Auf Wiedersehen Lehmann

40 yaşındaki bir futbolcunun vedasına kim şaşırır ki? Hayat yolu çoktan yarılanmış değil mi? Dante’yi bilmem ama söz konusu Jens Lehmann olunca, insanın onun bırakabileceğine inanası gelmiyor.

22 Ağu 2009 16:30:46

İngiltere: Jens Lehmann (Arsenal) (PA)
Fotoğraf Galerisi
Fotoğrafı büyüt
İngiltere: Jens Lehmann (Arsenal) (PA)

İlgili Linkler

Takımlar

Kişiler

Goal.com

1969’da Essen’de dünyaya gözlerin açan Lehmann, önce mıntıkasında gezdikten sonra Schalke’ye gelmişti. O zamanlar ikinci küme tozu yutmakta olan Gelsenkirchen mıntıkasında giderek sevilmişti. Gözünü açtığı camia, onunla büyüdü, o Schalke ile. 1991’de Bundesliga’ya dönen Schalke’nin birinci kalecisi, bir taraftan eğitimini sürdürürken diğer yandan üç direk arasını bekliyordu. 1992-1993 sezonunda dizini adeta eline alan genç eldivenin kariyerinin devam edip etmeyeceği konuşulurken, O, küllerinden doğuyordu. Hemen doğdu sanmayın, bir yıla yakın formasından uzak kalmıştı.

İlk günleri zordu. Bir türlü form tutamamıştı. Hattâ o kadar kötü bir Leverkusen maçı çıkarmıştı ki taraftarın dışarıya davet ettiği Lehmann’ın boynuna daha o zamanlar Bursa’nın kestanesiyle tanışmamış olan Teknik Direktör Jörg Berger tarafından kement atılmıştı. Karşılaşmanın kalanını izlemek yerine metroya atlayan Lehmann, sonradan yapacaklarının teminatını sergilemişti. Yoksa şaşırdınız mı?

Sonraki yıllarda Schalke denince, sadece o düştü akıllara. 1997’de UEFA Kupası’nı kaldıran mavi-beyazlıların kalesinde devleşen kıvırcık saçlı, Avrupa’nın en iyi file bekçisi seçilmişti. Şaşıracak bir şey yoktu, kalede güven veriyor, arada geçirdiği cinnetlerle bu oyuna gönül verenlerin yüreğine ayrı bir yerden oturuyordu.

Milan parantezi

Bir sezon daha kaldığı Gelsenkirchen’den ayrılmadan bir mucizenin daha altına imza attı, Borussia Dortmund ağlarını havalandırdı. Evet, Bundesliga tarihinin ilk gol atan kalecisi apoletini taktıktan sonra Milano arabasına atladı. Bir sonraki durağı gayya kuyusundan beter olan Milan’dı.

10 yıllık Schalke deneyiminden sonra ayak bastığı Çizme’ye bir türlü ısınamadı. Taraftarın da kanının uyuşmadığı Lehmann beş maçtan sonra Dortmund’a satıldı. Bir maçında Yaşar Duran’ın kova lakabını elinden almaya kalkması, yol açtığı penaltının oyuna sonradan giren Rossi tarafından kurtarılması biletini kesmişti.

Dortmund’da bir şampiyonluk yaşasa da, ezeli rakibi Oliver Kahn ile Alman Milli Takımı kalesi için girdiği söz düelloları ülke basınının vazgeçilmezi oluyor, sosissiz gün geçmiyordu. İkisinin birbirine girmediği gün geçmezken bir maçta Coulibaly’yi okşamaktan dört maç ceza alan Lehmann’ın dokundukları arasındaki Kirsten, Elber ve Kuranyi’yi de atlamayalım, günahını almayalım!



Nihayet Arsenal

Türkiye’nin üçüncü olduğu 2002 Dünya Kupası’nı kenardan izlemekten sıkıldığı her halinden belli olan deneyimli file bekçisi, bir yıl sonra Londra emlak piyasasıyla tanışıyordu. Arsene Wenger’in Arsenal’inde 2004’te şampiyonluğu tadan Alman kaleci, ertesi sene de Federasyon Kupası’nı kaldırıyordu.

2006’ya gelince… Ligde dördüncü olan Topçular, devler arenasında final heyecanı yaşamıştı. İşte bunun esbab-ı mucibesi belki de tek adamdı. 852 dakika kalesini gole kapadı, Villarreal ile oynanan yarı final rövanş karşılaşmasının son dakikasında penaltı noktasının başına gelen Riquelme’ye 'Dur' dedi. Kurtardığı penaltıyla takımını finale taşıyan Lehmann, maçın 19. dakikasında Eto’o’yu allayıp pullayınca kırmızı kart görmüş, Arsenal’i bir kişi eksik bırakmıştı. Finalin sonunda Barcelona gülse de Şampiyonlar Ligi’nin en iyi kalecisinin adı Lehmann’dı.

Çok değil ülkesinde düzenlenecek Dünya Kupası’nda yıldızlaşacaktı. Çeyrek finalde Almanya Arjantin’i penaltı atışları sonucu elerken, iki vuruşu durdurarak kalesinde devleşen Lehmann’ın yardım aldığı sonradan ortaya çıkacaktı. Panzerlerin unutulmaz file bekçilerinden Andreas Köpke’nin kendisine uzattığı not kâğıdından kopya çeken tecrübeli kaleci, göz kamaştırmıştı.

2008’de Stuttgart’ın yolunu tutan Lehmann, Avrupa Şampiyonası’nda ikinci olan Almanya’nın kalesini de korumuştu. Turnuvadan sonra Herr Löw tarafından gençlere yol vermek için kadroya alınmamaya başlamıştı.

"Gitse de biz gelsek" diye bekleyenler

Kendisi kadar inatçı olan Kahn ile rekabetleri daha belli ki yıllarca konuşulacak. Ayrıca üç direk arasında bekleyecek her file bekçisinin üzerlerindeki ağırlıkları düşünülünce, Almanya’nın kalesini koruyacak gençlere şimdiden başarı dilemek lazım. Lehmann gelecek yıl noktayı koyacağına göre, 2010 Dünya Kupası’nda sahne alırsa yine şaşırmayız. Hayır bu iki kaleci söz konusu ise o unutulamayacak hırslarının emeklilikten dönmelerine neden olacağını söylemeye gerek yok. Şaka bir tarafa, Alman futbol tarihinin bir dönemine damgasını vuran ve her fırsatta gençlerin önüne öcü gibi dikilen bu ayrılmaz ikiliyi şimdiden özlüyor gibiyiz. Belki onları çok sevmedik; ancak yaptıkları işe şapka çıkarmamak da mümkün değil.

Beyaz perdede şansını deneyecek olan Lehmann’ın hırsı ona bir gün Oscar getirse, hanginiz şaşırır ki…

Auf Wiedersehen Lehmann, Auf Wiedersehen!

Ali Murat Hamarat, Goal.com


Yorumlarınız için teşekkür ederiz!
Lütfen isim bilgilerinizi girin
Lütfen şehir bilgilerinizi girin
Lütfen yorumlarınızı paylaşın!
Yorum (5)
 
 
Reklam
Reklam
En Çok Yorumlananlar
 
 
Reklam