Neeskens: Futbolun İsmet Paşa'sı
İnsanların yazgısını adı mı belirler diye sordurtan bir futbol efsanesidir Johan Neeskens. Johan Cruijiff’un adaşı olmaktan kelli gölgede kalmıştır hep. Şaka bir tarafa İkinci Johan olmuştur futbol dünyasında. İşte huzurlarınızda futbolun ‘İsmet Paşa’sı, dünyanın sayılı ikinci adamlarının en yakışıklısı.
14 Haz 2009 13:39:05
1951’de Hollanda’nın kuzeyinde Heemstede’de dünyaya gelen Neeskens,
futbola doğduğu yerde başlamıştı. 19’unda Ajax’a geldiğinde futbolun
manifestosu total futbol ilân edilmiş, hasat zamanı gelmişti. General
Rinus Michels’in önderliğinde şiir gibi top oynayan Amsterdam ekibinin
başta sağ bekiydi Neeskens. Takımın beyni
Birinci Johan önderliğinde Hollanda’nın tozunu atan Ajax, artık varolmayan Şampiyon Kulüpler Kupası’nın finaline 1971’de yükseldiğinde, dünya olacaklardan henüz habersizdi.
İki yıl önce yine aynı kupanın finalinde Milan’a boyun eğen Hollandalılar, Panathinaikos’a karşı mutlak favoriydiler. Futbolun mabedi Wembley’de 200 bin meraklı gözün önünde Ajax, van Dijk ve Haan ile güldüğünde total futbolun ateşi Ada’ya sıçramıştı. Futbolcuların değişik mevkilerde görev yapabilmesinin gerektiği sistemde, küçük sağbek olarak başta dikkat çeken Neeskens’in bitmek tükenmek bilmeyen enerjisi, tekniği ve şutları bir anda onun mevkisini değiştirmişti. Orta sahanın ortasına taşınan İkinci Johan, hep gölgesinde kaldığı Birinci’yi beslemeye başlamıştı.
'Johan duosu' Barça yollarına düşüyor
Michels’in Barcelona uçağına atlamasından sonra takımın başına geçen Stefan Kovacs ile döktürmeye başlayan Ajax, 1972’de üst üste ikinci finalini kazanır. Inter’i ezeli rakipleri Feyenoord’un stadı De Kuip’in çimlerine gömen Amsterdamlılar, Rotterdam’da unvanlarını korurken iki golün de altına imzasını koyan Sarı Fare kod adlı Birinci Johan, devleşir.
Disiplinli ve yer yer gaddar Michels’ten sonra futbolculara ‘Pamuk Amca’ gibi gelen Kovacs’ın önderliğinde Juventus’u devirerek üst üste üçüncü Şampiyon Kulüpler Kupası’nı Amsterdam’daki müzeye kaldıran Ajax’a ayrılık düşer. Michels’in peşinden Birinci Johan 1973’te, İkinci Johan ise 1974’te Barcelona yollarına düşer. O yılı Hollandalılar hâlâ hatırlamak istemiyorlar…
'Johan segon'
Dünya Kupaları tarihinin taçlanmamış en güzel ikinci takımı yine Rinus Michels’in idaresinde Almanya’nın yolunu tutmuştu. Hollanda oynadığı oyunla gönüllerin şampiyonu olurken talihin yakasını bırakmadığı Almanya, finale adını yazdırmıştı. Köklerini İkinci Dünya Savaşı’nın acılarından alan her iki ülke arasında nefret, unutulmaz finallerden birini doğurmuştu. Penaltı noktasındaki gaddarlığıyla bilinen Neeskens’in vuruşuyla öne geçen Hollanda, Breitner’in penaltısıyla sarsılmış, Gerd Müller’in golüyle dağılmıştı. Dünya tarihinin belki de en iyi iki penaltıcısının sahne aldığı finali kaybeden Hollandalılar, makus talihlerine yine ağlamışlardı. Futbolu bıraktıktan yıllar sonra bir araya gelen Breitner ile Neeskens’e en güzel penaltı sorulacaktı. Alman yıldız köşeye yerden sert atılandır derken Hollandalının cevabı oldukça netti: “Gol olandır!”
Michels ve Sarı Fare ile birlikte Barcelona’da sonradan markalaşacak Hollanda kolonisinin kurulma aşamasında rol oynayan Neeskens’e resmen lakabı takılacaktı: Johan Segon. (İkinci Johan)
Cruijiff yerine Cruyff
Barcelona pazarına girişiyle birlikte Cruyff olmuştu Birinci Johan. Haklıydı da, isminin aslını Hollandalılar bile yazamıyordu. Zaten yeşil sahaların Nijinsky’si, kendisi de bunu söylemişti:
“Cruijiff’ten Cruyff’a geçilmesinin sebebi İngiltere’de daktilolarda –ij’nin olmamasıydı. İspanya’da da aynı şekilde anıldım zira birçok ticari faaliyetin içindeydim.”
Yıllar sonra marka olarak adını tecil ettirdiğinde, iki yazılışı da kayıt altına aldıracaktı.

Johan Cruyff / Hollanda Millî Takımı
Her ne kadar ‘El Salvador’ olarak anılıp Santiago Bernabeu’da Real Madrid’in beşlendiği maça imza atsa da, kulüp tarihinin kısır yıllarında sahne almıştı birinci Hollanda jenerasyonu. Birinci Johan bir şampiyonluk bir de Kral Kupası’nı göğe kaldıracak ardından Amerika’nın yolunu tutacaktı. Barcelona’ya gölgesinde kaldığı adaşından bir sene geç gelip bir sene geç ayrılan İkinci Johan ise şampiyonlukta yerini alamayacak, lakin 1979’daki Kupa Galipleri şampiyonluğunda rol oynayacaktı. 1978 Arjantin Dünya Kupası’nda ise Cruyff’un yokluğunda Portakallar, yine aynı kâbusu yaşamıştı. Ev sahibi Arjantin’e yine finalde dönen Hollanda’nın yıldızı Neeskens olurken uzatmalarda kaybedilen finalin 90. dakikasında Rensenbrink’in direkten dönen vuruşu, bir ülkenin alınyazısının silinemediğini gösterir gibiydi…
Neeskens Hollanda'da ve yine 'İkinci adam'
Birinci Johan kısa bir Amerika macerasının ardından Avrupa’ya muhteşem bir dönüş yaparken Neeskens; Ahmet Ertegün ve Nesuhi Ertegün’den tanıdık, dünya yıldızlarına beş yıldızlı emeklilik sunan Cosmos’ta tam beş sene forma giyiyordu.
Adaşının aksine Avrupa’ya dönüşü pek suskun oldu Neeskens'in. Küçük takımlarda dolaşırken geleceğin hayallerini kuruyordu. Haritada nokta bile olmayan küçük mıntıkaların küçük takımlarını çalıştırdıktan sonra Guus Hiddink’ten gelen görev emrine 'Hayır' diyememişti tıpkı Ronald Koeman ve Frank Rijkaard gibi. Hiddink’in vedasından sonra Rijkaard, teknik direktörlük koltuğuna otururken İkinci Johan, kendisiyle özdeşleşecek ikinci adam pozisyonunda çoktan yerini almıştı.
1998 Dünya Kupası ile 2000 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda ‘Portakallar’ın yazgısı yine değişmemişti. 1998’de Hiddink’in öğrencileri Brezilya’ya penaltı atışları neticesinde boyun eğerken EURO 2000’de oynadığı harika futbolla dikkat çeken Rijkaard ve şürekâsı bu sefer İtalya’ya yine aynı senaryoyla mağlup oluyordu. Beyaz noktadan adeta meşin yuvarlağın canına kast eden Neeskens’in vedasından sonra Hollanda Milli Takımı ne zaman penaltıdan gülmüştü ki…
Avustralya ve nihayet Barcelona
EURO 2000 macerasının ardından NEC Nimjegen’in başına geçen Neeskens, takımını yirmi yıl sonra Avrupa Kupaları’na çıkarıyordu. 2004’te kovulan İkinci Johan, ertesi yıl ona çok güvenen ilk işvereni Hiddink’in ricasını kıramayacak ve Avustralya’nın yardımcı antrenörlük koltuğuna oturacaktı. 2006 Dünya Kupası’nı kazanacak İtalya’ya tartışmalı bir şekilde boyun eğen ‘Kangurular’ın akıllara kazınmasında rol oynamıştı.
Derken ikinci işvereniyle buluşmak üzere Barcelona’daydı Neeskens. Birinci Johan’ın Tanrı olduğu topraklarda Rijkaard ile beraber çalışmıştı. Hiddink gibi yeşil sahalarda satranç oynayan bir dahiden, Rijkaard gibi bir karizmaya futbolun ilahlarının hep sağ kolu olan bu adamın varlığı bile heyecan veriyor. O hep gölgede kalsa da, yanında oturduklarının gözleri kamaştırması dikkatlerden kaçmıyor.
Ali Murat Hamarat, Goal.com

İki yıl önce yine aynı kupanın finalinde Milan’a boyun eğen Hollandalılar, Panathinaikos’a karşı mutlak favoriydiler. Futbolun mabedi Wembley’de 200 bin meraklı gözün önünde Ajax, van Dijk ve Haan ile güldüğünde total futbolun ateşi Ada’ya sıçramıştı. Futbolcuların değişik mevkilerde görev yapabilmesinin gerektiği sistemde, küçük sağbek olarak başta dikkat çeken Neeskens’in bitmek tükenmek bilmeyen enerjisi, tekniği ve şutları bir anda onun mevkisini değiştirmişti. Orta sahanın ortasına taşınan İkinci Johan, hep gölgesinde kaldığı Birinci’yi beslemeye başlamıştı.
'Johan duosu' Barça yollarına düşüyor
Michels’in Barcelona uçağına atlamasından sonra takımın başına geçen Stefan Kovacs ile döktürmeye başlayan Ajax, 1972’de üst üste ikinci finalini kazanır. Inter’i ezeli rakipleri Feyenoord’un stadı De Kuip’in çimlerine gömen Amsterdamlılar, Rotterdam’da unvanlarını korurken iki golün de altına imzasını koyan Sarı Fare kod adlı Birinci Johan, devleşir.
Disiplinli ve yer yer gaddar Michels’ten sonra futbolculara ‘Pamuk Amca’ gibi gelen Kovacs’ın önderliğinde Juventus’u devirerek üst üste üçüncü Şampiyon Kulüpler Kupası’nı Amsterdam’daki müzeye kaldıran Ajax’a ayrılık düşer. Michels’in peşinden Birinci Johan 1973’te, İkinci Johan ise 1974’te Barcelona yollarına düşer. O yılı Hollandalılar hâlâ hatırlamak istemiyorlar…
'Johan segon'
Dünya Kupaları tarihinin taçlanmamış en güzel ikinci takımı yine Rinus Michels’in idaresinde Almanya’nın yolunu tutmuştu. Hollanda oynadığı oyunla gönüllerin şampiyonu olurken talihin yakasını bırakmadığı Almanya, finale adını yazdırmıştı. Köklerini İkinci Dünya Savaşı’nın acılarından alan her iki ülke arasında nefret, unutulmaz finallerden birini doğurmuştu. Penaltı noktasındaki gaddarlığıyla bilinen Neeskens’in vuruşuyla öne geçen Hollanda, Breitner’in penaltısıyla sarsılmış, Gerd Müller’in golüyle dağılmıştı. Dünya tarihinin belki de en iyi iki penaltıcısının sahne aldığı finali kaybeden Hollandalılar, makus talihlerine yine ağlamışlardı. Futbolu bıraktıktan yıllar sonra bir araya gelen Breitner ile Neeskens’e en güzel penaltı sorulacaktı. Alman yıldız köşeye yerden sert atılandır derken Hollandalının cevabı oldukça netti: “Gol olandır!”
Michels ve Sarı Fare ile birlikte Barcelona’da sonradan markalaşacak Hollanda kolonisinin kurulma aşamasında rol oynayan Neeskens’e resmen lakabı takılacaktı: Johan Segon. (İkinci Johan)
Cruijiff yerine Cruyff
Barcelona pazarına girişiyle birlikte Cruyff olmuştu Birinci Johan. Haklıydı da, isminin aslını Hollandalılar bile yazamıyordu. Zaten yeşil sahaların Nijinsky’si, kendisi de bunu söylemişti:
“Cruijiff’ten Cruyff’a geçilmesinin sebebi İngiltere’de daktilolarda –ij’nin olmamasıydı. İspanya’da da aynı şekilde anıldım zira birçok ticari faaliyetin içindeydim.”
Yıllar sonra marka olarak adını tecil ettirdiğinde, iki yazılışı da kayıt altına aldıracaktı.

Johan Cruyff / Hollanda Millî Takımı
Her ne kadar ‘El Salvador’ olarak anılıp Santiago Bernabeu’da Real Madrid’in beşlendiği maça imza atsa da, kulüp tarihinin kısır yıllarında sahne almıştı birinci Hollanda jenerasyonu. Birinci Johan bir şampiyonluk bir de Kral Kupası’nı göğe kaldıracak ardından Amerika’nın yolunu tutacaktı. Barcelona’ya gölgesinde kaldığı adaşından bir sene geç gelip bir sene geç ayrılan İkinci Johan ise şampiyonlukta yerini alamayacak, lakin 1979’daki Kupa Galipleri şampiyonluğunda rol oynayacaktı. 1978 Arjantin Dünya Kupası’nda ise Cruyff’un yokluğunda Portakallar, yine aynı kâbusu yaşamıştı. Ev sahibi Arjantin’e yine finalde dönen Hollanda’nın yıldızı Neeskens olurken uzatmalarda kaybedilen finalin 90. dakikasında Rensenbrink’in direkten dönen vuruşu, bir ülkenin alınyazısının silinemediğini gösterir gibiydi…
Neeskens Hollanda'da ve yine 'İkinci adam'
Birinci Johan kısa bir Amerika macerasının ardından Avrupa’ya muhteşem bir dönüş yaparken Neeskens; Ahmet Ertegün ve Nesuhi Ertegün’den tanıdık, dünya yıldızlarına beş yıldızlı emeklilik sunan Cosmos’ta tam beş sene forma giyiyordu.
Adaşının aksine Avrupa’ya dönüşü pek suskun oldu Neeskens'in. Küçük takımlarda dolaşırken geleceğin hayallerini kuruyordu. Haritada nokta bile olmayan küçük mıntıkaların küçük takımlarını çalıştırdıktan sonra Guus Hiddink’ten gelen görev emrine 'Hayır' diyememişti tıpkı Ronald Koeman ve Frank Rijkaard gibi. Hiddink’in vedasından sonra Rijkaard, teknik direktörlük koltuğuna otururken İkinci Johan, kendisiyle özdeşleşecek ikinci adam pozisyonunda çoktan yerini almıştı.
1998 Dünya Kupası ile 2000 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda ‘Portakallar’ın yazgısı yine değişmemişti. 1998’de Hiddink’in öğrencileri Brezilya’ya penaltı atışları neticesinde boyun eğerken EURO 2000’de oynadığı harika futbolla dikkat çeken Rijkaard ve şürekâsı bu sefer İtalya’ya yine aynı senaryoyla mağlup oluyordu. Beyaz noktadan adeta meşin yuvarlağın canına kast eden Neeskens’in vedasından sonra Hollanda Milli Takımı ne zaman penaltıdan gülmüştü ki…
Avustralya ve nihayet Barcelona
EURO 2000 macerasının ardından NEC Nimjegen’in başına geçen Neeskens, takımını yirmi yıl sonra Avrupa Kupaları’na çıkarıyordu. 2004’te kovulan İkinci Johan, ertesi yıl ona çok güvenen ilk işvereni Hiddink’in ricasını kıramayacak ve Avustralya’nın yardımcı antrenörlük koltuğuna oturacaktı. 2006 Dünya Kupası’nı kazanacak İtalya’ya tartışmalı bir şekilde boyun eğen ‘Kangurular’ın akıllara kazınmasında rol oynamıştı.
Derken ikinci işvereniyle buluşmak üzere Barcelona’daydı Neeskens. Birinci Johan’ın Tanrı olduğu topraklarda Rijkaard ile beraber çalışmıştı. Hiddink gibi yeşil sahalarda satranç oynayan bir dahiden, Rijkaard gibi bir karizmaya futbolun ilahlarının hep sağ kolu olan bu adamın varlığı bile heyecan veriyor. O hep gölgede kalsa da, yanında oturduklarının gözleri kamaştırması dikkatlerden kaçmıyor.
Ali Murat Hamarat, Goal.com

Reklam
En Çok Okunanlar
- Juventus komple değişiyor
- Premier Lig'in en kısa boylu 10 oyuncusu
- Nistelrooy: "Kariyerimin en kısa maçıydı"
- Liverpool ve Everton birleşse neler olurdu?
- Rakipler belli oldu
- Fabregas, Barça'ya gidecek
- Casillas'a göre en iyi kaleciler
- Aziz Yıldırım: "Beşinci yıldızı takacağız"
- Rijkaard çıldırdı!
- Brezilya'da Elano var, Andre Santos yok
- Schumacher: "Yarı Türk sayılırım"
Reklam
Reklam