Sıfırdan zirveye: Victor Moses'ın dramatik hikayesi

PaylaşKapat Yorum
Nijerya'da başlayan bir hikaye, futbol dünyasına yeni bir yıldız kazandırmıştı. Ancak Victor Moses'ın yaşadıkları, bunları yazmaktan daha zordu...


ÖZEL | Süleyman Tetik      Twitter'dan takip edin!

Küreselleşen dünyanın en büyük gazabını çeken kıtadır Afrika. Ölümler, açlıklar, savaşlar, katliamlar ve göçler, kıtanın üzerine lanet gibi çökmüştü.

Coğrafi keşiflerle başlayan Afrika sömürgeciliği, yüz yıllar sonra etkisini terk etmemişti. Yıllar önce orada bulunan değerli madenler, önemli kaynaklar, oradaki insanların yokluk çekmesine ve yok oluşuna neden olacaktı.

İç savaşların bitmek bilmediği ve hayatta kalmanın, önemli bir yaşam standardı olduğu topraklarda bir çocuk geldi dünyaya. Onu, o topraklarda diğer çocuklardan farklı kılan herhangi bir şey de yoktu. Fakat dönemin Nijerya'sında kan gövdeyi götürüyordu. Victor'un en büyük tutkusu, diğer yaşıtları gibi futbol oynamaktı. Victor'un çok sevdiği babası ise Nijerya'da papazdı. Ancak o dönem Nijerya'daki en zorlu mesleklerden biri din adamı olmaktı. Zira ülkenin her bir köşesinde şiddetli din çatışmaları vardı.

Henüz 11 yaşındaydı Victor. Bir gün sokakta arkadaşlarıyla top oynarken, amcasının haykırışlarını duydu. Amcası, Victor'un adını haykırarak yanına geldi ve derhal onu oradan alıp bir arkadaşına götürdü. Henüz 11'indeki bir çocuk, annesiyle babasının saldırıya uğradığını öğrendi oracıkta. Durumları ağırdı. Gözlerinden yaşlar boncuk gibi inerken, amcasının söylediklerini de pür dikkat dinlemeye çalışıyordu küçük çocuk. Amcası, Victor'un hayatının tehlikede olduğunu biliyordu. Bu nedenle onu Nijerya'da tutmaya niyeti de yoktu.

Victor Moses of Wigan

Kısa bir süre yakınlarının evinde saklanan Moses, akrabalarının yardımıyla İngiltere'ye mülteci olarak gönderildi. Çocukluğunun en güzel günlerinde, önce anne babasından haber alamıyor, şimdi de ülkesini, arkadaşlarını, top oynadığı sokakları geride bırakıp, hiç bilmediği, belki de adını bile duymadığı bir ülkeye gidiyordu. Moses'ı o kadar telaşlı göndermişlerdi ki anne ve babasının fotoğrafını bile yanına almaya zaman bulamamıştı. İngiltere'ye varan Moses, bambaşka insanlar, bambaşka yüzler, bambaşka sokaklar, evler, arabalar ve insanlarla karşı karşıya kalmıştı. 11 yaşındaki bir çocuk için dünya, kendi şehrinden ibarettir. Ancak küçük Victor, tek başına dünyanın öteki ucunda buluvermişti kendini. Aklı fikri ailesindeydi. Mutlu değildi. Ölümden kaçmıştı ama nereye gelmişti? Ne yapacaktı, ailesine ne olmuştu? Bir daha asla Nijerya'ya dönemeyecek miydi? Küçük bir çocuğun düşünmemesi gereken şeyleri düşünmek zorundaydı Moses. Dünya başına yıkılmıştı...

Çok geçmedi. İngiltere'de bir koruyucu ailenin yanında yaşam mücadelesini sürdürürken anne ve babasının hayatını kaybettiğini öğrendi küçük çocuk. Yaşananları aklı almıyordu. O, her zamanki gibi arkadaşlarıyla top oynarken, sabah sarılıp gönderdiği babasıyla annesini, bir daha asla görememişti. Baba Austine ve anne Josephine, din savaşının ortalığı kasıp kavurduğu ülkede kilisedeyken, kilise ateşe verilmişti. İkisi de canını teslim etmişti.

Güçlü olmak şarttı. Ancak 11 yaşındaki bir çocuktan, bu kadar güçlü olmasını beklemek, haksızlıktı. Onun oyun oynaması, top koşturması gerekiyordu. Yalnızca 11 yaşında bunları yaşayan bir çocuğa da tüm dünyanın ve tüm insanlığın hesap vermesi gerekiyordu. Ancak yine iş Moses'a düştü ve o, günler geçtikçe yeni hayatını öğrenmeye başladı. Ayaklarının üstünde durmayı başaran Victor, Londra'da bir okula da kaydolmuştu. Fakat tutkusundan vazgeçmiyordu. Artık annesi, babası ve Nijerya'sı yoktu. Bu nedenle tutunacak tek dalı, meşin yuvarlak olmuştu.

2007 U17

Crystal Palace'ın stadı Selhurst Park'a birkaç sokak uzaklıkta bir okulda öğrenim gören Victor, Londra ekibinin scout görevlileri, sık sık keşif için gittiği okulda Victor'u görüp derhal takıma kazandırdılar. Büyük bir hayat mücadelesi veren Moses, bir futbol hikayesi yazmaya başlamıştı.

Sonrası ise malum... Victor Moses, önce Wigan'a transfer oldu, ardından İngiliz devi Chelsea'nin renklerine bağlandı. Kiralık olarak Liverpool ve West Ham'da kiralık oynadı ve dönüşünde, Stamford Bridge taraftarının sevgisini kazandı.

Haberin devamı aşağıda

Victor Moses, kendisini cezalandıran hayata, büyük bir hayat bilgisi dersi verdi. Henüz aklının yalnızca oyun oynamayı düşündüğü yaşlarda, almaması gereken sorumluluklar yüklendi ona. O, yalnızca başka bir dine mensup olduğu için ailesini kaybetti.

Victor Moses, hayatını karartan olayların yaşandığı Kaduna'yı halen ziyaret edemiyor. Çünkü, yüreği buna dayanmıyor. Hatırladıkça, gözlerinin dolduğunu söylüyor. Ve o, ülkesi Nijerya'yı çok seviyor. Öyle ki; bir de ders veriyor. Nijeryalı hristiyan bir futbolcu, ailesini din savaşında kaybetmesine rağmen kin tutmuyor ve milli takımda farklı dinlere mensup futbolcularla beraber koşuyor, beraber seviniyor, beraber mücadele ediyor...

Victor Moses and Efe Ambrose - Nigeria

Sonraki haber:
ARDA TURAN YENİDEN SAKATLANDI
Sonraki haber:
TV'DE BUGÜN FUTBOL EKRANI
Sonraki haber:
ABDULLAH AVCI: BEŞİKTAŞ'A NET POZİSYON VERMEDİK
Sonraki haber:
ŞENOL GÜNEŞ: ALINAN SONUÇLAR BİZİM İÇİN BAŞARISIZLIK
Sonraki haber:
SÜPER LİG'DE ASİST KRALLIĞI YARIŞI
Kapat