advertisement
Güzel oyun Irak'ta küllerinden doğuyor
Goal.com'un "Football United" yazı dizisi, bu hafta Irak ile devam ediyor. Yıllarca süren baskı rejiminin ardından bir savaş dönemi yaşayan bu hüzünlü topraklarda futbol, bir kez daha düşmanlıkları ortadan kaldırmanın aracı olarak ortaya çıkıyor.
Geçen yıl 24 Ağustos’ta, Al-Shaab
Stadı’nı dolduran 60 bin taraftar, kulüpleri Erbil’in Al-Zawraa’yı
uzatmalarda 1-0 yenerek üst üste ikinci Irak şampiyonluğunu kazandığı
maçı izlemek için toplanmıştı. Devre arasına yakın, stadyumun bitişiğine düşen havan topu bile, seyircilerin tutkusunun sönmesine
sebep olamamıştı.
Hükümet, bu maçın Amerikan işgalinden ve yıllarca süren savaştan sonra Irak’ın normale dönüşünün işaretlerinden birisi olduğunu iddia ediyordu.
Futbol açısından bakarsak, Irak Federasyonu 2003 yılından beri ilk kez ülke çapında tek bir ulusal lig düzenlemeyi planlıyor. Ayrıca, ülkenin her yanında yeni stadyumların inşa edileceği konuşuluyor. Güneydeki Basra kendi, Körfez Kupası’nın 21.’sine 2013’te ev yapma hakkını şimdiden kazandı bile.
Ancak fazla heyecana kapılmaya da gerek yok; işler yavaş ilerliyor. Irak’ın 1986’da ilk Dünya Kupası’na katılma hakkını elde edişinin arifesinde, Saddam Hüseyin de ülkenin dört bir yanına yeni stadlar yapacağının ve Irak futbolunu yabancı antrenörlere açacağının sözünü vermişti. Futbol hayranları hâlâ bekliyor.
Saddam hükümetinin düşürülüşünden sonra, ülke ters yüz edildi. Futbol anlamında da, üst düzey kulüplerin yetkilileri dahil herkes, hayatın acımasız gerçekleri karşısında yaşam ve ölüm arasında savaş veriyorlardı.
Maddi kaynak yetersizliği ve Bağdat’taki güvensiz ortam, futbolcuların da görece olarak rahat gözüken kuzeydeki Kürt bölgesindeki takımlara transfer olmaya çalışmalarına sebep oldu. Bağdat’ın güçlü kulüpleri Al-Quwa Al-Jawiya, Al-Zawraa, Talaba ve Al-Shurta’nın kadroları ise, alt yapıdan çıkmış genç oyunculardan ve artık başka bir yerde kulüp bulamayan veteranlardan oluşuyordu.
Saddam'ın yakalanması etkili olmadı
Ülkedeki günlük şiddet sebebiyle, 2004’ten itibaren lig üç ayrı bölgesel parçaya ayrıldı. Hatta, takımların maçlar için seyahat ederlerken silahlı güçlerin aramalarından geçtiğine, milli takım hocalarının ülkedeki savaş sebebiyle oyuncu izlemeye gidemediğine dair birçok hikaye anlatılıyor.
Saddam Hüseyin’in yakalanması ve 2006 sonunda idam edilmesi de Bağdat’ta işleri düzeltmedi. Günlük hayatın bir parçası haline gelen insan kaçırma, cinayet ve bombalama olayları, Irak başkentini cehenneme çevirmeye devam ediyordu. Şehir merkezini dahi çoğu zaman Irak Güvenlik Güçleri değil, direnişçiler kontrol etmekteydi.
İlk baştan sporcular hedefte değildi. Ancak 2007 yılında Irak Tekvando Milli Takımı’nın elemanları kaçırılarak öldürüldüler. Onların kaçırılışından 9 gün sonra, Bağdat’ta tenis milli takımının hocasıyla iki tenisçi, şort giydikleri için vuruldular.
Artık normalleşmeye başladı
2007, Irak için Amerikan işgalinin başlangıcından beri en kötü yıl olmuştu. Ancak 2008 ve sonrasında işler az da olsa yoluna girdi sayılır. En azından, sokakta yürürken kaçırılma ve öldürülme riskiniz artık daha az.
Futbol da bu gelişimi izliyor. Savaş başladığından beri ilk kez lig oynanmaya başlandı. Hatta futbolseverler, yakında tek bir ligin oluşacağını hissetmeye başladılar.
Ancak ülkede futbolda da dengeler bir hayli değişti. Artık güçlü olanlar Bağdat ekipleri değil, kuzeydeki Erbil gibi şehirlerin takımları. Erbil, 2007 ve 2008 yıllarında iki kez üst üste şampiyon olmayı başardı.
Barzani'den futbol yatırımı
Erbil’in bu başarısında, Kürdistan Yerel Yönetimi’nin başındaki Barzani’nin takıma yaptığı ekonomik katkının büyük payı var. Bu paralarla, Erbil, ülkedeki istediği oyuncuyu transfer etme şansına sahip. Zaten takım, Bağdatlı oyuncuların bir karması gibi.
Ancak Bağdat takımları da tekrar toparlanmaya başlıyor. Yüksek Eğitim Bakanlığı tarafından finanse edilen Talaba kulübü, Nour Sabri, Ahmed Manajid, Haidar Abdul-Razzaq ve Basim Abbas gibi kaliteli isimleri kadrosuna kattı.
2008’den sonra, bakanlıkların ve devlet kurumlarının bazı takımları desteklemesi yönünde bir karar alındı. Bu karar, birçok takımın iflasın eşiğine gelmesiyle ilgiliydi. Benzer bir uygulama, Baas rejimi gelene kadar eski Bağdat liginde de vardı.
Şu bir gerçek ki, Irak’ta hayatla beraber futbol da normale dönüyor. Ülkenin üst düzey liginin de gelecek sezon çok daha büyük bir çekişmeye sahne olacağı kesin.
Hasanin Mübarek / Goal.com
Hükümet, bu maçın Amerikan işgalinden ve yıllarca süren savaştan sonra Irak’ın normale dönüşünün işaretlerinden birisi olduğunu iddia ediyordu.
Futbol açısından bakarsak, Irak Federasyonu 2003 yılından beri ilk kez ülke çapında tek bir ulusal lig düzenlemeyi planlıyor. Ayrıca, ülkenin her yanında yeni stadyumların inşa edileceği konuşuluyor. Güneydeki Basra kendi, Körfez Kupası’nın 21.’sine 2013’te ev yapma hakkını şimdiden kazandı bile.
Ancak fazla heyecana kapılmaya da gerek yok; işler yavaş ilerliyor. Irak’ın 1986’da ilk Dünya Kupası’na katılma hakkını elde edişinin arifesinde, Saddam Hüseyin de ülkenin dört bir yanına yeni stadlar yapacağının ve Irak futbolunu yabancı antrenörlere açacağının sözünü vermişti. Futbol hayranları hâlâ bekliyor.
Saddam hükümetinin düşürülüşünden sonra, ülke ters yüz edildi. Futbol anlamında da, üst düzey kulüplerin yetkilileri dahil herkes, hayatın acımasız gerçekleri karşısında yaşam ve ölüm arasında savaş veriyorlardı.
Maddi kaynak yetersizliği ve Bağdat’taki güvensiz ortam, futbolcuların da görece olarak rahat gözüken kuzeydeki Kürt bölgesindeki takımlara transfer olmaya çalışmalarına sebep oldu. Bağdat’ın güçlü kulüpleri Al-Quwa Al-Jawiya, Al-Zawraa, Talaba ve Al-Shurta’nın kadroları ise, alt yapıdan çıkmış genç oyunculardan ve artık başka bir yerde kulüp bulamayan veteranlardan oluşuyordu.
Saddam'ın yakalanması etkili olmadı
Ülkedeki günlük şiddet sebebiyle, 2004’ten itibaren lig üç ayrı bölgesel parçaya ayrıldı. Hatta, takımların maçlar için seyahat ederlerken silahlı güçlerin aramalarından geçtiğine, milli takım hocalarının ülkedeki savaş sebebiyle oyuncu izlemeye gidemediğine dair birçok hikaye anlatılıyor.
Saddam Hüseyin’in yakalanması ve 2006 sonunda idam edilmesi de Bağdat’ta işleri düzeltmedi. Günlük hayatın bir parçası haline gelen insan kaçırma, cinayet ve bombalama olayları, Irak başkentini cehenneme çevirmeye devam ediyordu. Şehir merkezini dahi çoğu zaman Irak Güvenlik Güçleri değil, direnişçiler kontrol etmekteydi.
İlk baştan sporcular hedefte değildi. Ancak 2007 yılında Irak Tekvando Milli Takımı’nın elemanları kaçırılarak öldürüldüler. Onların kaçırılışından 9 gün sonra, Bağdat’ta tenis milli takımının hocasıyla iki tenisçi, şort giydikleri için vuruldular.
Artık normalleşmeye başladı
2007, Irak için Amerikan işgalinin başlangıcından beri en kötü yıl olmuştu. Ancak 2008 ve sonrasında işler az da olsa yoluna girdi sayılır. En azından, sokakta yürürken kaçırılma ve öldürülme riskiniz artık daha az.
Futbol da bu gelişimi izliyor. Savaş başladığından beri ilk kez lig oynanmaya başlandı. Hatta futbolseverler, yakında tek bir ligin oluşacağını hissetmeye başladılar.
Ancak ülkede futbolda da dengeler bir hayli değişti. Artık güçlü olanlar Bağdat ekipleri değil, kuzeydeki Erbil gibi şehirlerin takımları. Erbil, 2007 ve 2008 yıllarında iki kez üst üste şampiyon olmayı başardı.
Barzani'den futbol yatırımı
Erbil’in bu başarısında, Kürdistan Yerel Yönetimi’nin başındaki Barzani’nin takıma yaptığı ekonomik katkının büyük payı var. Bu paralarla, Erbil, ülkedeki istediği oyuncuyu transfer etme şansına sahip. Zaten takım, Bağdatlı oyuncuların bir karması gibi.
Ancak Bağdat takımları da tekrar toparlanmaya başlıyor. Yüksek Eğitim Bakanlığı tarafından finanse edilen Talaba kulübü, Nour Sabri, Ahmed Manajid, Haidar Abdul-Razzaq ve Basim Abbas gibi kaliteli isimleri kadrosuna kattı.
2008’den sonra, bakanlıkların ve devlet kurumlarının bazı takımları desteklemesi yönünde bir karar alındı. Bu karar, birçok takımın iflasın eşiğine gelmesiyle ilgiliydi. Benzer bir uygulama, Baas rejimi gelene kadar eski Bağdat liginde de vardı.
Şu bir gerçek ki, Irak’ta hayatla beraber futbol da normale dönüyor. Ülkenin üst düzey liginin de gelecek sezon çok daha büyük bir çekişmeye sahne olacağı kesin.
Hasanin Mübarek / Goal.com
Reklam
Bunları görmüş müydünüz?
/* empty because this one does not have controls */?>
-
Avrupa devleri için kırmızı alarm
2010-2011 yılları arasında Avrupa'nın dev ekiplerinin finansal durumları gittikçe kötüye gidiyor. Goal.com, kulüplerin finansal durumlarını inceledi.
-
Fabio Capello'nun bir sonraki durağı
John Terry'nin kaptanlığı konusunda federasyonla ters düşen Fabio Capello, İngiltere Milli Takımı'ndaki görevinden ayrıldı. Peki ya Capello'nun bir sonraki adresi neresi olacak?
-
Sivasspor 1-1 Beşiktaş: Oyuncu puanları
Beşiktaş, zorlu Sivas deplasmanında öne geçmesine rağmen skoru koruyamayarak galibiyet hasretini 4 maça çıkarttı.
-
Fotoğraflarla Fabio Capello'nun İngiltere macerası
İngiltere Milli Takımı'nın başından ayrılma kararının ardından Goal.com, İtalyan hoca için dönüm noktası sayılabilecek anlara göz attı.
-
Deloitte Futbol Para Ligi'nin ilk 20'si
Deloitte'nin yıllık duyurusu gerçekleşti. Listenin en tepesinde geçen yıl olduğu gibi yine İspanya'nın iki devi Real Madrid ile Barcelona yer alıyor...
Reklam
Reklam