda rakibini en son yedi yıl önce yenebilmişti. Evinde oynadığı ilk Hull maçından beri bırakınız beraberliği gol bile yemeyen Chelsea, istatistiklere güveniyordu. Savunmanın belkemikleri Vidic ile Ferdinand’ın yokluğunda 23 yıldır Manchester United’ın başında olan Sir Alex’in ne yapacağı beklenedursun, maç âdetâ satranç masasında oynandı. Portresi Galler Milli Kütüphanesi’nde asılı olan Giggs, 100. golüne imza atabileceği pozisyonda dikkatsiz davranınca tabela değişmedi. Cristiano Ronaldo sonrasının kudurmuş performanslısı Rooney, cehennem zebânisi sıfatıyla ‘Kırmızı Şeytanlar’ı sürüklediyse de gol ev sahibinden geldi. İkinci kaptan Lampard kesti, asıl kaptan Terry bitirdi.

28. yaş gününde pastadaki mumları üfleyeceğine, 250. defa Chelsea formasını giyen Joe Cole’a muhteşem bir hediye verdi kaptan ve arkadaşları. Kutlamalar nasıl oldu bilmem; ancak bu sezon Premier Lig’de duran toptan gol yemeyen tek takım olan Kırmızı Şeytanlar, bu unvanı böylece bırakırken iki takım arasındaki puan farkı beşe çıkmıştı. Londra’nın yenisi, azıcık İngilizce bilen Ancelotti, belli ki bu sezon Premier Lig’e damgasını vurmaya hazırlanıyor, söylemedi demeyin.

Topçular geliyor

Wolverhampton deplasmanında rakibini dörtleyen Arsenal’den mutlusu yok. İki defa kendi filelerini havalandıran cömert ev sahibinin ikramını boş geçmeyen Topçular, çaktırmadan ikinciliğe çıktı. Bir maçı eksik olan Kuzey Londra ekibi o karşılaşmayı kazanırsa zirvedeki Chelsea ile puan farkını ikiye indirecek. Ancelotti ve adamlarını Manchester kovalar diye bekleyenler acaba Arsenal’i tehlikeden sayacak mı, merakla bekliyoruz. Bu arada Rus işadamı, sanatsever hayırsever Usmanov tam Topçubaşı olursa, gemileri yakmaya hazırlanan Amiral Wenger, Madrid’e uçarsa kimse şaşırmasın. 60 yaşındaki Fransız mühendisin emeklilik ikrâmiyesine ihtiyacı olmasa da, ona sadece altyapı hocası diyen bazı meczuplara ispatlayacak çok şeyi olabilir.

Bu arada Arap sermayesinin takımı Manchester City, Burnley karşısında rakibine iki avans vermenin cezasını çekti, puanlar paylaşıldı, altı gol atıldı. Canım, kısır Fransa’da 10 gol atıldıktan sonra bu beraberliğin hükmü yok diyeceklere, tabii boynumuz kıldan ince!

Tuncay şile Tuncay

Premier Lig’de küme düşen Middlesbrough’dan Stoke City’ye transfer olan Tuncay Şanlı ile teknik direktörü Tony Pulis’in arası bir türlü düzelmiyor. Takıma geldiğinden beri bir türlü ilk 11’de forma şansı bulamayan milli futbolcu, dün oynanan Hull City maçında tam 6 dakika görev yaptı! Hocasının 80.dakikada forma verdiği oyuncu, takım arkadaşı Faye’nin kırmızı kart görmesinden sonra Pulis tarafından çıkarıldı. Sadece altı dakika görev yapan forvet, böylece Stoke’un formasını toplam 95 dakika giymiş oldu. Teknik direktörünün kararından sonra çıldıran Tuncay soyunma odasının yolunu tutarken, son dakikada Jan Vennegoor of Hesselink’in attığı gol Stoke’u yakarak üç puanı Hull City’ye getirdi. Demek ki Tuncay’la da olmuyor, Tuncay’sız da. Gelecek yıl İstanbul’a gelecek U2 ne diyordu, ne senle ne sensiz: Tuncay Pullis sana "With or without you, I can’t live" diyor, sen anlamıyor sinirleniyorsun. Anla biraz hocanı…



Şaka bir tarafa, bu Pulis ne yapmaya çalışıyor, anlayan olursa beri gelsin. Amaç o kadar para saydırdığın bir adamı kulübede yosun tutmasıysa, devam et koçum, kim tutar seni! Tuncay hayranı değilim de, küçük takımların kötü yönetilmesine dayanamıyorum, soranlara şimdiden söyleyeyim.

Bir de bir Liverpool vardı bir zamanlar. Birmingam City karşında berabere kalmışlar bu hafta da... 2-2 biten maçta puanı kaptan Gerrard kurtarmış. Kaptan gemiyi kurtarsa da, Benitez'i kim kurtarır kestiremiyoruz...

LA LIGA

La Liga’nın dört atlısı

İspanya’da ilk dört sırada yer alanlar döktürdü. Barcelona Mallorca’yı dörtlerken haftanın maçı Madrid’de oynandı. Bir zamanların vazgeçilmezi olan Atletico-Real buluşmalarının gazı kaçmış durumda. 10 yıldır şehrin kraliyet taraftarlarını deviremeyen cumhuriyetçileri ‘çile bülbülüm çile’ diye terennüm ediyordu sanki. ‘Beyaz Şimşekler’in her vurduğu gol olurken, kırmızı-beyazlılar kaçırdı durdu. Kaka’nın şahane golüyle açılan gol perdesinde solak Marcelo’nun sağıyla çektiği bazukayı iki gündür düşünüyor ve anlamıyorum. Hayır van Basten vurduğunda asrın golü ilân etmiştiler de, bu Sambacı yılın golünü atmış olabilir. Neyse diyor ve devam ediyorum. Vedat Okyar gani gani rahmet istiyor herhalde, onun gibi bir paragraf açacağım.



Öncelikle hocaya. Abiciğim elinde Agüero varsa, ayağı bile kırık olsa, çıkacak o maça! Değnekle bile gol atabilecek kabiliyetteki çocuğu kesip yerine Jurado mu Curado mu o bastıbacağı koyarsan, sana yukarıdaki bile yardım edemez. Adını biliyorum o diğer delikanlının, korkmayın.

Yavrum Simao. Rahmetli Vedat Abi böyle başlardı ya, sana da bir çift sözüm var. Sen bu takımın dinamosusun, imamısın, maestrosusun. Öyle iki topa vuramadın ki… Dua et rahmetli başkan Jesus Gil yaşamıyor. Yoksa çoktan kapının önüne konmuştun!

Şaka bir tarafa, skoru 3-0'dan 3-2’ye getiren Atletico Madrid, kaleyi dövdüyse de Casillas izin vermedi. Önündeki maçlara bakacak olan kırmızı-beyazlılar bakalım şeytanın bacağını ne zaman kıracak?

Lider Barcelona 26, Real Madrid 25, Sevilla 22, Valencia 21 puanda.

SERIE A

Çizme’nin fiyakalısı Juventus

Serie A’nın tepesindeki Inter, Roma’yı ağırladı. Aynı günün erken saatlerinde de ezeli rakipleri, ezeli rakiplerini. Milano’daki mücadeleden birlik beraberlik, Roma’dan galip çıktı. Lazio deplasmanında Milan’ın ne yapacağı merak konusuydu. Bir rakibe, bir kendi kalesine gol atan Thiago Silva yıldızlaşırken, galibiyeti perçinlemek Pato’ya düştü. Genç Sambacının kafasına nokta atışı yapan Ronaldinho’nun formu dikkat çekerken, Pirlo da adrese teslim top oynuyor, eklemek gerekli.



Eto’o Efendinin Roma karşısında getirdiği puan zirvedeki Inter’i 29 puana taşıdı. Takipçi sıfatıyla incelenen Juventus, Atalanta deplasmanında beş golle şakırken 167. golüne imza atan Trezeguet kulüp tarihinin en golcü isimlerinden rahmetli Omar Sivori’yi yakaladı. Belki müdürden izin çıkar, Sivori’yi rahmetle anarız bugünlerde… Müdür demişken, müdür çok meşgul adam, Obama’dan bile randevu kopartmak daha kolay söylemedi demeyin. Yani ilerleyen günlerde Sivori gelmezse, müdüriyete müracaat edin.

(Müdür'ün notu: Müdür müdür müdür?)

Yaşlı Kadın’ın 24, Milan’ın 22 puanı var. Mourinho ve talebeleri gevşemediği sürece, İtalya’da iklim değişmez, Inter bölünmez!

BUNDESLIGA

Leverkusen mucizesi

Bundesliga’nın tepesinde Bayer Leverkusen’in adı yazıyor. Michael Skibbe’nin eski öğrencileri yenilerini dörtleyerek zirvede yalnız kaldı bir parça. Eintracht Frankfurt kolay lokma oldu Leverkusen için. Bakalım Labbadia, vakt-i zamanında ekürisi Kuntz’la, evet eski Beşiktaşlı, Kaiserslautern’de yaptığının bir benzerini Leverkusen camiası için gerçekleştirebilecek mi?

Bayern Münih’e gelince… Anlamak zor hakikaten Bavyeralıları. Oktoberfest bile geçti, bunlar hâlâ oynamıyor. Tamam Ribery ile Robben’i yan yana koyamıyorlar da o kadro onlarsız da döktürür kardeşim. Gerçi Schalke maçında ilâhlar da sahne aldıysa da, sekizinci sıraya gerileyen van Gaal’in talebelerinin kurşun döktürmesinde fayda var. Klinsmann’ın laubaliliği bile Hollandalının disiplininden daha iyi sonuç veriyordu ya, fıkra olsa gerek. Her hafta toparlanır diye beklediğimiz kırmızı-beyazlılarda çanlar birisi ya da birileri için çalıyor. Geçen son nafile rahibelerden medet umanlar, bu sezon vudu büyücülerine sarılabilir. Malum Cristiano Ronaldo’yu şimdiden özledik doğrusu.



Özil gol attıysa da, Bremen Mızıkacıları mesut bir şekilde çalamadı enstrümanlarını. Birinciyle sekizincinin arası altı puan olduğu Almanya’da bu sezon çekilecek film kıyamette geçiyor, söylemedi demeyin.

Ali Murat Hamarat'ın tüm yazıları
Yorumlarınız için teşekkür ederiz!
Lütfen isim bilgilerinizi girin
Lütfen şehir bilgilerinizi girin
Lütfen yorumlarınızı paylaşın!
Yorum
1 Yorum
 
Reklam
Bunları görmüş müydünüz?
  1. AC Milan 4-0 Arsenal: Oyuncu Puanları AC Milan 4-0 Arsenal: Oyuncu Puanları

    Şampiyonlar Ligi'nde moral bulmak isteyen Arsenal, büyük umutlarla gittiği AC Milan deplasmanından 4-0'lık mağlubiyetle döndü.

  2. Zenit 3-2 Benfica: Oyuncu puanları Zenit 3-2 Benfica: Oyuncu puanları

    Zenit, kaleci Zhevnov'un Benfica'ya iki gol ikram ettiği karşılaşmayı 3-2 kazanmayı başardı.

  3. Messi'den bir rekor daha Messi'den bir rekor daha

    Bir Şampiyonlar Ligi aşk hikayesi... Dün gece Bayer Leverkusen ağlarını da sarsan Messi, yeni bir rekor daha kırmış oldu.

  4. Yazarlar Beşiktaş'ın Avrupa kimliğini öne çıkardı Yazarlar Beşiktaş'ın Avrupa kimliğini öne çıkardı

    Spor Yazarları, dün akşam Braga'yı mağlup eden Beşiktaş'ın ligde ve Avrupa maçlarında daha farklı olduğu paydasında birleştiler.

  5. Braga 0-2 Beşiktaş: Oyuncu puanları Braga 0-2 Beşiktaş: Oyuncu puanları

    Beşiktaş, Braga'yı deplasmanda Sivok ve Simao'nun golleri ile 0-2 mağlup ederek İnönü'de oynanacak rövanş maçı için büyük bir avantaj yakaladı.

 
Reklam
Reklam