Bu âlemde kral sensin Cantona!

Futbolun yaramaz, karizmatik, zeki ve entelektüel yıldızı Eric Cantona’nın sıradışı yaşam öyküsü, günümüz futbolcuları için ters ama güzel bir örnek. Onun futbola ve yaşama bakışı, bugünün akıl almaz transferleri karşısında ilginç ve sert bir duruş.

05 Ağu 2009 13:00:00

Eric Cantona (Manchester United)
Fotoğraf Galerisi
Fotoğrafı büyüt
Eric Cantona (Manchester United)

İlgili Linkler

Takımlar

Fransa gibi şansonlar, baget ekmek, sigara dumanına boğulmuş romantik karelerin ülkesinde, pipo-fular insanlarının gözümüzde canlandığı bir ulusun göbeğinde, bu ülke hakkındaki önyargılarımıza tamamen zıt bir adam, kocaman bir yürek, sulandırılmamış sek bir tutku ve karizmanın gölgesinde olabildiğince doğru görüntü çizen bir “sivri zekâ” Eric Cantona. Önyargı kötü bir şey, kabul. Hele ki koca bir toplumdan böyle genellemeyle söz etmek fena ayıp; ama Fransız futbolunun bir diğer idolü Arsène Wenger’in Kieslowski’nin Üç Renk üçlemesinden fırlamışçasına halleri bizi bu sözlere sürükledi, kusurumuza bakmayın.  
 
Ancak nereden bakarsak bakalım, Cantona deli bir adam. Marsilya’da bir türlü tutunamayınca, 1989 yılının ortasında Bordeaux’ya, bir sonraki yıl da Montpellier’ye kiralanmıştı. Kiralık olduğu yeni takımında kramponunu takım arkadaşı Jean Claude Lemoult’nun suratına fırlatmıştı. Arkadaşları onun bu hareketlerine alışık olsalar da Cantona’nın nasıl bir deli olduğunu biz ilk defa o zaman anlamıştık. Takımın ağır topları Laurent Blanc ve Carlos Valderama başta olmak üzere arkadaşları Eric Cantona’ya sahip çıkıp ceza almasını engellemişlerdi. Bunu neden yaptılar diye merak edenler için, Manchester United takımının alkol düşkünü çılgın çocuğu ve efsanevi yıldızı George Best’in sözlerine kulak kabartmakta yarar var deriz:

“Cantona ile aynı takımda bir maç oynamak için bugüne kadar içtiğim bütün şampanyaları iade ederdim.”  

Cantona bir Fransız olmasına rağmen İngilizlerin, özellikle Manchester United taraftarlarının arasında oldukça yaygın bir cümleyle reklam filmlerine bile konu oldu: “1966 İngiltere için harika bir yıldı. Çünkü Eric doğdu.” Fransa’daki kariyeri, agresif tavırları, bir türlü uzlaşmaz hâlleri nedeniyle cezalarla biten ve 1991 yılında işi futbolu bırakmaya kadar götüren Cantona, İngiltere’ye transfer olmaya ve futbola devam etmeye, onun hışmından nasibini almış Platini tarafından ikna edilmişti. Önce Leeds United’da yıldızlaşan Eric Cantona, 1992-93 yılında Manchester United’a transfer oldu. United’a ardı ardına yaşattığı başarılar ve karizması, taraftarların ona ölümsüzleştireceği bir lakap takmasıyla taçlandı: “Eric the King” (Âlemin Kralı Eric).

Arthur Rimbaud hayranı futbolcu
 
Eric Cantona, futbol için sıradışı bir isim oldu hep. “Benim rakiplerime faşist küfürler ettiğimi söylüyorlar; ama ben faşizmi anlayacak kadar entelektüel değilim” diyen Marco Materazzi’nin tersine, sıkı bir Rimbaud hayranı olan Cantona, Crystal Palace tribünlerinden kendine birebir edilen ırkçı küfre, ânında refleksif bir tekmeyle karşılık veren biri. Felsefe eğitimi alan, deplasmana giden uçaklarda birbirlerine sulu şakalar yapmaktan hoşlanan futbolcu ekseriyetine inat, elinde bir şiir kitabı, walkman’indeki klasik müzik albümleriyle futbolculuğun ezberini de bozan bir yıldız aynı zamanda. Eric, sahaya çıkarken yakalarını havaya kaldırırdı; bu onun için yerçekimine karşı koymak anlamına geliyordu ve kadere mahkûm olmamanın simgesiydi. Kabına sığamayan ve futbolu çok sevse de sadece futbolla yetinmeyen Cantona, Charles Bukowski’nin kısa bir öyküsünden yola çıkarak “Apporte-moi de l’amour” isimli kısa filmin yönetmenliğini de yaptı. Futbolu bırakırken de yerçekimine karşı direniyordu. Henüz 30 yaşındayken Manchester United ve futbola şöyle veda etti: “Futbolda para faktörü her şeyin önüne geçti ve bu durum beni çok rahatsız ediyor.”

O, futbolun futbol olduğu yerlere döndü, yani kumsallara. Önce kendi oynadı sonra oyuncular yetiştirdi. Yetiştirmeye de devam ediyor. Garanti yollardan hazzedenlerden değil; rüzgâra karşı direnenlerden, haksızlığa boyun eğmeyenlerden. Cantona, bireysel direnişin gücünü her zaman gösterdi: Farklı durarak, isyan ederek ve kimseye benzemeyerek. 
 


CANTONA’NIN VUKUATLARI

1987 – Takım: Auxerre. Mağdur: Takım arkadaşı Bruno Martini. Eylem: Arkadaşının suratına yumruk atmak.

1988 – Takım: Auxerre. Mağdur: Nantes oyuncusu Michel Der Zakarian. Eylem: Maç içinde bu oyuncuya futbolun oldukça dışında bir tekme atması. Beş maç ceza ve milli takım maçlarından men cezası aldı.

1989 – Takım: Fransa Milli Takımı. Mağdur: Michel Platini. Eylem: Televizyon ekranından milli takım hocası, Fransız efsanesi Michel Platini’ye küfür etmek. Bu nedenle bir yıllığına milli takımdan uzaklaştırıldı.

1989 – Takım: Marsilya. Mağdur: Marsilya forması. Eylem: Torpedo Moskova’yla yapılan hazırlık maçında formasını yere fırlattığı için bir ay takımdan uzaklaştırıldı.

1989 – Takım: Montpellier. Mağdur: Takım arkadaşı Jean Claude Lemoult. Eylem: Takım arkadaşının suratına krampon fırlatmak. 

1991 – Takım: Nimes. Mağdur: Hakem. Eylem: Maç içinde hakemin suratına top fırlattığı için bir ay futboldan uzaklaştırılma cezası aldı. 

1991 – Takım: Nimes. Mağdur: Kendisine bir ay men cezası veren federasyon üyeleri. Eylem: Kendisine bir ay men cezası veren federasyon üyelerini tek tek telefonla arayan Cantona, bu kişilerin tamamına “gerizekâlı” dediği için cezası üç aya yükseldi. Eric Cantona bunun üzerine futbolu bırakma kararı aldı. Michel Platini, onu bu kararından vazgeçirdi ve Cantona, İngiltere’ye transfer oldu.

1995 – Takım: Manchester United. Mağdur: Matthew Simmons isimli Crystal Palace taraftarı. Eylem: Yine krampon fırlattı; ancak bu defa kramponun içinde ayağı da vardı! Bu tekme onu bir yıl sahalardan uzaklaştırdı. İşin aslı öğrenildiğinde, tribündeki bu adamın “Pis Fransız, git kendini becer ve ülkene geri dön” minvalindeki ırkçı küfrüne, Cantona’nın gelişine vole vurduğu ortaya çıktı.

CANTONA’NIN FUTBOLCULUK KARİYERİ

Sırasıyla Auxerre, Martigues, Marsilya, Bordeaux, Montpellier, Nimes, Leeds United ve sonunda Manchester United forması giydi. 45 defa Fransa Milli Takım formasını giydiyse de Manchester United taraftarları onu Fransızlar’dan daha çok sevdi. Fransa makus talihini yenerek 1998’de Dünya Kupası’na ulaşmadan önce, Fransa’nın “beyaz gölgesi” Aime Jaquet, iki büyük yıldız David Ginola ve Eric Cantona’yı kadro dışı bırakmıştı. Fransız futbolu ve Eric Cantona iki ayrı nehir gibi futbol denizine aktılar. Ta ki Cantona antrenmanlar ve maçlardan sıkılıp Fransa Plaj Futbolu Milli Takımı’nı devralana kadar. 



Onur Yazıcıoğlu, Goal.com

(Not: Bu portre Yeni Aktüel dergisinin 193. sayısında yayımlanmıştır)
Yorumlarınız için teşekkür ederiz!
Lütfen isim bilgilerinizi girin
Lütfen şehir bilgilerinizi girin
Lütfen yorumlarınızı paylaşın!
Yorum (40)
 
 
Reklam
Reklam
En Çok Yorumlananlar
 
 
Reklam